Cin Ve Şeytanla İlgili Her Şey

 Cin Ve Şeytanla İlgili Her Şey

  Okunma: 6289 - Yorum: 6
  1. #1
    Allah dostlarından Ebû Zekeriyya hasta döşeğinde ölümle pençeleşiyordu. Yakın dostlarından biri kendisen “Lâ ilahe illallah, Muhammedün Resûlullah!…..

    Allah dostlarından Ebû Zekeriyya hasta döşeğinde ölümle pençeleşiyordu. Yakın dostlarından biri kendisen “Lâ ilahe illallah, Muhammedün Resûlullah! (Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed O’nun kulu ve elçisidir.)” sözlerini telkin etmek istedi. Bir etti, iki etti, üç etti. Ebu Zekerriya her defasında söylemeyi reddediyordu.

    Bu durum karşısında yakın dostu Ebu Zekerriya’nın son nefesinde imansız gideceğinden korktu ve endişeye kapılmıştı. Bütün bir ömrünü Allah’a ibadet ve taat etmekle geçiren böylesine bir kimsenin şimdi hasta döşeğinde ölüm ile pençeleşirken Kelime-i Tevhid getirmemesine bir mana veremiyordu. Şeytanın bir kandırışına mı yenilmişti yoksa? Veyahut da yüce Allah’ın tecellisi karşında mı idi?

    Bir müddet kafası bu düşünceler içinde çalkalanan dost baktı ki Ebu Zekerriya sanki kafasında resmi geçit yapan düşünceleri okuyormuş gibi bir aralık gözlerini açarak, “Bana bir şey mi dediniz?” diye sordu. Orada bulunanlar. “Evet, üç defa şehadet getirmeni söyledik, her defasında reddettin. O yüzden büyük bir endişeye düştük.” diye cevap verdiler.

    Bunun üzerine Ebu Zekerriya şu olayı anlatmaya başladı:
    “Lanetlik şeytan elinde su bardağı ile gelmişti: Sağ yanıma dikilmiş elinde suyu göstererek “içecek misin?” diye soruyordu. Karşılınğında ise, “İsa, Allah’ın oğludur” dememi istiyordu. Reddettim. Sonra sol yanıma geçip dikildi. Yine aynı hareketleri tekrarlayarak “İsa, Allah’ın oğludur” cümlesini söylememi istedi. Yine reddettim. Üçüncü olarak “La ilahe (Allah yoktur)” diye söyledi, yine reddettim. Böylece her çareye başvurarak tam manasıyla yoklamasını yapıp da müspet bir netice alamayınca elindeki suyla dolu bardağı yere çarptı ve sıvışıp gitti. İşte gerçekte ben sizi değil, onu reddediyordum.”

    Ardından da Şehadet getirerek ruhunu teslim eden Ebu Zekerriya gülen bir çehreyle Cennete yolculuk ettiğini müjdeliyordu.


  2. #2
    Kötü ruhun, kötü birinin, kötülüğe teşvik edenin, kötülüğün temsilcisinin, karanlık ve delaletin önderinin, Allah'ın ve O'nu seven, O'na kullukta bulunan herkesin büyük düşmanının müşahalaştırılmış şekli veya kötülüğün sembolü olmuş varlık. Evren'de Hz. Adem (a.s.)'den önce yaratılmış melek ve cin adında iki varlık mevcuttu.

    Şeytan, cin denen varlık grubuna mensup idi. Yüce Allah'ın Adem'e secde emrine karşı gelip isyan ettiği için ilahi rahmetten kovulan ve insanların amansız düşmanı olan, cin taifesinin inkarcı kesiminden gizli bir varlıktır.


    Hz.Adem'e (a.s) karşı büyüklük taslaması ve secde emrine isyanı neticesinde ilahi rahmetten ebediyen kovuluşu "İblis" adını almasına sebep oldu. O'nun küfrü inkar şeklinde olmayıp, emri yerine getirmeyi kabul etmeme ve itiraz şeklindedir.



    Lanetlenmesi ve Cennetten Kovulması

    Hz.Adem'e (a.s) secde emrine kadar hissiyatına dokunan bir teklif yapılmamış ve imtihan olunmamıştı. Onun bu ana kadar, Allah'ın emirlerine göre mi, yoksa öz nefsinin isteklerine göremi hareket ettiği bilinmiyordu. Emir hissiyatına ters düştü ve emri yerine getirmekten kaçındı. Gerekçesi, kendisinin ateşten, Adem'in ise topraktan yaratılmış olmasıydı. Böylece o, ateşin topraktan üstünlüğü gibi iki madde arasında, aslında olmayan bir farklılık görmüştü. Her iki maddenin yaratıcısının da Allah olduğunu itiraf etmesine rağmen Adem'in yeryüzünde Allah'ın halifesi olması, Allah'tan bir ruh taşıması gibi asıl üstünlüklerini bilmezden gelmişti. Adem'de toprak toprak, kendisinde ateşten başka bir mahiyet görmemiş; ölüden diri, diriden ölü yaratan ve bütün meziyetleri bahşeden Allah'ı maddeye mahkum sanmıştı.
    Bu anlayış, Şeytan'a Allah huzurundan kovulma, rahmetinden ümit kesme ve kıyamete kadar O'nun lanetini haketme dışında hiçbirşey kazandırmadı. Çünkü o dar görüşlüydü, maddenin ötesini görememişti. Maddeyi tek ve gerçek ölçü sanmakla şeytanca bir yanılgıya düşmüştü.

    Şeytanın bu itirazı, büyüklük taslamaya ve neticede kendisini inkara götüren bir isyana dönüştü. Çünkü o, neticede sahibini alçaltacak olan bir büyüklük anlayışına sahipti.


    Cenab-ı Hak buyuruyor:





    Allah, “Şimdi in aşağı oradan. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi. (Araf, 13)

    Yücelik sıfatları kendisine ait olan Yüce Allah, bu emirle onu bulunduğu makamdan derhal azledip indirdi. Kibirine karşılık küçüklüğe ve hakarete mahkum etti. Aslının ateş olmasına güvenerek, hayırlılık ve fazileti kendisinde aslından intikal eden bir miras, elinden alınmaz bir kişisel özellik gibi varsayarak bu imtihan zamanına kadar bulunduğu o mutluluk makamından düşmeyeceğini zanneden ve bu zannıyla: Yaratıcı'nın emrini eleştirmeğe kalkışan İblis'e bu ilâhî emir, eşyanın bütün özelliklerinin sadece bir Allah vergisi olduğunu, bu şekilde bir defada fiilen anlatıverdi. (1)


    Cennet'ten Niçin kovuldu?


    Yüce Allah, İblis'i isyanından dolayı kovuvermemiş, sorguya çekmiştir. Sorgusunda özür beyan etme yerine kibir ve gururla gösterdiği inat ve küfürden dolayı da bulunduğu makamdan indirmiş, yerinden çıkarmış "in oradan çık, artık alçaksın, küçüksün" diye yerinden atıp düşürerek, aşağılamış ve alçatmış, birinci "çık" emrinin mutlak oluşuna göre o anda bu çıkarmanın henüz ebedî bir kovma olmadığı anlaşılmaktadır.

    Eğer İblis uslanıp edebini takınsa, düzelmeye yüz tutsaymış affı muhtemel bulunuyormuş. Nitekim, zaman tanıma ricası bir dereceye kadar yerine getirilmiştir. Fakat bunun üzerine şükür ve düzelme yerine bütün bütün şımarıp hak yola ve iman edenlere ve doğru yolda bulunanlara karşı kötülük etmeye ebediyyen, azmettiğini ortaya koyduğu zamandır ki emriyle tamamen kınanmaya, kovulmaya ve ahirette de kendisine uyanlarla beraber ebedî azaba mahkûm edilmiştir.

