Sahabe, Hz. Peygamber (sav)’in hadislerini öğrenebilmek için büyük gayret sarf ediyorlardı. Günlük çalışmalarının ardından akşamları Suffe’de toplanıyor, hadis müzakere ediyorlardı. Kimileri aralarında anlaşarak, bir gün biri, bir gün diğeri Hz. Peygamber (sav)’ le beraber bulunuyor ve onun hadislerini öğreniyor, akşamları birbirlerine öğretiyorlardı. Kimi Sahabiler ise geçimlerini bir şekilde temin ederek, günlerini sürekli Hz. Peygamber (sav)’le beraber geçiriyor ve onun hiçbir hadisini kaçırmamaya çalışıyorlardı. Enes b. Malik, Ebu Hureyre ve Hz.Ebubekir bunlardan bazılarıdır.

Abdullah bin Amr’ın, Resûlullah (sav)’den her işittiğini yazdığını gören Ashâb-ı Kirâmın ileri gelenleri, ona dediler ki: “Sen, Resûlullahtan her işittiğin şeyi yazıyorsun. Hâlbuki, Resûl aleyhisselâm bazan kızgınlık, bazan da neşeli hâllerde iken söz söylemektedir.”
Bunun üzerine Hz. Abdullah, işittiklerini yazı ile kaydetmek husûsunda tereddütte kalmış ve meseleyi Resûl-i Ekreme arzetmişti. Resûlullah Efendimiz, onu dinledikten sonra buyurmuşlar ki: “ Yazmaya devam et! Çünkü, Allahü Teâlâya yemîn ederim ki, ağzımdan haktan başka bir şey çıkmamıştır.”

Hz. Abdullah Resûlullahtan işittiği bazı hadîs-i şerîfleri, Sahîfe-i Sâdıka adında bir mecmûada toplamıştır. Görüldüğü gibi Hz. Peygamber (sav) döneminde hadisler tamamen olmasa da kısmen yazılmaya ve muhafaza edilmeye başlanmıştır. Bu konuyla ilgili belgeler ve kaynaklar oldukça çoktur.

Hz. Peygamber (sav), İslam’ın ilk dönemlerinde, gerek yazı malzemelerinin azlığı, gerekse Müslümanların, Kuran ile hadisin üslubunu ayırt edemeyecekleri gibi endişelerle, hadislerin yazılmasını yasaklamıştı. Bu yasaklamayla ilgili bazı hadisler vardır. Fakat daha sonraki dönemlerde, söz konusu mahzurlar ortadan kalktığı için, Hz. Peygamber (sav) hadislerin yazılmasına müsaade etmiştir. Abdullah. Amr (ra)’ın yukarıda geçen rivayeti, bu iznin belgelerinden biridir.