sponsorlu bağlantılar
İnsanın Doğası ve Din


İnsan Diğer Varlıklardan Üstündür

Allah, insanı üstün bir varlık olarak yaratmış ve ona akıl ve irade özelliği vermiştir. Bu sayede insan;
- Öğrenebilir ve bilgi edinebilir,
- Kendini geliştirebilir,
- Edindiği bilgiler arasında bağlantı kurabilir,
- Olaylar arasında sebep sonuç ilişkisini kurabilir,
- İcat eder ve araç gereç üretebilir,
- İyiyi kötüden ayırabilir ve hangisini seçeceği konusunda özgür bir iradeye sahiptir.

İşte Allah’ın verdiği bu özelliklerden dolayı insan her yaptığından sorumludur. Çünkü üstün olmak sorumluluğu da beraberinde getirir.

Din Duygusu Doğuştandır

İnsanda din duygusu doğuştandır. Her insan her çağda kutsal bir varlığa inanmayı ve ona ibadet etmeyi mizaç olarak yaratılışı ile taşırlar. İnsan ister hak ister batıl din duygusu ile ola gelmiştir. Max Müller ve Benjamin Konstan gibi araştırmacılar din duygusunun doğuştan olduğunu göstermişlerdir.

Niyekim Kur'an-ı Kerimde Allah-ü Tealâ şöyle buyurmaktadır:

"Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışı için hiç bir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler." (Rum Süresi 30 Ayet)

Hz Peygamber (ASV)'da:

"Her doğan bir fıtrat (din duygusu) üzere doğar. Fakat o çocuğun anası ve babası onu kendi dinlerine döndürürler. Mesela yahudi iseler yahudi yaparlar, hıristiyan ve mecusi iseler hıristiyan ve mecusi yaparlar" buyurmaktadır. (Buhari, Cenaiz/80)

Ancak herkesin inanma ihtiyacı birbirinden farklı olarak gerçekleşmiş, her devirde insanlar farklı inançlara yönelmişlerdir.

Din İnsan İçin Bir İhtiyaçtır

İnsan beden ve ruhtan meydana gelen bir varlıktır. Yemek, içmek, uyumak, dinlenmek nasıl insanın maddi ihtiyaçları ise bunları karşılamazsa tam bir gelişim sağlayamazsa, sevmek, sevilmek, inanmak ve ibadet etmekte ruhun gıdalarıdır ve karşılanmadığında tam bir gelişim mümkün olamaz.


Bedenimiz at, Ruhumuz bunun binicisidir. At ile binicisi hep birlikte hereket etmeleri gerekmektedir. Birinin diğerinden ayrılması ölümün gerçekleşmesi demektir. Öğleyse bu ikisinin çok iyi bir birliktelik meydana getirmeleri gerekir ki, uzun bir süre (80 - 90 yıl) yol arkadşlığı yapabilsinler. Bineğin yemek, içmek, uyumak, gibi tabi ihtitaçlarını karşıladığımız gibi, onu fazla yormamak, hastalandığında tedavi ettirmek gereklidir. Çok fazla şişman binek çok yol alamacağı gibi, çok zayıf binekte fazla yol alamaz.

Binici de sağlıklı olamsı gerekir. Çünkü bineğini besleyecek, ona yol gösterecek olan binicidir. Binici çok iyi rehber olması gerekir ki ,atı en kısa yoldan hedefe ulaştırsın. Yolu bilmeyen binici bineği ile nereye gittiğini bilmesi gerekir. Onun de günlük ihtiyacını karşılaması bu uzun yolculuğun bir şartıdır.
Öyle ise hem binicinin (ruh) hem de bineğin (beden) ihtiyaçalrını karşılamaları ikisinin yolculuğu için gereklidir. Ne kadar uyumlu ve sağlıklı iseler o kadar uzun yol alırlar. Birinin ihtiyacını eksik bırakmak diğerinin yokluğu demektir.