    İblis'in, yaratıcıyı ve ahireti inkar etmediği halde bu düşme ve bedbahtlığına sebep kibir ve gurur ile hissiyata tabi olması ve bu şekilde arzusuna uygun olmayan hususlarda, ilâhî emre sataşıp saldırma fikrinde bulunması olmuştur. Onda bu hasletin ortaya çıkmasına da, insanın özel bir şeref ile yaratılması ve secde emrini kazanması sebep olmuştur. Buna karşılık İblis'in ecelinin tehir olunmasında da insanın düşmesine yakın sebep, kendi hatalarıdır. Fakat bu hataların karşılıklı olarak birbirleriyle ilgili yönleri vardır. Allah'a karşı serbest kalmak isteyen İblis insan ile imtihan olmuş bulunduğu gibi, İblis gibi serbest kalmak sevdasına düşecek olan insanlar da İblis ile imtihan kılınmışlardır. Şu halde yaratılışlarıyla İblis'in düşmesine sebep olmuş insanlar, kendi iradeleriyle onun akıbetine düşmemek için yaratılışlarına bahşedilen bu ezelî nimetin şükür hakkını yerine getirmeli ve İblis'in izine gitmekten son derece sakınmalıdır. Ve bilmelidir ki, İblis'in gösterdiği huylardan hangisi bir kimsede varsa, onda şeytandan bir huy var demektir. Ve onun düzeltilmesine çalışmalıdır. (1)


    Mühlet Verilişi

    Tamamen yalnız kalan şeytan bu defa intikam peşine düştü. Hedef insandı. Çünkü insan yüzünden ilahi rahmetten uzaklaştırılmıştı. Amacına ulaşabilmek için de Allah'tan kıyamete kadar mühlet istedi.
    Şeytan, "- İnsanların tekrar dirilecekleri güne kadar bana mühlet ver" (Araf, 14) diye Allah'a yalvardı. İnsanların tekrar dirileceği günden maksat ise sur'a ikinci üfürülüş zamanıdır. Bu şekilde yalvarmakla, tekrar dirilmeden sonra artık ölümün olmayacağını biliyor ve böylece ölümden kurtulacağını sanıyordu.


    Hiçbir yaratığın herhangi bir dilek ve duasını toptan reddetmek, şânından olmayan yüce Allah, huzurundan kovduğu İblis'in bile ricasını mutlak suretle reddetmiyerek: Allah da, “Sen süre verilenlerdensin” dedi. (Araf, 15)
    Belirli bir zamandan maksat ise, sur'a birinci üfleniş zamanıdır. Bununla o, zillet ve hakaret dolu bir hayatı ölüme tercih etti. Onun için esas düşüş de bu oldu.


    Görevi

    Şeytan, hatasını anlayıp tevbe ederek suçunu affettirme yoluna gitmedi Bilakis daha da azgınlaştı. Kendisine, kıyamete kadar meşgul olabileceği bir hedef seçti. Bu insandı. Gönlündeki intikam duygularını cüretkar bir eda ile Yüce Allah'a şöyle açıkladı:




    "İblis, “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi. " (Hicr, 39-40)

    O bilinen vakte kadar mühlet müsadesini alan İblis Ya Rabbi! dedi, beni azdırmana karşılık yemin ederim ki veya azgınlığıma hükmetmen sebebi ile; yani Allah katından kovulmuş, iyilik ve rahmetten uzaklaştırılmış bir melûn, böyle bir mühlet müsaadesini elde edince şımarır da onu azgınlığa bir teşvik vasıtası olarak kabul eder. Böyle şımartman hakkı için veya çamurdan yaratılanı küçümseyip secdeetmediğimden dolayı benim azgın âsi olduğuma hükmetmenden dolayı mutlaka ben, yeryüzünde onlara süsleme yapacağım. Yani maddelerini bahane ederek o kuru çamuru, o kokar balçığı, onlar için süsleyip insanlığın esas yükselmesine vesile olan ruhtan daha hoş, daha süslenmiş, daha kıymetli göstereceğim. Ve mutlaka hepsini azdıracağım.


    Ayetdende anlaşılacağı gibi şeytana, Allah'ın halis kulları üzerinde etki olabilecek hiç bir güç verilmemiştir. Binanyaleyh düşüncesinde, yaşayışında ve huyunda şeytana karşı olan insan, "Allah'ın kulu" sıfatını koruyacaktır. Şeytana ait bir vasfı taşıyan kimsede ise, şeytandan bir haslet var demektir.
    Havva'nın Yaratılışından Sonra

    Hz.Adem Adn Cenneti'nde ikamet eiyordu. Kendi cinsinden ve nefsinden eşi de yaratıldı. Eşinin adı Havva idi. Bu arada şetan öç almayı planlıyordu. Bunun üzerine Adem ve eşini Allah şöyle uyardı:


    "Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz." (Bakara 35)


    Aslında Adem'e ve eşine yaklaşılmaması tavsiye edilen ağaç bir imtihan sahasıydı. Onun meyvasından yemek ise , yasak bir fiilin işlenmesi, sorumluluk sahsına çıkılması ve Allah'ın koyduğu bir yasağın çiğnenmesi demekti.

    Adem ve eşi, melek olma veya Cennet'te ebedi kalma ihtimallerini duyunca, şeytanın kendilerine düşman olduğunu unuttular.

    "Derken onların, kendilerinden gizli kalan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: "Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti." dedi. Ve onlara: "Elbette ben size öğüt verenlerdenim." diye de yemin etti." (Araf 20-21)

    "Ağaca yaklaşmayın" emrine sabırsızlık edip ondan yediler. Ağaçtan meyve tadınca ayıp yerleri kendilerine açılıverdi.
    "Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı Ağacı tadınca, çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerini örtmeğe başladılar." (Araf 22)


    Allah Adem'e görevini hatırlatarak:
    "... Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi?" (Araf 22)

    Fakat hatalarını çok çabuk anladılar, derhal tevbe ettiler.

    " Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak ziyana uğrayacaklardan oluruz!" (Araf 23)

    Allah'da tevbelerini kabul etti. Fakat cennet de daha fazla kalmalarına müsaade etmedi ve şu emri verdi:
    "Birbirinize düşman olarak inin, sizin yeryüzünde bir süreye kadar kalıp geçinmeniz gerekmektedir. Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız!" (Araf 24-25)

    Şeytana Karşı Uyarı

    Şeytanla Adem ve Havva arasında geçen bu hadiseden sonra Allah, şeytana karşı tedbirli olmaları için, insanları da uyardı ve şöyle buyurdu:


    "Ey Âdemoğulları. Şeytan, ana babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de bir belaya düşürmesin! Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları, inanmayanların dostu yaptık. " (Araf 27)

    İblis de cinden olduğundan, o şeytan ve onun hemcinsleri nesil ve insan askerleri gözünden gizlenebilen cin toplulluğundandırlar. Hafiye ve casus gibi insanı görmediği tarafından vurur avlarlar. Tefsirciler demişlerdir ki, bundan insanın şeytanı hiç görmeyeceği sanılmamalıdır. Görülmeyecek yönden görebilmek hiç bir şekilde görülememeyi gerektirmez. Gerçekte bir insan bile diğer insanı göremiyeceği yönden görebilir, şeytan da insanı böyle görmediği tarafından aldatır ve hatta bazan görünür de şeytan olduğunu sezdirmez, şeytan olduğunu gizlemiyerek göründüğü de olur. "Şeytan sizi belaya uğratmasın." yasaklaması da gösterir ki, bir insan için şeytanın fitnesinden geri durmak ve çekinmek mümkündür.

    Demek ki şeytan, gözle görünmediği halde bile onun şeytanlık ve aldatma noktaları bilinebilir. Ve bilinemediği halde bile takva giysisi, iman ve korku hissi onun fitnesine en kuvvetli bir engel teşkil eder. İnsan dışıyla ve içiyle maddî ve manevî bakımdan silahlanmış olur. Takva elbisesi, ile içinden dışından giyinmiş bulunursa, şeytan ona görmediği tarafından, gördüğü halde bile etki edip aldatamaz. Şu halde şeytandan takva elbisesi ile sakının. Muhakkak ki biz şeytanları iman etmeyen imansızların dostları kılmışızdır. İmansızlıkla şeytanlık arasında bir çekicilik vardır. Korusuz bahçeye haşerelerin üşüştüğü gibi.

    "Muhakkak biz kâfirlere şeytanları gönderdik, onları günaha sevkediyorlar." (Meryem, 83) âyeti delaletince imansız kalblere de şeytanlar musallat olur. İmansızlar şeytanlığı sever, şeytana mahsus hasletlere, hareketlere meftun olurlar. Hayırsız, hayırsızla düşer kalkar, eşkiyanın reisi, en büyük haydut olur. Bunun gibiimansızların bütün eğilimleri şeytanlıkta olduğundan önlerine şeytanlar düşer, başlarına şeytanlar geçer ve artık onları diledikleri yere sevkeder, soydurur, soyarlar.

    "Ey insanlar! Bütün yeryüzündeki nimetlerimden helal olmak, temiz olmak şartıyla yiyin. Fakat şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size belli bir düşmandır. O size hep çirkin ve murdar işleri emreder, Allah'a karşı bilmediğiniz şeyler söylemenizi ister." (Bakara - 168-169)

    "Onlar, Allah'ı bırakırlar da, yalnız dişilere taparlar. Böylece ancak inatçı şeytana tapmış olurlar. Allah o şeytana lanet etti. Ve o da: "Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım, ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler" dedi.Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyana uğramış olur. Şeytan onlara vaad eder ve onları boş umutlarla oyalar. Oysa şeytanın onlara vaadi, aldatmadan başka bir şey değildir. Bunların varacakları yer cehennemdir. Ondan kurtulmak için çare bulamazlar." (Bakara 117-121)


    Bu ayetler aynı zamanda insanın, şeytanın fitnesinden sakınmasının mümkün olduğunu da gösterir.



