Özlem Mektupları - Hasret Mektupları

 Özlem Mektupları - Hasret Mektupları

  Okunma: 74928 - Yorum: 1
  1. #1
    sponsorlu bağlantılar
    Sevgili…
    Kalbine düşen nisyan yaprakları bile unutturamadı günlüğünde,gözlerini.Başka işliyorum yüreğime şimdi seni.
    Baktım,durgunluğun yüreğime toz kondurtmayan hayaline.Baktım ve gördüm cemreleri ıslatan ve baharlara karlar yağdıran sebeplerine.Güneşin alacasında morun derinliğini yakalamak bile mavinin seyridir.Gördüm düşlerinin izlenmiş kakülünü.Ellerini uzat bana.Uzat ki metanetimi kıran ay sürgün yazmasın yıldızlara.

    Uzaktır.Limanların kentlere nispeten bulanık havası.Uzaktır yeşilin rengi hepsinin mihengi…seyrin sülüğü,hasretin mecali.Şimdi mecalsiz zamanlarda dokuyup kilimin en güzel desenine…Diyorum ki hazandır bu mevsimde gözlerimde duran.Baksana baharlarıma bile artık karlar yapar oldu.Don tuttu bütün tomurcuklanan çiçekler.Kıtlığa hükümdür ferman zaten padişahın.Seyrimde alem senin.Gözlerin senin.Ellerim senin.Aşım ekmeğim suyum senin.Tutunup dallarınla izlet maveradan gözlerine yansıyan melekleri.İzlet ki göreyim bütün güzelliğini.

    Sevgili…
    Kalbime düşen nisyan yapraklı bile unutturmadı gözlerini.Denizler var ya onlar dinginliğinin sebebidir.Ya hasrettir ya da küllen yangındır.Mihengisin aslında hayatların.Seni isteyen ölümlere dalmalı.Bırak yeşersin bahardım dedim;yeşeren yaprakların tohumlaşacak anlarıyla.Gözlerime değen gözlerinin ışıltısı yaktı yine gözlümü.Yüreğime alevden bir harp lazım şimdi.Yenilgisini izleyecek pencerelerden bir de sultan.Oysa hasrettir ve çekmeyen bilmez.Özlemdir oysa ki bilmez gözlerinden yaşlar akmayan.Mecalsiz yazıyorum şimdi.Az kaldı susacağım.

    Sevgili…
    Bir umudun zencefil kokulu rüyasını görüyorum.Ellerimde çiçeklerinin solan kısımları.Yaprakları duruyor kuruyan sözlerimin.Bir ucundan yakalamaya çalışıyorum sayfaları; onlar bile benden uzakta.Uzakta deniz,çığlıkların berisinde.Gözlerime değip kudurtuyor yalnızlığımı bütün çiçekler…
    Bilmek lazım halbuki bilinmeli.Bilinmelisin.Kitap dolusu olsa bile seni anlatmak;kelam nazan kalsa da,bilinmelisin.Ortaya çıkmanın zamanı gelmedi mi.Tarihten ne değişsin ki sen böyle karanlıklara saplanasın.Eskidir insanlığın sayfalara yazılamayacak kaderi..Dolu dizgindir savaşları.Ve gözyaşları tarih kadar eskidir.Bu yüzden ağlamaklı bakıyorum bir yandan zamana.Hem de hasretle.Özlüyorum düşlerini kurduğum iklimlerin.

    Sevgili…
    Uzun cümleler yazamayacak kadar kısa bir zamanda uzun uzadıya tasvirlere gerek var mı…Bu yüzden tek kelime ile açıyorum defterini.Yine eskisi gibi.Eskimeyen düzeninle yine içimde kalan duruşunla açıyorum gözlerinden besmele ile.Özlediğimin belirtisi olsun yine gözbebeklerinde.Işısın varlığım.Bu seyrin allamesi sen ol.Ben yine sana geldim.
    Bilal Can


    sponsorlu bağlantılar
  2. #2
    Bilirim ki aşkın bahçesinden bir gül koklayan, şeyda bülbül olurmuş. Bilirim ki aşkın pınarından bir damla içen, ömrünce sarhoş gezermiş. Bilirim ki kavuşmak olmasa sevdalılar, ağlayı ağlayı kör olurmuş.

