+ Yorum Yaz

 Teknolojik Gelişmelerin Solunum Sistemi Sağlığına Olumlu Olumsuz Etkileri

 - Konu Toplam: 48873 kez okundu ve konuya toplam 18 kez yorum yapıldı.

  1. 07-04-2009 #1
    Teknolojik gelişmelerin solunum sistemi sağlığına olumlu, olumsuz etkileri Solunum hastalıklarına karşı önlemler

    Yalnızca beslenmemiz değil, solumamız da bizi biçimlendirir. Doku ortamı sürekli olarak oksijenle beslendiğinde, pek çok hastalıklı doku değişiklikleri önlenmiş olur. Kan dolaşımı yoluyla dokulara taşınan oksijenin miktarı ise, öncelikle solumaya bağlıdır.

    Değinilen konulara bakıldığında, bu sistem için öngörülecek olan önlemlerin, öncelikle düzenli beden hareketleri yapmak ve doğru solumak olduğu görülür. Solumak, farkına varılmadan gerçekleşen bir işlevdir, ama doğru ve bilinçli solunumun değeri anlatılmakla bitmez.

    Tüm hastalıklarda olduğu gibi, burada da geçerli olan başlıca kural şudur: En etkili önlem, doğru yaşam biçimidir. Beslenme, hareketlilik ve yaşam kalitesi, akciğerlerin sağlığını büyük ölçüde etkiler. Akciğerlerin sağlığının korunabilmesi için, kişinin iç dünyası ve dış dünyası uyumlu bir akış içinde olmalıdır. Soluduğumuz hava eğer kirli ise, ormanların yapısında bozulmalar olduğu gibi, akciğerlerin yapısında da bozulmalar başlar. Kimyasal atıklarla, gazlarla ve dumanla kirletilmiş havadan kaçınmak gerekir. Duman konusu açılmışken, sigaradan da söz etmek gerekir. Tütün kullanımı, birey ile çevresi arasında katran ve külden bir katman oluşturarak, akciğerlerin ekolojik işlevini sınırlar. Bu durum, bronşitten kansere kadar uzanabilen çok önemli problemlere yol açabilir. Ayrıca, bedenin geri kalan bölümünün gereksinimi olan oksijen miktarının azalmasından kaynaklanabilecek oluşumları da unutmamak gerekir. Eğer kendimizi ve çevremizi iyileştirmek istiyorsak, sigarayı bırakarak iyi bir başlangıç yapabiliriz.

    Ayrıca, tanınması ve kaçınılması gereken daha başka türsel tehlikeler de var. Bir enfeksiyondan (bulaşıcıdan) korunmanın en basit yolu, o enfeksiyon kaynağından uzak kalmaktır. Ama her zaman ve her yerde böyle davranamayacağımıza göre, bedenimizin savunma ve bağışıklık sisteminin hep sağlıklı ve çalışır durumda tutulması kaçınılmazdır. Bu şansa sahip olan beden, dış etkenlere karşı kendini korumada olağanüstü başarılara ulaşabilir. Ama bu düzeye ulaşabilmesi için onu, çeşitli vitaminleri içeren dengeli bir beslenmeyle ve düşüncelerin, duyguların, davranışların dengeli ve sağlığı destekleyici olduğu bir yaşam biçimiyle güçlendirmemiz gerekir. Bu bağlamda, gereksiz yere veya gereğinden fazla antibiyotik kullanımına son verilmesi doğru olur. Gerektiğinde ve gereğince kullanıldığında hayat kurtarabilen bu tür ilaçlar, sağlığımızı korumakla görevli olan savunma ve bağışıklık sistemini tam anlamıyla iflas ettirebilme gücüne de sahiptirler.

    Ayrıca, antibiyotikler, uzun süreli kullanımları sürecinde, alışılmışın üstünde dirençli bakterilerin üremesini sağlayabilirler ve bu durum, söz konusu hastalığın tedavisinin giderek zorlaşmasına yol açar. Doktorların gözlemlerine göre, bu tür gelişmeler son otuz yıl içinde giderek endişe verici boyutlara ulaşmıştır. Doğru bir yaşam biçimi ve uygun şifalı bitkiler seçimi sayesinde, çoğu zaman antibiyotik kullanımına gerek kalmayabilir. yalnızca başka organları ve sistemleri etkilemekle kalmaz, hastalıklara da yol açabilir. Beden bir bütün olduğuna göre, bu etkileşimin ters yönde gerçekleşmesi de olasıdır. Akciğer tedavisinde, dolaşım sisteminin durumu da göz önünde bulundurulmalıdır. Kalp ve dolaşım sistemi hakkında öğrendiklerimiz, akciğerler için de önemlidir. Bu doğrultuda, sindirim sisteminin ve özellikle dışkılama organlarının durumuyla da ilgilenmek gerekir; çünkü akciğerler, bağırsakların, böbreklerin ve derinin görevini, yani bedende oluşan atıkların dışkılanma görevini paylaşır. Bu organlardan herhangi birinde bir problem oluştuğunda, beden, öteki organlara daha fazla görev yükleyerek, dengeyi sağlamaya çalışır. Ama, atıkların dışkılanmasında akciğerlerin rolü sınırlıdır. Örneğin, bağırsaklardaki bir tıkanıklığa akciğerler çözüm üretemez.