    --------------------------------------------------------------------------------
    KAYNAKLAR
    1) Elmalı Tefsiri, Araf Suresi
    2) Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Meali
    3) Şeytan, Ahmet Güç, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Şamil İslam Ansiklopedisi
    4) Gençlere Öğütlerim, Mehmed Emre

  3. #3
    Muhyiddin-i Arabi Hazretlerinin SECERET' ÜL KEVN eserinden özetlenerek alınmıştır.
    Muaz b, Cebel rivayet ediyor :
    - Bir gün Resullullah (s.a) ile beraberdik. Ansardan birinin evinde toplanmıştık.. Tam bir cemaat olmuştuk. Sohbete dalmıştık.
    Bu arada, dışarıdan bir ses geldi :
    - Ev sahibi..... içerdekiler... Eve girmem için bana izin verir misiniz? Benim sizden bir dileğim var.
    Resullullah (s.a) Efendimiz,
    -Bu seslenen kimdir bilir misiniz?
    -En iyi bilen ALLAH ve Resuludur.
    - O, lain iblistir. 'Şeytandır' Allah'ın laneti onun üzerine olsun.
    Hz. Ömer :
    -Ya Resullullah, bana izin veriniz onu öldüreyim.
    - Dur ya Ömer, biliyomusun ki; ona belli bir vakte kadar mühlet verilmiştir... Öldürmeyi bırak. Kapıyı ona açın gelsin... O buraya gelmek için emir almıştır. Diyeceklerini anlamaya çalışınız. Size anlatacaklarını iyi dinleyiniz.

    Kapı açıldı...
    Bir ihtiyar. Şaşı. Aynı zamanda köse. Çenesinde altı veya yedi kadar kıl sallanıyor. At kılı gibi. Gözleri yukarı doğru açılmış. Kafası, büyük bir fil kafası gibi. Dudakları da, bir manda dudağına benziyordu.
    Sonra, şöyle bir selam verdi ;
    -Selam ya Muhammed; selam size ey cemaat-i müslimin.
    -Selam Allah'ındır ya lain. Bir iş için geldiğini duydum; nedir o iş?
    -Benim buraya gelişim kendi arzumla olmadı. Mecburen geldim.
    -Nedir o mecburiyetin ?
    -İzzet sahibi Rabbın katından bana bir melek geldi. Ve dedi ki;
    "Allah-ü Taâlâ sana emir veriyor: Muhammed'e gideceksin. Ama düşük ve zelil bir halde. Tevazu ile. Ona gideceksin ve ademoğullarını nasıl kandırdığını anlatacaksın. Onları nasıl aldattığını söyleyeceksin bir bir ona. Sonra o sana ne sorarsa doğrusunu diyeceksin."
    Sonra ... Allah-ü Taâlâ buyurdu ki :
    "Söylediklerine bir yalan katarsan, doğruyu sölemezsen... seni kül ederim; rüzgara savurur... Düşmanlarının önünde, seni rüsvay ederim."
    İşte ... böyle; ya Muhammed, o emir üzerine sana geldim. Arzu ettiğini bana sor. Şayet bana sorduklarına doğru cevap vermezsem;düşmanlarım benimle eğlenecek. Şu muhakkak k , düşmanlarımın eğlencesi olmaktan daha zor bir şey yoktur.

    Halk Arasında En Çok Sevmedikleri


    Bundan sona Resullullah (s.a.) Efendimiz şöyle sordu :


    -Madem ki, sözlerinde doğru olacaksın. O halde bana anlat: Halk arasında en çok sevmediğin kimdir ?
    Şeytan şu cevabı verdi :
    -Sensin ya Muhammed. Allah' ın yarattıkları arasında senden daha çok sevmediğim kimse yoktur. Sonra senin gibi kim olabilirki?
    -Benden sonra, en çok kimlere buğuzlusun ve sevmezsin?.
    -Müttaki bir gence ki ... varlığını Allah yoluna vermiştir.
    -Sonra kimi sevmezsin?
    -Kendisini sabırlı bildiğim şüpheli işlerden sakınan alimi ...
    -Sonra ?
    -Temizlik işinde... yıkadığı yerleri üç defa yıkamayı adet eden kimseyi.
    -Sonra ?
    -Sabırlı olan bir fakiri ki ; ihtiyacını kimseye anlatmaz... Halinden şikayet etmez.
    -Peki, bu fakirin sabırlı olduğunu nerden bilirsin ?
    -Ya Muhammed, ihtiyacını kendi gibi birine açmaz. Her kim ihtiyacını kendi gibi birine üç gün üst üste anlatırsa, Allah onu sabredenlerden yazmaz. Sabırlı kimselerin işi buna benzemez. Hasılı , onun sabrını; halinden, tavrından ve şikayet etmeyişinden anlarım.
    -Sonra kim ?
    -Şükreden zengin.
    -Peki, ama zenginin şükreden olduğunu nasıl anlarsın ?
    -Onu görürsem ki , aldığını helal yoldan alıyor ve mahalline harcıyor. Bilirim ki: şükreden bir zengindir.

    İbadet Esnasında Şeytanın Hali


    Resullullah (s.a.) Efendimiz bu defa mevzuu değiştirdi ve ona başka bir sual sordu :
    -Peki, ümmetim namaza kalkınca, senin halin nice olur?
    -Ya Muhammed, beni bir sıtma tutar. Titrerim.
    -Neden böyle olursun; ya lain ?
    -Çünkü bir kul, Allah için secde edince bir derece yükselir.
    - Peki ya oruç tuttukları zaman nasıl olursun ?
    -O zaman da bağlanırım. Taa, onlar iftar edinceye kadar.
    -Peki ya hac yaptıkları zaman nasıl olursun ?
    -O zaman da çıldırırım.
    -Peki, ya Kur'an okudukları zaman nasıl olursun ?
    -O zaman da, eririm. Tıpkı ateşte eriyen bir kurşun gibi eririm.
    -Peki ya sadaka verdikleri zaman halin nasıldır ?
    -Ha, işte.. o zaman halim pek yaman olur. Sanki sadaka veren, bir testere alır eline, ve beni ikiye böler.
    -Neden öyle testere ile ikiye biçilirsin, ya Ebamürre ?
    - Çünkü sadakada dört güzellik vardır. Şöyle ki ;
    1-Allah-ü Teala, sadaka verenin malına bereket ihsan eyler.
    2-O, sadaka veren kimseyi halkına sevdirir.
    3-Allah-ü Teala, onun verdiği sadakayı , cehennemle arasında bir perde yapar.
    4-Allah-ü Teala, belayı sıkıntıyı ve ahları ondan defeder.

    Dört Halife Hakkında Görüşleri


    Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz ashabı hakkında bazı sorular sordu:
    -Ebubekir için ne dersin ?
    -O bana cahiliyet devrinde bile itaat etmedi... İslam'a girdikten sonra nasıl bana itaat eder ?
    -Peki, Ömer b. Hattab için ne dersin ?
    -Allah'a yemin ederim ki; her gördüğüm yerde ondan kaçarım.
    - Peki, Osman b. Affan için ne dersin ?
    -Ondan utanırım ... hem de çok ... Nasıl ki, Rahman' ın melekleri de ondan utanırlar.
    -Peki, Ali b. Ebutalib için ne dersin ?
    -Ah onun elinden bir kurtulsam... O, kendi başına kalsa; ben kendi başıma kalsam... O beni bıraksa.... ben de onu bıraksam .. Ben onu bırakırım; ama o beni bırakmaz.

    Şeytan Kimi Azdıramıyor?


    Resullullah (s.a.) Efendimiz, yukarıdaki soruları sorduktan ve şeytanın verdiği cevaplar kısmen bittikten sonra, şöyle buyurdu :
    - Ümmetime saadet ihsan eden; seni taa, belli bir vakte kadar şeki kılan Allah'a hamd olsun.
    Resullullah (s.a.) Efendimiz' in o cümlesini duyan lain iblis şöyle dedi :
    - Heyhat, heyhat... Ümmetin saadeti nerede? Ben, o belli vakte kadar diri kaldıkça, sen ümmetin için nasıl ferah duyarsın?.. Ben, onların kan mecralarına girerim. Etlerine karışırım. Ama onlar, benim bu halimi göremez ve bilemezler. Beni yaradan ve baas gününe kadar bana mühlet veren Allah'a yemin ederim ki: Onların tümünü azdırırım. Cahillerini ve alimlerini... Ümmilerini ve okumuşlarını... Facirlerini ve abidlerini .. Hasılı, bunların hiçbiri elimden kurtulamaz. Fakat, Allah'ın halis kullarını... Evet, bunları azdıramam.