    Biliyor musun, iki gözüm; bugün ayın kaçı? Hangi mevsimdeyiz? Bahar mı, kış mı, sonbahar mı, yaz mı; inan farkında değilim. Sıla ne yana düşer, gurbet ne yanda? Nerdeyim, nasılım? Bilmiyorum.

    Derdim, kederim ne ? Biliyor musun yanıtını?... Neşemi, sevimcimi, yaşama gücümü yitirdim. O coşkulu, mutlu, umutlu günlerimi ne de çok özlüyorum. Öylesine bir özlem ki bu; ne sen sor, ne ben söyleyeyim. Sevdiklerim, özlediklerim ve bana dost olanların her biri başka bir yerde; hiç birine kavuşamıyorum.

    Dalları fırtınada kopmuş bir ağaç gibiyiz iki gözüm. Her dalımız bir sınır boyunda, her yaprağımız bir ülkeye savrulmuş. Bir yanımız vizeli, bir yanımız kaçak. Çocukluğumu, ilk gençliğimi, geçmişimi, memleketimi velhasıl eskiye ait herşeyimi nasıl özlüyorum biliyor musun? Özümü özlüyorum, özümü.....Kendim olabilmeyi, sözümde durmak için verdiğim çabayı, kendime dürüst olmak için kendimle olan mücadelemi, özümle barışık yaşamayı özlüyorum. En iyi sen bilirsin, bir huyumu terk etmek için sarf ettiğim gayreti. Doğaya, insanlara, hayvanlara, çocuklara olan sevgimi, tutkumu ve yüreğimdeki ateşi, dimağımdaki tadı da en iyi sen bilirsin.

    Zaman geçiyor, hayat geçiyor, ömrümde akşam çanları çalmaya başladı bile. İnsanın mutlulukları, heyecanları, hayatı, yaşadıkları geride kalıyor iki gözüm. Bizim gibileri yıllar geçtikçe daha bir duygusallaşıyor. Toplumların gittikçe bencilleştiği, duyarsızlaştığı dünyamızda olup bitenler beni hüzünlendiriyor. Acaba bu durumun bilincinde ve farkında olan çevremizde kaç insan var ? Binbir düşünce üşüşüyor beynime. Anılarla, özlemlerle boğuşmak beni yıpratıyor. İç acısıyla dolu, yaralı, bin yerinden vurgun yemiş bir gönülle acılara karşı umarsız olmaya çalışıyorum ama olmuyor. Belki bir gün son bulacak ufuklarda solar hüznümüz. Hala bir şeyler bekleyerek bulutsu bir sise gömülüyor her şey.

    Şimdi ise, gülmek-ağlamak arası monoton bir hayatın girdabında kaldım. Üzerime ölü toprağı serpilmiş gibi. Silkinip çıkamıyorum. Gün ışığına, suya hasret bitkiler gibi tatsız ve tuzsuzum. İşte şimdi böyle bir insan oldum iki gözüm. Gayesiz ve huysuz . Evden sokağa her çıkışımda, penceremden dışarı her bakışımda, karabasan gibi çöken sis ve karanlık dokunuyor bana. Oysa ışık umut, umutsa hayat demektir. Ben mi o ışığı yitirdim, yoksa o ışık mı beni; bilmiyorum.

    Nedense hep geçmişe bir özlem duygusu büyüyor içimde... İşte böyle iki gözüm. Hangi gündeyiz? Bugün ayın kaçı? Hangi mevsimdeyiz ? Bilmiyorum. Bilsem de, benim için artık hiç bir önemi yok..........