Ne ilim ne de sanat insandaki bu manevi boşluğu dolduramaz. Doldursa bile geçici bir zaman için tatmin edebilir. Sürekli tatmin ancak din duygusu ile mümkündür.

İnsan diğer varlıklardan ayrı olarak bir çok üstün özelliklere sahip olmasına rağmen gücü sınırlıdır. Üstünden gelemeyeceği hastalıklar, ölümler, doğal afetler, pek çok problemler sıkıntılar mevcuttur. Bundan dolayı insan bu zamanlarda sığınacak bir yer arar. Güveneceği, sığınacağı, yardım isteyip, yardım alabileceği bir üstün varlık arar.
İnsan düşünmeye başladığından ilk günden itibaren:

- Nereden geldim?
- Nereye gidiyorum?
- Nereden geldim?
- Öldükten sonra ne olacağım?
- Nereden geldim?
- Ben kendi kendime olmam mümkün müdür?
- Nereden geldim?
- Beni kim yarattı?
- Nereden geldim?
- Beni yaratan yüce yaratıcının özellikleri nelerdir?
- Nereden geldim?
- Fizik ötesi alem nedir?..
- Nereden geldim?
gibi sorulara cevap arar ve bu cevapları kendi kendine bulamaz. Aklıyla bulduğu bilgiler yanıltıcı olabilir. İşte din bu duruma cevap verir ve kişiyi bunalımdan kurtarır.


"İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman bütün gönlünü vererek Rabbine dua eder. Sonra kendisine tarafından bir nimet lütfettiği zaman da önceden O'na dua ettiği hali unutur da, yolundan sapıtmak için Allah'a ortaklar koşmaya başlar. Ey Muhammed! De ki: "Küfrünle biraz zevk et, çünkü sen, o ateşliklerdensin."
(Zümer Süresi 8. Ayet)


Genel Olarak Dinin Tanımı

Dünyada genel olarak dinin tanımı şu şekilde kabul edilmiştir:

"Bir topluluğun sahip olduğu inanç, ibadet ve ahlak kurallarının tümüdür"


Buna göre din üç ana gruptan meydana gelir.


  1. İnanç Sistemi
  2. İbadetler
  3. Ahlak Kuralları


İslam Bilginlerine Dinin Tanımı (İlahi Din)

İslam bilginleri genel olarak dinin tanımını eksik bulmuşlar ve bir inancın din olarak kabul edilebilmesi için öncelikle ilahi kaynaklı olması gerektiğini, Allah tarafından gönderilmeyen inançların din olamayacağını ifade etmişler ve şu şekilde bir tanım ortaya koymuşlardır.


Allah-ü Teâlâ tarafından, Cebrail AS vasıtası ile Peygamberlere gönderilen, kutsal bir kitaba dayanan, akıl ve irade sahibi insanların kendi istek ve arzuları ile tercih ettikleri, inananlara dünya ve ahiret mutluluğu yaşatıcı ilahi kurallar bütünüdür.

Bu tanıma göre;