    Bunun üzerine Resullullah (s.a.) Efendimiz sordu :
    -Sana göre ihlas sahibi olan muhlis kullar kimlerdir ?
    -Bilmez misin? ya Muhammed, bir kimse ki, dirhemini ve dinarını sever ... O Allah için bir ihlasa sahip değildir. Bir kimseyi görürsem ki; dirhemini dinarını sevmez; övülmekten, medhedilmekten hoşlanmaz.. bilirim ki o : ihlâs sahibidir... Hemen onu bırakır kaçarım.
    Bir kul malı ve övülmeyi sevdiği süre, kalbi de dünya arzularına bağlı kaldığı müddet, o size vasfını yaptığım kimseler arasında bana en çok itaat edendir. Bilmez misin ki: mal sevgisi, büyük günahların en büyüğüdür. Bilmez misin ki ya Muhammed, baş olma sevgisi yine büyük günahların en büyükleri arasındadır.
    Ya Muhammed, bilmez misin? Benim yetmiş bin tane çocuğum var. Bunların her birini bir başka yere tayin etmişimdir. Sonra o her çocuğumla birlikte yine yetmiş bin tane şeytan vardır. Onların bir kısmını ulemaya gönderdim. Bir kısmını gençlere yolladım. Bir kısmını da, meşayihe saldım. Bir kısmını da ihtiyar kadınlara musallat ettim. Gençlere gelince, aramızda hiçbir anlaşmazlık yoktur. Onlarla gayet iyi geçiniriz. Çocuklara gelince... onlarla da, bizimkiler istedikleri gibi birlikte oynarlar. Bizimkilerin bir kısmını da abidlerin başına dert ettim. Bir kısmını da zahidlerin. Onlar bunların yanına girer; halden hale sokarlar. Bir tepeden öbürüne ... hep dolaştırıp dururlar. Öyle bir hal alırlar ki; başlarlar, sebeplerden herhangi birine sövmeye... İşte... böylece, onlardan ihlası alırım. Onlar bu halleri ile yaptıkları ibadeti, ihlassız yaparlar gayrı .. Ama , bu hallerin farkında olmazlar. Bilmez misin; ya Muhammed, Rahip Borsisa: tam yetmiş yıl ihlas ile Allah' a ibadet etti. Bu ibadetleri sonucunda ona öyle bir hal ihsan edilmişti ki ; Her dua ettiği hasta, duası ve bereketi ile şifa oluyordu. Onun peşine takıldım. Zina etti. Katil oldu. Sonunda da küfre girdi. Bu o kimsedir ki ; Allah-ü Teala aziz kitabında , ona şöyle anlatır :

    "Şeytan hali gibidir ki; o insana: 'Kafir ol .. Dedi. Vaktaki o kafir oldu.: bu defa ona şöyle dedi: Ben senden uzağım... Ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım ." (59/16)

    İblis bundan sonra bazı kötü huylar üzerinde durdu. Ve onların her birinden nasıl istifade ettiğini anlattı..

    YALAN


    - Bilmez misin ya Muhammed, yalan bendendir ve ilk yalan söyleyen de benim. Her kim yalan söylerse ... o benim dostumdur. Her kim yalan yere yemin ederse ... o da benim sevgilimdir. Bilmez misin ya Muhammed , ben Adem'e ve Havva'ya yalan yere Allah adına and içtim. "Muhakkak ben size nasihat ediyorum." (7/16) Dedim... Bunu yaparım : çünkü yalan yere yemin gönlümün eğlencesidir.

    GIYBET - KOĞUCULUK


    -Gıybet ve koğuculuğa gelince .... Onlarda benim meyvelerimdir ve şenliğimdir.

    NİKAH ÜZERİNE YEMİN ETMEK


    -Her kim talak üzerine yemin ederse ... günahkar olacağından endişe edilir. İsterse bir defa olsun .. İsterse doğru şey üzerine olsun. Her kim talakı ağzına alırsa .. taaa.. hakikati belli oluncaya kadar karısı ona haram olur. Onlar bu halleri ile kıyamete kadar meydana getirecekleri çocuklar hep zina çocuğu olur. Ağza alınan o talak kelimesi yüzünden hepsi cehenneme girer.

    NAMAZ ve ŞEYTAN


    - Ya Muhammed, o her ne zaman ki, namaza kalkmak ister; tutarım .

    Ona vesvese veririm. Derim ki: "henüz vakti var. Sende meşgulsün. Hele şimdilik işine bak sonra kılarsın." Böylece o: Vaktinin dışında namazını kılar. Ve bu sebepten onun kıldığı namaz yüzüne atılır. Şayet o kimse beni mağlup ederse; ona insan şeytanlarından birini yollarım... Böylece onu vaktinde namaz kılmaktan alıkoyar.
    O, bunda da beni mağlup ederse; bu sefer onun hesabını namazında görmeye bakarım. O namazın içinde iken; sağa bak, sola bak derim. O da bakar. O ki böyle yaptı. Yüzünü okşar alnından öperim. Bundan sonra ona: Sen ebedi yaramaz bi iş yaptın. Derim ve böylece onun huzurunu bozarım. Sende bilirsin ki ya Muhammed, her kim namazda , sağa ve sola çokça bakarsa , Allah onun namazını kabul etmez.
    Bunda da ona mağlup olursam. Yalnız başına namaz kıldığında yanına giderim. Ve ona; çabuk çabuk kılmasını emrederim. O da, başlar; namazını çabuk çabuk kılmaya. Tıpkı horozun, gagası ile yerden birşeyler topladığı gibi.
    Bu işi yaptırmakta da ona başarı kazanamazsam bu sefer, cemaatle namaz kılarken onun yanına varırım. Orada başına bir gem takarım. Başını imamdan evvel secdeden ve rükü'dan kaldırırım. İmamdan evvel de secde ve rüku yaptırırım. İşte o böyle yaptığı için, kıyamet günü, Allah onun başını eşek başına çevirir.
    O kimse bunda da beni yener ise. Bu defa, ona namazda parmaklarını çıtlatmasını emrederim. Böylece o beni tesbih edenlerden olur. Ama bu işi ona namaz içinde yaptırmaya muvaffak olursam.
    Bunda da mağlup olursam, bu sefer ona tekrar giderim. Namaz içinde iken burnuna üflerim. Ben üfleyince, o esnemeye başlar. Şayet o, bu esneme esnasında elini ağzına kapamazsa; onun içine küçük bir şeytan girer, dünya hırsını ve dünyevi bağlarını çoğaltır. İşteb undan sonra o kimse, hep bize itaat eder. Sözümüzü dinler. Dediklerimizi yapar.
    Şeytan bundan sonra konuşmasına devam etti :
    -Sen ümmetin hangi saadetinten ferah duyarsın ki ? Ben onlara ne tuzaklar kurarım... ne tuzaklar. Miskinlerine , çaresizlerine ve zavallılarına giderim. Namazı bırakmalarını emrederim. Ve onlara derim ki :
    -Namaz size göre değil.. O, Allah'ın afiyet ihsan ettiği ve bolluk verdiği kimseler içindir.
    Sonra hastalara giderim :
    -Namaz kılmayı bırak " derim çünkü Allah-ü Teala: "hastalara zorluk yok....." (24/61) buyurdu. İyi olduğun zaman kılarsın. Ve böylece o, namazını bırakır. Hatta küfre de gidebilir. Şayet o, hastalığında namazı terkederek ölüp giderse, Allah'ın huzuruna çıkarken, Allah-ü Teala'yı öfkeli bulur.

    Sonra şöyle dedi :
    -Ya Muhammed, eğer bu sözlerime yalan kattımsa, beni akrep soksun. Sonra.... Eğer yalan varsa .. Allah 'tan dile beni kül eylesin.
    İblis bundan sonra konuşmalarına devam etti ve şöyle dedi :
    -Ya Muhammed, sen ümmetin için ferah mı duyuyorsun ? Halbuki ben onların altı da birini dininden çıkardım.