  2. 21-03-2010 #2
    olumsuz yölerini anlatacam fabrikalardan çıkan kirli hava soluduğumuz hava arabaların çıkardığı egzoz gazları parfümler lütfen rep
  3. 01-05-2011 #3
    yaa teknolojik gelişmelerin solunum sistemimize etkilleri korunmaydı şifalı bitkiydi bunlar deil ltfen yaaa hiç bir yerde yoqqmu bu??? offff
  4. 18-01-2012 #4
    bu ne ya teknolojik gelişmeler diyoz bunlar bize ne diyo yaaa
  5. 15-03-2012 #5
    Sürekli değişmeler gösteren dünya teknolojik gelişmelerin dur durak bilmeyen ilerlemesinden payına düşeni alıyor. İnsanların hayatı bu gelişmelerden nasıl olumlu ve olumsuz etkileniyorsa solunum sistemimizde etkileniyor. Teknolojik gelişmelerin solunum sistemimize yararlarından çok zararları konuşulur. Fabrikalardan çıkan kirli hava, deodorantlar, parfümler ve araçların egzozları hava kirliliğini ortaya çıkaran sebeplerdendir. Soluduğumuz bu kirli hava solunumun sistemimize inanılmaz derecede zarar verir. Kirli havanın ciğerlerimize dolmasıyla yapısı değişen akciğerlerimiz vücudumuza olumsuz yönde etki eder. Bu olumsuz etkisinden sonra teknolojinin gelişmesiyle sağlık sektöründe icat edilen yeni makinelerin solunum sistemimizde ki hastalıklara faydasını söylemeden geçemeyiz.
  6. 15-03-2012 #6
    Sürekli değişmeler gösteren dünya teknolojik gelişmelerin dur durak bilmeyen ilerlemesinden payına düşeni alıyor. İnsanların hayatı bu gelişmelerden nasıl olumlu ve olumsuz etkileniyorsa solunum sistemimizde etkileniyor. Teknolojik gelişmelerin solunum sistemimize yararlarından çok zararları konuşulur. Fabrikalardan çıkan kirli hava, deodorantlar, parfümler ve araçların egzozları hava kirliliğini ortaya çıkaran sebeplerdendir. Soluduğumuz bu kirli hava solunumun sistemimize inanılmaz derecede zarar verir. Kirli havanın ciğerlerimize dolmasıyla yapısı değişen akciğerlerimiz vücudumuza olumsuz yönde etki eder. Bu olumsuz etkisinden sonra teknolojinin gelişmesiyle sağlık sektöründe icat edilen yeni makinelerin solunum sistemimizde ki hastalıklara faydasını söylemeden geçemeyiz.


    (arkadaşlar 2oldu aynı şeyi paylasıyorum ama sayfanın başındaki doğru deil işte bu doğru kitaplarımda bole yazıyor değerimi bilin :D)
  7. 26-03-2012 #7
    yaaaaa sağolun uğraşmışsınız ama ben bu kadar şeyi ve yaklaşık bu kadar bir şey daha var bunların hepsini yarın anlatmam gerekiyor ve benim başka ödevlerim de var biraz daha kısa ve diğer sitelerden farklı bir şeyler yazın lütfen bulamıyorum
  8. 26-03-2012 #8
    Konu : Teknolojik Gelişmelerin Solunum Sistemi Sağlığına Olumlu Olumsuz Etkileri
    Konu Özeti: Teknolojik Gelişmelerin Solunum Sistemi Sağlığına Olumlu Olumsuz Etkileri
    + Bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? +

    07-04-2009 #1
    Yazar:
    ARWEN
    ARWEN isimli Üye şimdilik offline konumundadır

    Teknolojik Gelişmelerin Solunum Sistemi Sağlığına Olumlu Olumsuz Etkileri

    Teknolojik gelişmelerin solunum sistemi sağlığına olumlu, olumsuz etkileri Solunum hastalıklarına karşı önlemler

    Yalnızca beslenmemiz değil, solumamız da bizi biçimlendirir. Doku ortamı sürekli olarak oksijenle beslendiğinde, pek çok hastalıklı doku değişiklikleri önlenmiş olur. Kan dolaşımı yoluyla dokulara taşınan oksijenin miktarı ise, öncelikle solumaya bağlıdır.