  1. Din koyma yetkisi Allah'a aittir. Din ancak ilahi kaynaklı olursa yani Allah tarafından gönderilirse din olarak değerlendirilir. Allah tarafından gönderilmeyen dinler ilahi kaynaklı olmadığı için İslam alimlerince din kabul edilemezler. Cebrail sadece vahiyleri getiren bir melektir ve görevi Allah'ın emirlerini peygamberlere ulaştırmaktır.
  2. Cebrail sadece vahiyleri getiren bir melektir ve görevi Allah'ın emirlerini peygamberlere ulaştırmaktır.
  3. Her dinin bir peygamberi vardır. Her dinin kitap verilmiş (Resul) veya kendinden önceki resulün kitabına tabi olan (Nebi) bir peygamberi bulunur. Peygamberlerin, Allah'tan aldıkları vahiyleri herhangi bir değişiklik yapmadan insanlara ulaştırmak, İbadetlerin nasıl yapılacağını insanlara uygulayarak göstermek ve Yaşadıkları toplumda insan olarak onlara örnek olmak gibi üç büyük görevleri vardır. Din kurma yetkileri yoktur, bizim gibi insandırlar ve bizimle birlikte toplumun için yaşarlar.
  4. Her din bir kutsal kitaba dayanır. Her ilahi din esaslarını dini kaynaktan alır. Her dinin bir kutsal kitabı vardır. Her dine ya resul olarak bir peygamber görevlendirilmiş ve yeni bir kutsal kitap getirmiş, ya da nebi olarak bir peygamber gelmiş ve kendinden önceki resulün kitabı ile uygulamalarını gerçekleştirmiştir.Kur’an-ı Kerim, tahrif edilmeden (bozulmadan) önceki Tevrat, İncil ve Zebur ilahi kaynaklı kitapladır.
  5. Din akıl ve irade sahibi insanlara hitap eder. Din, akıl ve irade sahibi olan insanları muhatap olarak kabul eder. Akli dengesi olmadığı için delilerin dini sorumluluğu yoktur. Çünkü delilerin muhakeme gücü veya kıyaslama yetenekleri normal insana göre farklıdır. İyi ile kötüyü birbirinden ayıramazlar. Çocukların da iradeleri zayıf olduğu için dini sorumlulukları bulunmaz. Bir çocuğa vereceğiniz bir çikolata yanlış olduğunu bilmesine rağmen, iradesinin zayıflığından dolayı kötü bir hareketi yapmasına sebep olabilir.
  6. İnsanlar hür iradelerini kullanarak din seçimlerini yapmalı bu konuda hiç kimse zorlanmamalıdır. Özgür ve irade sahibi olan insanlar din seçme konusunda de kendi istekleri kabul veya inkar etmelidir. Din seçme insanların özgür iradeleri ile gerçekleşir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de; "Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir." (Bakara Süresi 256. Ayet)
  7. Din insana dünya ve ahiret mutluluğu yaşatmalıdır. Aynı zamanda din hem bu dünyada hem de ahiret hayatında mutluluk yaşatıcı olması gerekir. Peygamberimiz; "Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışınız" buyuruyor.
    Öyleyse yaptığımız her iş bir esnafın akşama kadar çalışarak dünyalık ihtiyacını görmesi, diğer taraftan kazandığı parayı helal yoldan elde ederek ahiret için sevap elde etmesi şeklinde hem bu dünya hayatımızı kazandıracak, hem de ahiret hayatımızı kazandıracak şekilde çift yönlü olmalıdır.


İslam Bilginlerine Göre Dinin Tasnifi

İslam bilginleri dinleri ilahi vahye muhatap olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayırmak sureti ile değerlendirmişler ve ilahi kaynaklı olamayanları din olarak kabul etmemişlerdir. Bu sebeple ilahi kaynaklı dinler Hıristiyanlık, Musevilik ve İslam Dini'dir. Hıristiyanlık Üç tanrılı bir inanca dönüşerek ve Musevilik ise millileşerek İlahi kaynaklı din olma özelliğini kaybetmişlerdir.

Din İlk İnsanla Başlar

İslam inancına göre ilk din ilahi din. Çünkü ilk insan ve aynı zamanda ilk peygamber Hz. Adem'dir. Din inancı kendi çocuklarına peygamber olan Hz. Adem Tek tanrı inancını göstermiştir. Daha sonra Hz. Adem'in oğlu Şit (AS), sonra da onun oğlu İdris (AS)'la devam etmiştir.

Yeryüzüne tektanrı inancını yaymak için 124 bin (veya 224 bin) peygamber gelmiştir. Kur'andaher topluluğu peygamber gönderildiği ifade edilmiş ve Bir topluluk uyarılmadıkça azab edilmeyeceği bildirilmiştir.
Daha sonra insanlar hak dinden ayrılmış ve kendi uydurdukları dinlere tapmaya başlamıştır.Böylece insanlar değişik inanç sistemlerine sahip olmaya başlamışlardır.


sponsorlu bağlantılar