    Şeytanın Arkadaşları


    Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz ona, yani İblis'e aşağıdaki şekilde kısa kısa bazı sorular sordu. O da bunlara cevap verdi :
    -Ya lain, senin oturma arkadaşın kim ?
    -Faiz yiyen.
    -Dostun kim ?
    -Zina eden.
    -Yatak arkadaşın kim ?
    - Sarhoş
    -Misafirin kim ?
    -Hırsız.
    -Elçin kim ?
    -Sihirbazlar.
    -Gözün nuru nedir?
    -Karı boşamak.
    -Sevgilin kim ?
    -Cuma namazını bırakanlar.
    -Ya lain, senin kalbini ne yıkar ?
    -Allah yolunda cihada koşan atların kişnemesi.
    -Senin cismini ne eritir ?
    -Tevbe edenlerin tevbesi.
    -Ciğerini ne parçalar, ne çürütür ?
    -Gece ve gündüz, Allah'a yapılan bol bol istiğfar.
    -Yüzünü ne buruşturur ?
    -Gizli sadaka.
    -Gözlerini kör eden nedir ?
    -Gece namazı.
    -Başını eğdiren nedir ?
    -Çokça kılınan cemaatle namaz.
    -Sana göre insanların en saadetlisi (!) kimdir?
    -Namazını bilerek kasden bırakanlar.
    -İnsanların en şakisi kimdir ?
    -Cimriler
    -Seni işinden ne alıkoyar ?
    -Ulema meclisleri
    -Yemeğini nasıl yersin ?
    -Sol elimle parmaklarımın ucu ile.
    -Sam yeli estiği zaman ve ortalığı sıcaklık bastığı zaman çocuklarını nerede gölgelendirirsin ?
    -İnsanların tırnaklarının arasında.
    -Rabbinden neler talep ettin ?
    -On şey talep ettim.
    - Nedir onlar ya lain ?
    -Şunlardır :


    Şeytanın Allah'tan On Talebi


    1. Allah'tan diledim ki, beni ademoğullarının malına ve evladına ortak ede. Bu ortaklık talebimi yerine getirdi. Ki bu: "Onlara ortak ol... Mallarına ve çocuklarına . Onlara vaad et. Halbuki şeytan onlara gurur vaad eder..." (17/64) Ayet-i Celilesi ile sabittir.

    Her besmelesiz kesilen hayvan etinden yerim, faiz ve haram karışan yemeklerden yerim. Şeytandan Allah'a sığınılmayan malın da ortağıyım.
    Cinsi münasebet anında; Allah'a şeytandan sığınmayan kimse ile birlikte hanımı ile birleşirim. Ve o her birleşmeden hasıl olan çocuk, bize itaat eder. Sözümüzü dinler.
    Her kim hayvana binerken, helal yola gitmeyi değil de, aksini isteyerek binerse, bende onunla beraber binerim. Yol arkadaşı ve binek arkadaşı olurum. Bu da Ayet-İ Kerime ile sabittir. "Onlar üzerine süvarilerinle, piyadelerinle yaygara çıkart." (17/64)
    2. Allah-ü Teala'dan diledim ki : Bana bir ev vere .. Bu dilediğim üzerine hamamları bana ev olarak verdi.
    3 .Diledim ki bana bir mescid vere. Pazar yerlerini bana mescid yaptı.
    4. Benim için bir okuma kitabı vermesini istedim. Şiirleri bana okuma kitabı olarak verdi.
    5. İstedim ki; bir ezan vere , Mezmurları verdi.
    6. Diledim ki; bana bir yatak arkadaşı vere.. Sarhoşları verdi.
    7. Diledim ki; bana yardımcılar vere... Bunun içinde kaderiye mensuplarını verdi.
    8. İstedim ki; bana kardeşler vere... Mallarını boş yere israf edenleri verdi. Bir de masiyet yoluna para harcayanları. Bunlarda şu Ayet-i Kerime ile sabittir :
    "O kimseler ki ; mallarını boş yere harcarlar... Onlar şeytanın kardeşleri olmuşlardır." (17/27)
    Bir ara Resullullah (s.a.) Efendimiz şöyle buyurdu :
    - Eğer söylediklerini, Allah'ın kitabındaki ayetlerle ispat etmeseydin. Seni tastik etmezdim.
    Bundan sonra İblis devam etti :
    -Ya Muhammed, Allah'tan diledim ki; ademoğullarını ben göreyim; ama onlar beni göremeyeler. Bu dileğimi de yerine getirdi. Diledim ki; ademoğullarının kan mecralarını bana yol yapa; Bu da oldu. Böylece ben, onlar arasında akıp giderim. Gezerim. Hem nasıl istersem. Bütün bu isteklerimi verdi . " Hepsi sana verildi, buyurdu. " Ve ben bu hallerimle iftihar ederim. Sonra şunu da ekleyeyim ki ; benimle beraber olanlar , seninle beraber olanlardan daha çoktur. İşte... Böylece kıyamete kadar, ademoğullarının ekserisi benimle beraber olurlar.


    Bundan sonrasını İblis şöyle anlattı :

    Benim bir oğlum vardır. Adı: ATEME'dir. Bir kul, yatsı namazını kılmadan uyursa gider; onun kulağına bevleder. Eğer böyle olmasaydı; imkan yok, insanlar namazlarını eda etmeden uyuyamazlardı.
    Benim bir oğlum daha vardır ki; onun adı da MÜTEKAZİ 'dir. Bunun vazifesi de ; yapılan gizli amelleri yaymaya çalışmaktır. Mesela bir kul , gizli bir taat işlerse .. ve bu yaptığını da gizlemeye çalışırsa MÜTEKAZİ onu dürter. En sonunda o gizli amelin yayılmasına ve açığa çıkarmaya muvaffak olur. Böylece ; Allah-ü Teala onun yüz sevabından doksan dokuzunu imha eder. Çünkü bir kulun yaptığı gizli bir amel için tam yüz sevap verilir.
    Sonra .. Benim bir oğlum daha vardır . Onun adı da KÜHAYL dir. Bunun işi de, insanların gözlerini sürmelemektir. Bilhassa, ulema meclisinde ve hatip hutbe okurken. Bu sürme onların gözüne çekildi mi , uyuklamaya başlarlar. Ulemanın sözlerini işitmezler. Böylece hiç sevap alamazlar.
    Bundan sonra İblis şöyle anlattı :
    -Hangi kadın olursa olsun .. Onun kalktığı yere şeytan oturur. Sonra kadının kucağında mutlaka bir şeytan durur. Ve onu, bakanlara güzel gösterir. Sonra o kadına bazı emirler verir. Mesela: Elini kolunu dışarı çıkar ; göster. Der .. o da bu emri tutar. Elini, kolunu açar, gösterir. Bundan sonra, o kadının haya perdesini tırnakları ile yırtar.

    İblis bundan sonra ; Resullullah (s.a.) Efendimiz' e kendi durumunu anlatmaya başladı :


    -Ya Muhammed bir insanı delalete sürüklemek için elimde bir imkan yoktur. Ben ancak vesvese veririm. Ve bir şeyi güzel gösteririm. O kadar. Eğer delalete sürüklemek elimde olsaydı, yeryüzünde; "Allah'tan başka ilah yoktur ve Muhammed Allah'ın resülüdür." diyen herkesi, oruç tutanı ve namaz kılanı hiç bırakmazdım. Hepsini delalete düşürürdüm. Nasıl ki senin elinde de, hidayet nevinden bir şey yoktur. Sen ancak Allah'ın Resulusun. Ve tebliğe memursun. Şayet hidayet elinde olsaydı, yeryüzünde tek kafir bırakmazdın. Sen Allah'ın halkı üzerinde bir hüccetsin. Bende , kendisi için ezelde şekavey yazılan kimselere sebebim. Said olan kimse, taa, ana karnında iken saiddir. Şaki olan da yine ana karnında iken şakidir. Saadet ehli kılan da Allah, Şekavet ehli kılan da Allah .

    Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz şu iki Ayet-i Kerimeyi okudu.
    "Bunlar, taa sonuna kadar böyle değişik şekilde devam edecek... Ancak Rabbın esirgedikleri hariç.." (11/118-119)
    "Allah'ın emri behemehal yerini bulan bir kaderdir." (33/38)

    Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz, İblise şöyle buyurdu :
    -Ya Ebamürre, acaba senin bir tevbe etmen ve Allah' a dönmen mümkün değil mi ? Cennete girmene kefil olurum.
    Bunun üzerine İblis şöyle dedi :
    -Ya Resullullah, iş verilen hükme göre oldu. Karar yazan kalemde kurudu. Kıyamete kadar olacak işler olacaktır. Seni peygamberlerin efendisi kılan, cennetin ehlinin hatibi eyleyen ve seni halkı içinden seçen ve halkı arasında bir gözde yapan, beni de şakilerin efendisi kılan ve cehennem ehlinin hatibi eyleyen Allah'tır. Ve O: bütün eksik sıfatlardan münezzehtir.

