sponsorlu bağlantılar
1) Hastalık veya özür:


Evlilik akdi sırasında mevcut olan veya evlilik sırasında meydana gelen bazı özür veya hastalıklar yüzünden, kadının boşanmak üzere İslâm hâkimine başvurma hakkı vardır. Kocanın mahkemeye başvurmadan, eşini boşama imkânı her zaman bulunduğu için herhangi bir kusur veya hastalık nedeniyle dava açma hakkı ona tanınmamıştır.


Hanefîler dışındaki çoğunluğa göre eşlerden her birinin özür sebebiyle ayrılma talebinde bulunması caizdir. Çünkü özür veya hastalık yüzünden eşlerin her ikisi de zarar görebilir. Kocanın boşama yerine hakime ayrılık için başvurması onu mehir borcundan kurtarır. Diğer yandan koca, eşinde bulunan kusur yüzünden aldatıldığını öne sürerek iddet nafakası veya eşini iddet süresince evinde barındırma gibi mali yükümlülüklerden kurtulmak isteyebilir. (İbn Rüşd, Bidâyetü'l-Müctehid, Mısır, t.y., II, 70.)


Ebû Hanife ve Ebû Yusuf'a göre kadının İslâm hâkimine başvurarak evliliğe son verdirebileceği kusurlar beş tane olup şunlardır:



1) Kocanın iktidarsızlığı (innet): Kadının bu sebebe dayanarak boşanma davası açabilmesi için üç şart gerekir.



a) Evlendikten sonra hiç cinsel temas olmamış bulunmalıdır,

b) Erkeğin bu kusuruna karısının nikâhtan önce bilgisi ve nikâhtan sonra ise rızasının bulunmaması gerekir,

c) Kadının kendisinde cinsel hayata engel olan bir özür de bulunmamalıdır.



2) Erkeğin cinsiyet uzvunun kesik olması (mecbûb),



3) Husyelerin çıkarılmış bulunması (hasîy),



4) Erkeğin büyü, sihir vb. bir etki ile bağlı olması,



5) Kocanın cinsiyetinin belirsiz olması (hunsâ) diğer kusurlardır.



Birinci maddedeki şartlar bunlar için de aranır. Bu yüzden kadının, sonradan meydana gelecek bu gibi kusurlar için boşanma davası açabilmesi için, bu özürlere rızasının bulunmaması gerekir.



İmam Muhammed'e göre kadın, kocasıyla birlikte yaşadığı takdirde zarar göreceği her kusur ve hastalıktan dolayı İslâm hâkimine başvurulabilir.



İmam Şafiî ve Mâlik'e göre eşlerden herbiri diğerinde bulunan ve cinsel teması engelleyen bir kusurdan veya akıl hastalığı, cüzzam ve alaca hastalığı (baras) gibi tiksindirici özürlerden dolayı hakime başvurabilir.



Bir özür veya hastalık nedeniyle hakimin eşleri ayırması Hanefî ve Mâlikilere göre talak, İmam Şafiî ve Ahmed b. Hanbel'e göre ise fesih niteliğindedir.



Ancak yukarıda belirtilen kusur ve hastalıklar bilinerek evlenilmişse, artık bunlara dayanarak tefrik istenemeyeceği konusunda görüş birliği vardır.



Nitekim Ebû Ubeyd'in Süleyman b. Yesar'dan naklettiğine göre, iğdiş olan İbn Sender bir kadınla evlenmişti. Hz. Ömer ona; kadının bu özel durumu bilip bilmediğini sormuş, İbn Sender'in "hayır bilmiyor" demesi üzerine de, "kadına kendi durumunu bildir ve onu, seninle kalıp kalmamada serbest bırak" demiştir. (İbnü'l-Hümâm, Fethu'l-Kadir, III, 263; ez-Zühaylî, el-Fıkhu'l-İslâmî ve Edilletüh, VII, 519.)



Diğer yandan bakire, hür, Müslüman veya asil diye evlenilen kadının bu nitelikleri taşımadığı anlaşılınca Hanefîlere göre koca, evliliği feshedemez. Cumhûr'a göre ise böyle bir durumda evlilik feshedilebilir. (İbnü'l-Humâm, a.g.e., III, 263; eş-Şirâzî, el-Mühezzeb, II, 70.)



1917 tarihli Osmanlı Hukuki Aile Kararnamesi 119-123 ncü maddelerinde hangi kusur ve hastalıklar nedeniyle, kadının evliliğe son verdirebileceği belirlenmiştir. Bu konuda genellikle İmam Muhammed'in görüşüne uyulmuş ve Hanefî mezhebi dışına çıkılmamıştır.


Mısır'da 1920 tarihli kanunla İmam Muhammed'in görüşü benimsenmiş, ancak hakimin kusurlu veya hasta eşi muayene için doktora sevkedeceği hükme bağlanmıştır. (Mısır Medeni Kanunu, mad. 9 ve 10)


sponsorlu bağlantılar