    Değinilen konulara bakıldığında, bu sistem için öngörülecek olan önlemlerin, öncelikle düzenli beden hareketleri yapmak ve doğru solumak olduğu görülür. Solumak, farkına varılmadan gerçekleşen bir işlevdir, ama doğru ve bilinçli solunumun değeri anlatılmakla bitmez.

    Tüm hastalıklarda olduğu gibi, burada da geçerli olan başlıca kural şudur: En etkili önlem, doğru yaşam biçimidir. Beslenme, hareketlilik ve yaşam kalitesi, akciğerlerin sağlığını büyük ölçüde etkiler. Akciğerlerin sağlığının korunabilmesi için, kişinin iç dünyası ve dış dünyası uyumlu bir akış içinde olmalıdır. Soluduğumuz hava eğer kirli ise, ormanların yapısında bozulmalar olduğu gibi, akciğerlerin yapısında da bozulmalar başlar. Kimyasal atıklarla, gazlarla ve dumanla kirletilmiş havadan kaçınmak gerekir. Duman konusu açılmışken, sigaradan da söz etmek gerekir. Tütün kullanımı, birey ile çevresi arasında katran ve külden bir katman oluşturarak, akciğerlerin ekolojik işlevini sınırlar. Bu durum, bronşitten kansere kadar uzanabilen çok önemli problemlere yol açabilir. Ayrıca, bedenin geri kalan bölümünün gereksinimi olan oksijen miktarının azalmasından kaynaklanabilecek oluşumları da unutmamak gerekir. Eğer kendimizi ve çevremizi iyileştirmek istiyorsak, sigarayı bırakarak iyi bir başlangıç yapabiliriz.

    Ayrıca, tanınması ve kaçınılması gereken daha başka türsel tehlikeler de var. Bir enfeksiyondan (bulaşıcıdan) korunmanın en basit yolu, o enfeksiyon kaynağından uzak kalmaktır. Ama her zaman ve her yerde böyle davranamayacağımıza göre, bedenimizin savunma ve bağışıklık sisteminin hep sağlıklı ve çalışır durumda tutulması kaçınılmazdır. Bu şansa sahip olan beden, dış etkenlere karşı kendini korumada olağanüstü başarılara ulaşabilir. Ama bu düzeye ulaşabilmesi için onu, çeşitli vitaminleri içeren dengeli bir beslenmeyle ve düşüncelerin, duyguların, davranışların dengeli ve sağlığı destekleyici olduğu bir yaşam biçimiyle güçlendirmemiz gerekir. Bu bağlamda, gereksiz yere veya gereğinden fazla antibiyotik kullanımına son verilmesi doğru olur. Gerektiğinde ve gereğince kullanıldığında hayat kurtarabilen bu tür ilaçlar, sağlığımızı korumakla görevli olan savunma ve bağışıklık sistemini tam anlamıyla iflas ettirebilme gücüne de sahiptirler.

    Ayrıca, antibiyotikler, uzun süreli kullanımları sürecinde, alışılmışın üstünde dirençli bakterilerin üremesini sağlayabilirler ve bu durum, söz konusu hastalığın tedavisinin giderek zorlaşmasına yol açar. Doktorların gözlemlerine göre, bu tür gelişmeler son otuz yıl içinde giderek endişe verici boyutlara ulaşmıştır. Doğru bir yaşam biçimi ve uygun şifalı bitkiler seçimi sayesinde, çoğu zaman antibiyotik kullanımına gerek kalmayabilir. yalnızca başka organları ve sistemleri etkilemekle kalmaz, hastalıklara da yol açabilir. Beden bir bütün olduğuna göre, bu etkileşimin ters yönde gerçekleşmesi de olasıdır. Akciğer tedavisinde, dolaşım sisteminin durumu da göz önünde bulundurulmalıdır. Kalp ve dolaşım sistemi hakkında öğrendiklerimiz, akciğerler için de önemlidir. Bu doğrultuda, sindirim sisteminin ve özellikle dışkılama organlarının durumuyla da ilgilenmek gerekir; çünkü akciğerler, bağırsakların, böbreklerin ve derinin görevini, yani bedende oluşan atıkların dışkılanma görevini paylaşır. Bu organlardan herhangi birinde bir problem oluştuğunda, beden, öteki organlara daha fazla görev yükleyerek, dengeyi sağlamaya çalışır. Ama, atıkların dışkılanmasında akciğerlerin rolü sınırlıdır. Örneğin, bağırsaklardaki bir tıkanıklığa akciğerler çözüm üretemez.
  9. 28-03-2012 #9
    bence çok yararlı bir site.çok işime yaradı.saolun....
  10. 02-04-2012 #10
    ya uf hiç bir sited e düzgün bişey yok
  11. 03-04-2012 #11
    ne biçim bi şey biz ne diyoz onlar bize ne diyo