    Ve İblis cümlelerini şöyle tamamladı :
    -İşte bu söylediklerim sana son sözümdür. Ve bütün söylediklerimi de doğru dedim.

    Evvel, ahir, zahir batın, alemlerin Rabbı olan Allah' a hamd olsun.
    Efendimiz Muhammet Nebiye Allah salat eylesin. Keza onun ailene de ashabına da ...Amin

    Konu devil_wolf tarafından (10-06-2007 Saat 19:41 ) değiştirilmiştir.
  4. #4
    güzel bir paylaşım bilgilendirici....
  5. #5
    Seytanin Hilelerinden Sakinin!.

    Güç ve kuvvet sahibi Allah'a hamdolsun. Yaratma ve emretme O'na aittir. O her nefsin üzerinde gözeticidir. Dilegi mutlaka gerçeklesir. Hikmeti latiftir. Kesin delil ancak Allah'indir. Allah dileseydi hepinizi hidayete erdirirdi. Rabbime hamdeder ve sükrederim. O'na tevbe eder ve O'ndan bagislanma dilerim. Sehadet ederim ki Allah'dan baska ilah yoktur. O, tektir ve ortagi yoktur. Buna, gerçek ve süphesiz bir sehadetle sehadet ederim. Ve sehadet ederim ki, nebimiz ve efendimiz Muhammed O'nun kulu ve rasulüdür. O, güvenilir ve sözüne sadiktir. Allah'im! Kulun ve Rasulün Muhammed'e, ailesine ve ashabina Kiyamet'e kadar devam edecek salât ve selamda bulun ve onlari mübarek eyle!.. Bundan sonra... Gizli ve asikar hallerinizde Allah'dan hakkiyla korkun ey müslümanlar... Ahiret gününe kavusmayi dileyin ve bozguncularin yollarina uymayin. Bilin ki ey Allah'in kullari, her seyin bir baslangici ve her baslangicin bir sonu vardir. Her yarisin bir hedefi vardir. Muhakkak ki siz, imtihan ve musibet dünyasindasiniz.

    Kiyamet'te ise cennet ve cehennem vardir. Allah, cennete giden bir yol belirlemistir. O yol da Islam'dir. (Kim, Islam'dan baska bir din ararsa bilsin ki kendisinden bu asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktir.) (3/Âl-i Imran/85) Islam'da da helak edici durumlardan kurtaran kötülükleri ve büyük günahlari defeden salih ameller belirlemistir. Nimetler yurdu cennet için salih amel isleyen cennet ehlini yaratmistir. Ve cennete davet eden davetçiler yaratmistir. Bu davetçiler, peygamberlerdir. Allah'in salât ve selami onlarin üzerine olsun. Ve peygamberlere tâbi olan; Allah'in kendilerine nimet verdigi, en üstün derecelere çikardigi ve hayirlarda öne geçirdigi insanlardir. Allah Teâlâ söyle buyurur: (Kim Allah'a ve Rasulü'ne itaat ederse iste onlar , Allah'in kendilerine lütuflarda bulundugu peygamberler, siddîklar, sehidler ve salih kisilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadastir! Bu lütuf Allah'dandir ve bilen olarak Allah yeter.) (4/en-Nisa/69-70) Onlarin yasantilari iyi olmus ve kalpleri temiz olmustur. Amelleri salih olmustur. Onlarin yaptiklarini yapan mutlu olur ve ebedilik cennetini kazanir. Yine Allah cehennem için cehennem ehlini yaratmistir. Onlar, cehennem ehlinin amelini islerler. Allah, aci verici azapta ebedi olarak kalmaya götüren yollari açiklamistir. Allah Tebârake ve Teâlâ; kötülüklerden ve Allah'in gazabina neden olan, asagiliga ve cehenneme sürükleyen haramlardan sakindirmistir. Allah Teâlâ söyle buyurur: (Kim Allah ve Rasulü'ne karsi gelirse bilsin ki ona, içinde ebedi kalacaklari cehennem atesi vardir.) (72/el-Cinn/23) Allah'in, içerisinde ebedi ve çesitli azaplar yarattigi o hayatin da bu dünyada davetçileri vardir. Allah Teâlâ, cehennem ehli hakkinda söyle buyurur: (Onlari, atese çagiran öncüler kildik. Kiyamet günü onlar yardim görmeyeceklerdir. Bu dünyada arkalarina lanet taktik. Onlar, Kiyamet gününde de kötülenmisler arasindadir.) (28/el-Kasas/41-42) Cehenneme davet edenler, günahlari güzel gösterirler. Yapani helak eden günahlari islemeye çagirirlar. Cehenneme çagiran davetçilerin en azilisi, Allah Teâlâ'ya en çok düsman olan nefislerin en kötüsü ve en pis olani Iblis'tir. Allah ona lanet etsin. Bizleri ve tüm müslümanlari ondan ve onun zürriyetinden korusun. Allah; itaat edenle isyan eden bilinsin, ceza ve sevap verilecekler ortaya çiksin diye onunla imtihan etmistir. Söyle buyurur: (Andolsun ki Iblis, onlar hakkindaki tahminini dogruya çikardi. Inanan bir zümrenin disinda hepsi ona uydular. Halbuki seytanin onlar üzerinde hiçbir nüfuzu yoktu. Ancak ahirete inanani süphe içinde kalandan ayirdedip bilelim diye (ona bu firsati verdik).

    Rabbin gerçekten herseyi koruyandir.) (34/es-Sebe'/20-21) Ve söyle buyurur: (Ey Ademogullari! Size "Seytana ibadet etmeyin, çünkü o sizin apaçik bir düsmaninizdir. Ve bana kulluk edin, dogru yol budur" demedim mi?) (36/Yâsin/60-61) Her türlü kötülüge ve günaha çagiran bu azili mahluka Allah, asamayacagi belirli bir güç vermistir. Mü'mine de onun kötülügünü defedecek bir silah, onu maglup edecek bir destek vermistir. Allah; Iblis'e vesvese verme, kalbe çirkin düsünceler atma ve batil fikirleri akla getirme gücü vermistir. Önce günahi arzuya, sonra istege, sonra da eyleme dönüsmesi için bunlari tekrar eder. Çünkü her eylemin baslangici, o eylemin kalpten geçmesidir. Yine Allah; Iblis'e, günahlari güzel gösterme gücü vermistir.

    Allah Teâlâ söyle buyurur: (Seytan onlara yaptiklarini güzel gösterdi.) (6/el-En'am/43) Fakat Allah, Iblis'e bir seyi sevdirme gücü vermemistir. Bir seyi sevdirmeye yalnizca Allah azze ve celle'nin gücü yeter. Allah Teâlâ söyle buyurur: (Bilin ki içinizde Allah'in elçisi vardir. Sayet o, birçok islerde size uysaydi sikintiya düserdiniz. Fakat Allah size imani sevdirmis ve onu kalplerinizde süslemistir. Küfrü, fiski ve isyani da size çirkin göstermistir. Iste dogru yolda olanlar bunlardir.) (49/el-Hucurât/7) Ayrica Allah; bu azili yaratiga, kafirleri günahlara tesvik etme ve kiskirtma gücü vermistir. Allah Teâlâ söyle buyurur: (Görmedin mi; biz kafirlerin üzerine kendilerini iyice (isyankarliga) sevkeden seytanlari gönderdik. Öyle ise onlar hakkinda acele etme! Biz onlar için teker teker sayiyoruz.) (19/Meryem/83-84) Allah, Iblis'e öfkeye sevketme ve bir tür dürtü gücü de vermistir. Yine Allah bu açik düsmana kalbe vesvese verme, tahrik etme gücü vermistir. Üfürüp sisirme gücü vermistir.