    Uzun yıllar önce sevdamı yüreğime yükleyip geldiğim bu yabancı ülkede, koynunda volkanları taşıyan bir dağ gibi sustum. Suskunluğumu delicesine haykırmak isterken, içime ağuları akıttım ve öylece sustum. Kara bir diken gibi yuttum ve içime yığılıp öğlece kalakaldım. İçimdeki yangını, yüreğimdeki yarayı, gözlerimdeki damlayı sorma. Hasretlere dayayıp başımı, hüzünle geçip giden günlere, gecelere döndüm sırtımı iki gözüm. Yorgun, yetim ve yaralı. Gönlümün duvarına kocaman bir sevda resmi çizdim, bir de ateş yaktım ocağıma dağ gibi.Ki, okyanuslar söndüremez.

    İnsanlar, var olalı beri kabullenmiş sevdayı. Herkes kendi sevdasının Mecnunu; kendi hasretinin delisi olmuş. Kendi hikayesini, kendi sevdasını en büyük sanmış ve saymış; büyütmüş yüreğinde dağ dağ. Sabır sabır beyninin gergefine işlemiş. Benim sevdam da benim için dünyanın en büyük, en kutsal sevdası....

    Ben ki, sevdanın çöllerinde ayrılıkların en büyük hasretini çektim Leyla ‘mın. Ferhat oldum dağları deldim. Kerem oldum yaktım kendimi. Pir Sultan oldum asıldım, Nesimi oldum yüzüldüm. Kavuşmak için gönlümü yollara düşürdüm. Horlandım, ezildim, hakaretlere, işkencelere maruz kaldım.

    Yüreğimdeki yangını, gözlerimdeki hicranı sorma iki gözüm. Acılarımı kimsesizliğime yükleyip, uzayıp giden yollara düştüm. Yorgun, yetim ve yaralı. Aşık oldum, yaktım kendimi. İçimde bin yangınla çıktım yola. Sevgilime şiirler yazmak, şarkılar bestelemek, türküler yakmak en büyük ibadetimdi. Kavuşmak ise en inanılmaz hayalim.

    Bilirim ki aşkın bahçesinden bir gül koklayan, şeyda bülbül olurmuş. Bilirim ki aşkın pınarından bir damla içen, ömrünce sarhoş gezermiş. Bilirim ki kavuşmak olmasa sevdalılar, ağlayı ağlayı kör olurmuş.

    Aşk olmasa iki gözüm, içimde biriktirdiğim bu yangın olmasa, dolmasa iliklerime aşkın hasreti, bu yangın yüreğimi sarmasa, avuçlarımı yakmasa bu ateş, akar mı damarlarımdaki kan! Bir gün kavuşmak hayali olmasa, nasıl dayanılır bu yaşama, bu kimsesizliğe, bu gurbete, bu hasrete iki gözüm, nasıl?

    sorma
    ben kimim, adım ne, nereden geldim
    kim açtı bu kahrolası çukuru yüreğimde
    kimi sevdim, kime özlemim
    kaç yıl sevda doldu iliklerime
    kaç yıl eksildim.

    tut ki, bir pınarım suyu kesik
    akamadım nazlı nehirlere tut ki
    susturulmuş binlerce türkü
    bastırılmış binlerce acıyım
    baştanbaşa aşk ve ateş

    tut ki, incinmiş bir gülüşüm
    gecikmiş bir düş
    bir ateşin çemberinde
    yarım kalmış sevinçler kanayan

    tut ki, kar altında sevincim
    bütün mevsimlere küsmüşüm

    kanadı kırık bir serçeyim tut ki
    dağlarda koparılmış kınalı bir çiçek

    ateşin zulmünü gördüm
    suyun ihanetini
    baştanbaşa aşk
    baştanbaşa hasret
    susturulmuş
    milyonlarca türküyüm

    bir sarı çiçek
    bir sarmaşık belki
    çözer dilini yüreğimin

    ihanetlerin kilitlediği


    Alıntıdır