    Allah'in haber verdigi, seytanin bütün bu hileleri zayif hilelerdir. Seytanin ameli, iman ve Allah'a sarilma ile yokolur ve erir gider. Allah Teâlâ söyle buyurur: (Süphe yok ki seytanin hilesi zayiftir.) (4/en-Nisa/76) Ve Allah, bu düsman hakkinda söyle buyurur: (Gerçek su ki; iman edip de yalniz Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (seytanin) bir hakimiyeti yoktur. Onun hakimiyeti ancak onu dost edinenlere ve onu Allah'a ortak kosanlaradir.) (16/en-Nahl/99-100) Allah'a tevekkül eden mü'minler karsisinda hiçbir gücü ve kudreti yoktur. Bu açik düsmanin varligina inanir, etkisini biliriz. Kötülügünün sonuçlarini da açikça görürüz. Allah bizleri ve tüm müslümanlari ondan korusun. Bu düsman, her hayirli yolun basina ondan geri çevirmek için oturmustur. Hayir yolunun tersine davet eder. Allah Teâlâ söyle buyurur: (Iblis dedi ki: "Öyle ise beni azdirmana karsilik and içerim ki ben de onlari saptirmak için senin dogru yolunun üstüne oturacagim. Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarindan, saglarindan, sollarindan sokulacagim. Ve sen, onlarin çoklarini sükredenlerden bulamayacaksin.") (7/el-A'raf/16-17) Ancak Allah Teâlâ'ya sarilarak Iblis'in kötülügünü defedebilir ve hilelerini bosa çikarabiliriz. Saptirmasindan ve fesadindan kurtulabiliriz. Allah azze ve celle söyle buyurur: (Her kim Allah'a baglanirsa kesinlikle dogru yola iletilmistir.) (3/Âl-i Imran/101) Seytandan kurtulus; Kur'an ve Sünnet ile amel etmekle, insanlari buna çagirmakla olur. Ey müslümanlar!. Allah Teâlâ bizlere, bu düsmanin insani helaka sürükledigini, sonra da onu terkedip onunla alay ettigini bildirir. Allah Teâlâ söyle buyurur: (Allah'a andolsun ki, senden önceki ümmetlere de peygamberler göndermisizdir. Fakat seytan onlara amellerini güzel gösterdi de iman etmediler. Iste o, bugün onlarin velisidir. Onlar için elem verici bir azap vardir.) (16/en-Nahl/63) Nuh'un kavmine, Âd ve Semud kavimlerine, Ibrahim'in kavmine ve Ashab-i Medyen'e sirki, küfrü ve günahlari güzel göstermistir. LÛt'un kavmine fuhsu, isyankar nesillere günah ve isyan çesitlerini güzel göstermistir. Baslarina Allah'in azabi gelince de pismanliklari hiçbir fayda saglamamis ve seytan onlara hiçbir fayda saglamamistir. ((Münafiklarin durumu) tipki seytanin durumu gibidir. Çünkü seytan insana "Inkar et!" der. Insan inkar edince de "Ben senden uzagim. Çünkü ben, Alemlerin Rabbi olan Allah'dan korkarim" der. Nihayet ikisinin de sonu, içinde ebedi kalacaklari ates olacaktir. Iste bu zalimlerin cezasidir.) (59/el-Hasr/16-17) Ahirette ise bu seytan, yüksek bir atesten tepenin üzerine çikarak kendisine uyanlara seslenir. Allah Teâlâ söyle buyurur: (Hesaplari görülüp is bitirilince seytan diyecek ki: "Süphesiz Allah size gerçek olani vadetti. Ben de size vadettim ama yalanci çiktim. Zaten benim size karsi bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çagirdim ve siz de benim davetime hemen kostunuz. O halde beni yermeyin, kendinizi yerin. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Kuskusuz daha önce ben, beni ortak kosmanizi reddettim. Süphesiz zalimler için elem verici bir azap vardir.) (14/Ibrahim/22) Geriye ancak inleme ve hiçkirma, pismanlik, aglama ve feryat etme kalir. Allah onlara söyle der: (Alçaldikça alçalin orada! Bana karsi konusmayin artik) (23/el-Mü'minûn/108) Müslümanin, kendisiyle bu açik düsmanin hilesini bosa çikarabilecegi seylerden biri de Allah'a siginmaktir. Allah'a siginmanin anlami O'nun himayesine girme, O'na tutunma ve O'nun korumasina basvurmadir. Allah Teâlâ söyle buyurur: (Eger seytandan gelen kötü bir düsünce seni dürtecek olursa hemen Allah'a sigin. Çünkü O; isitendir, bilendir.) (41/Fussilet/36) (Ve de ki: "Rabbim! Seytanlarin kiskirtmalarindan sana siginirim. Onlarin yanimda bulunmalarindan da sana siginirim Rabbim!") (23/el-Mü'minûn/97-98) Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in yaninda iki adam birbiriyle atisir. Onlardan birinin yüzü öfkeden kipkirmizi kesilir ve boyun damarlari siser.

    Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem söyle buyurur: "Ben bir söz biliyorum. Sayet onu söylerse hissettigi sey (öfke) gider: "Eûzu billahi minesseytânirracim / Kovulmus seytanin serrinden Allah'a siginirim." Seytanin hilesini ve kötülügünü defeden seylerden biri de cemaatle namaza devam etmektir. Allah Teâlâ söyle buyurur: (Süphesiz namaz hayasizliktan ve kötülükten alikoyar.) (29/el-Ankebût/45) Ve Iblis hakkinda söyle buyurur: (Seytanin adimlarina uymayin, çünkü seytan süphesiz ki hayasizligi ve kötülügü emreder.) (24/en-Nûr/21) Bir hadis-i serifte Nebi sallallahu aleyhi ve sellem söyle buyurur: "Kim sabah namazini cemaatle kilarsa o kimse aksam oluncaya kadar Allah'in zimmetindedir." Yine, seytanin serrini defeden seylerden biri de Ayetu'l Kürsi'yi; Ihlas, Felak ve Nâs surelerini her namazin arkasinda okumaktir. Müslüman mescide girince "Bismillah, vessalâtu vesselamu alâ rasulillah / Allah'in adiyla, salât ve selam Rasulullah'in üzerine olsun" der. Kur'an-i Kerim'i çokça okumak da seytanin serrini uzaklastiran etkenlerdendir. Kur'an'in, seytani uzaklastirmada özel bir ayricaligi vardir. Kul ne kadar çok Kur'an okursa, kovulmus seytandan nefsini o kadar korur. Allah'in, kendisiyle seytanin serrini defettigi seylerden biri de zekat ve sadaka vermek, hayir yollarinda harcama yapmaktir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem söyle buyurur: "Sadaka, suyun atesi söndürmesi gibi günahi söndürür." Müslüman günahtan korunursa büyük bir kötülükten kurtulmus olur. Iyilik yapmak, kötülüge düsmeye mani olur. Seytanin hilesini uzaklastiran seylerden biri de Allah'i tesbih ederek, hamdederek, tekbir ve kelime-i tevhid getirerek, istigfar ederek Allah'i zikretmektir. Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim'de, Ebu Hureyre radiyallahu anh'tan rivayet edilen bir hadiste Nebi sallallahu aleyhi ve sellem söyle buyurur: "Mü'min, günün basinda yüz kere "Lâ ilahe illallahu vahdehu lâ serike lehu, lehu'l mülku ve lehu'l hamdu vehuve alâ kulli sey'in kadîr /Allah'dan baska ilah yoktur. O, tektir ve ortagi yoktur. Mülk O'nundur ve hamd O'nadir. Ve O, her seye gücü yetendir" derse bu ona o gününde seytana karsi bir korunma olur. On köle azad etmis gibidir. Allah ona yüz sevap yazar." Allah'in, kendisiyle seytanin serrini uzaklastirdigi seylerden biri de Allah yolunda cihad etmektir. Hayir ve ilim meclislerinde bulunmak; oyun ve eglence meclislerinden, batil ve gaflet meclislerinden uzak durmak da Allah'in kendisiyle seytanin serrini uzaklastirdigi seylerden biridir. Çünkü, eglence ve batil meclislerinde seytan hazir bulunur. Aralarina düsmanlik, buguz ve mutsuzluk sokar. Kötülük, içki içme ve büyük günah isleme noktasina kadar ulasabilir. Basinda ve sonunda bu seytanin kötülügünden kutaracak seylerden biri de tevhid ve Allah'a tevekküldür. Sadece O'na dayanmak ve bütün ibadetleri yalnizca Allah için yapmaktir. Allah Teâlâ söyle buyurur: (Süphesiz kullarim üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. Ancak azginlardan sana uyanlar müstesnâ.) (15/el-Hicr/42) Allah'dan hakkiyla korkun ey müslümanlar!.. Seytanin hilelerinden ve gaflete düsürmesinden, seytanin adimlarindan ve tuzaklarindan sakinin. Allah Teâlâ söyle buyurur: (Ey iman edenler! Hep birden barisa girin, sakin seytanin pesinden gitmeyin. Çünkü o, apaçik düsmaninizdir. Size apaçik deliller geldikten sonra eger baristan saparsaniz sunu iyi bilin ki Allah Aziz'dir, Hakîm'dir.) (2/el-Bakara/208-209) Allah beni ve sizleri Yüce Kur'an ile mübarek eylesin... Kendisine itaat eden ve kendisinden hakkiyla korkanlari izzetlendiren, emrine karsi çikip kendisine isyan edenleri ise zillete düsüren Allah'a hamdolsun. Allah'dan baska ilah olmadigina sehadet ederim. O, tektir ve ortagi yoktur. O'nun disinda bir ilah yoktur. Ve sehadet ederim ki, nebimiz ve efendimiz Muhammed O'nun kulu ve rasulüdür. Allah'im! Kulun ve Rasulün Muhammed'e, ailesine, ashabina ve O'nun yolundan gidenlere salât ve selam eyle; onlari mübarek kil!. Bundan sonra... Allah'dan hakkiyla korkun ey müslümanlar!. Ve bilin ki; Iblis, ademoglunu her türlü kötülüge çagirir. Hiç birini küçümsemeden her hayir yolunun önüne geçer. Ademoglunu ilk çagirdigi sey küfürdür. O, bu daveti kabul ederse iplerini seytana teslim etmis olur. Seytan da onu, dünya ve ahirette her türlü kötülüge ve helaka sürükler. Onun küfre davetini kabul etmezse bid'ata çagirir. Çünkü çogunlukla bid'at sahibi bid'atindan dönmez. Çünkü o bid'ati din olarak görür ve seytan bununla sevinir. Buna da gücü yetmezse onu büyük günahlari islemeye çagirir. Büyük günahlara da çagiramazsa, küçük günahlarda israr etmeye davet eder.

    Buna da gücü yetmezse; onu, müstehaplari terkederek mubahlarla ugrasmaya, kendisini ilgilendirmeyen seylerle mesgul olmaya çagirir. Süphesiz seytan, nefsi gözetler ve onun isteklerine bakar. Ona, meylettigi yönden ve sevdigi açidan yaklasir. Nefsin ragbet ettigi ve istedigi yönden ona kötülük kapilari açar. Allah'in rahmet ettigi hariç nefis de kötülügü emreder. Allah Teâlâ söyle buyurur: (Ey insanlar! Allah'in vadi gerçektir; sakin dünya hayati sizi aldatmasin ve o aldatici seytan da Allah hakkinda sizi kandirmasin.

    Çünkü seytan sizin düsmaninizdir, siz de onu düsman sayin. O kendi taraftarlarini ancak ates ehlinden olmaya çagirir.) (35/Fâtir/5-6) Muhakkak ki seytan, kulun küçük gördügü masiyetlere ve önemsemedigi günahlara razi olur. Seytanin size müdahalesinden sakinin ey Allah'in kullari!. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem söyle buyurur: "Süphesiz seytan Arap yarimadasinda kendisine ibadet edilmesinden ümidini kesmistir. Fakat aranizi bozmaya çalisir." Allah'in kullari! Süphesiz Allah kendi ismini zikrederek basladigi bir isi size emreder. Söyle buyurur: (Muhakkak ki Allah ve melekleri peygambere salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O'na salât ve çokça selam eyleyin.)(33/el-Ahzâb/56)

  6. #6
    CİN

    Cin; gözle görülmeyen ışın gibi özel bir enerji biriminden yaratılmış akıl ve bilinç sahibi madde ötesi bir varlıktır. İnsanlar gibi toplulukları ve muhtemelen de milletleri vardır. Bizden başka bir boyutta arzda ve semalarda sayılarını ve cinslerini bilemiyeceğimiz kadarının yaşamakta olduklarını Kur'ân bildirmektedir. Cenâbı Allah'a tıpkı insanlarda olduğu gibi iman edenleri bulunmakla beraber, cin şeytanı gibi isyankâr olanları da vardır. Cinlere de kendi içlerinden peygamberler gönderilmiştir.

    CİNLERİ ATEŞTEN YARATTIK

    55/15: Cinleri de dumansız ateşten yarattı.
    15/27: Cinleri de (insandan) daha evvel kavurucu ateşten yarattık.
    51/56: Ben cinleri ve insanları sadece Bana ibadet etsinler diye yarattım.

    Ayette ki " Dumansız ateş " ifadesi bugünün teknolojisi ile ışını, radyasyonu ve mikro dalgayı tarif etmektedir. Şu halde cinler; ışın gibi, mikro dalga gibi görünmeyen canlı varlıklardır. " Kavurucu ateş " yani zehirli olan radyasyon özellikleri ile de maddeye nüfuz etmektedirler. Cinlerin, ateşe çok dayanıklı ve süratle hareket edebilen bir yapıya sahip olduğu da anlaşılmaktadır.Cinler de tıpkı insanlar gibi, Cenâbı Allah'a ibadet etsinler diye yaratılmış, gözle görülmeyen varlıklardır.

    CİNLER TOPLULUĞU

    6/130: Ey cinler ve insanlar topluluğu!...
    72/6: Doğrusu insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınıyorlardı da onların kibir ve azgınlıklarını arttırıyorlardı.

    Cinlerin de insanlarda olduğu gibi; bizim bilemediğimiz ve göremediğimiz ayrı bir boyutta, arzda ve sema (Gök) de toplu halde yaşadıklarını, dişili-erkekli aileler oluşturduğunu, ailenin de ötesinde toplulukları, büyük ihtimalle de ayrı milletleri olduğunu Kur'ân ayetlerinden öğreniyoruz.

    CİNLERE DE PEYGAMBERLER GÖNDERİLDİ

    6/130: Ey cinler ve insanlar topluluğu! İçinizden size ayetlerini anlatan ve şu gününüzle (Kıyamet Günü) yüzyüze geleceğiniz hususunda sizi uyaran resuller gelmedi mi?...

    Ayetten; insanlada olduğu gibi cinlere de kendi aralarından peygamberler gönderildiğini, ilâhî yasalar açıklanarak anlatıldığını öğreniyoruz.

    Kur'ân cin toplulukları tarafından dinlenmiş ve izlenmiştir. Ahkâf 46/29-31: " Bir zamanlar cinlerden bir gurubu, Kur'ân'ı dinlemeleri için sana (Hz. Muhammed'e) yöneltmiştik. Ona geldiklerinde birbirlerine: Susun dinleyin dediler. Kur'ân'ın okunması bitirilince de uyarıcılar olarak kendi toplumlarına döndüler ve şöyle dediler : Ey kavmimiz! Biz Mûsa'dan sonra indirilen, kendinden öncekini doğrulayan, gerçeğe ve doğru yola götüren bir Kitap dinledik. Allah'ın davetçisine uyun ve ona inanın ki Allah günahlarımızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi azaptan korusun. "

    Hz. Peygamber cinleri gözleri ile görmemiş, onların Kur'ân ı dinledikleri Cenâbı Allah tarafından ona vahiy ile bildirilmiştir. Cin 72/1: " De ki: Cinlerden bir topluluğun dinleyip şunu söyledikleri bana vahyoldu: Gerçekten biz, hayranlık verici bir Kur'ân dinledik. "

    ŞEYTANÎ CİNLER - İYİ CİNLER

    72/11: Doğrusu bizlerden (cinlerden) iyi olanlar var, olmayanlar da var, çeşit çeşit yollara ayrılmışızdır.
    72/14: Bizden (cinlerden) Allah'a teslim olanlar da var, hak yoldan sapanlar da var. Allah'a teslim olanlar, işte onlar doğruyu ve hayrı aramışlardır.

    Kur'ânın anlattığı gibi cinler de iki kısımdır. Bir bölüm iyi, ahlâklı ve hayırlıdır ki onlar imanlıdır. Bir kısmı da isyankâr, kötülüğün ve fenalığın kaynağıdır ki onlar da insanları saptıran, aldatan ve vesvese veren iman etmemiş şeytan denilen asi kullardır.

  7. #7
    Cin Görünür mü?


    Cinlerin insanları görmelerine bir mani yoksa da vücut yapılarımızın farklılığı sebebiyle insanların onlarla işitilebilir ve görülebilir fiziksel bir beraberliğe girmelerinde engeller bulunmaktadır. Bunun yanı sıra peygamberler ve seçilmişlerin kendileri ile görüştükleri gerçektir. Doğruluklarına artık neredeyse kuşku duyulmayacak şekilde çoklukla yaşanan, belki de siz şu satırları okuyanlarında yaşadığı ve yaşanmaya devam eden olaylar, bir cin maskaralığı olan ruh çağırma oturumlar ve benzeri müşahedelere dayanan çeşitli TV kanallarının gizemli adlar altında yayınladıkları istisnai olaylar insanlarla cinler arasında ilişki kurulabileceğine bir kanıt olarak niye kabul edilmesin ki?

    Bu arada unutulmasın ki, onların hep görülmez olmadığını düşüncesine saplanmayalım. Bazı şeytanlaşmış insanların varlığı malumlarınızdır. Bu tip insanlardan Allah'a sığınılması Kur'an da açıklanmaktadır.

    Konu devil_wolf tarafından (02-11-2007 Saat 14:31 ) değiştirilmiştir.