1. Ulama (Vasl): Bağlama, bağlayış anlamındadır. Sessiz harfle biten kelimeyi sesli harfle başlayan kelimeye bağlayarak okumaktır

Örnek;
«Allah-adın zikr idelüm_evvelâ
Vâcib_oldu cümle işde her kula.»


2. a. İmale: Çekme demektir. Kapalı heceye ihtiyaç duyulan yerlerde açık heceyi uzatarak okumaktır. [2] Dilimizde uzun ses bulunmadığı için Türkçe kelimelerde görülen bu durum, ârûz için bir hata sayılmasına rağmen göz yumulmuş ve hemen hemen her şâirde görülegelmiştir.

Örnek;
«Ben didükçe böyle kim kıldı Nedîm'i Nâtüvân
Gösterür engüşt ile meclisteki mînâ seni.»

"Ben didükçe böyle kim kıldı Nedîm'i Nâtüvân" mısrası (— . — . / — . — — / . . — . / — . — .), "Ben didükç böyle kim kıldı Nedîm'i Nâtüvân" (— . — — / — . — — / . . — . / — . — .) şekline çevrilmiştir. Ayrıca ikinci mısradaki "meclisdeki" kelimesinde yine son hece (-ki), (-) olarak uzatılmış ve bir başka imâleye yer verilmiştir.
2. b. İmâle-i Mendûbe: Med adı verilen bu uzatma, asıl imâleye oranla sesçe daha çok uzatılır. Arapça ve Farsça kelimelerde bulunan bir uzun heceyi, bir uzun ve bir kısa olmak üzere iki hece şeklinde okumaktır. Az olmakla birlikte, Türkçe kelimelerde de rastlanır. Sadece uzun hecelerde değil; sonu iki sessizle biten hecelerde de imâle-i mendûbe'ye yer verilir. Hece sonlarındaki elif-nûn harflerinden sonra yapılırsa, ârûz için kusurdur. Böyle olmakla birlikte, en meşhur şâierlerimiz bile buna göz yummuşlardır.
Nedim;
«Nâzdan hâmûşsun yoksa zebânın duymadan
İstesen bis dâstân söylersin, ebrûlarla sen.»

derken, "nâz-" ve "-mûş" hecelerinde imâle-i mendûbe de denilen iki tane bir buçuk heceye yer evrmiştir. Ayrıca ikinci mısradaki "dâstân" kelimesinde, ilk hece "dâs" şeklinde okunarak imâle-i mendûbe yapılmıştır.[1]
3. Zihaf: Kısma demektir. Uzun heceyi daha kısa sesle okumaktır.[2] Arapça ve Farsçada yer alan ve uzun okunması gereken heceleri kısa okuma olup mühim bir ârûz kusurudur. Bâkînin;

«Baş eğmezüz edâniye dünyâ-yı dûn içün,
Allahadur tevekkülümüz i'timâdumuz.»

beytinde, ilk mısranın ikinci cüzündeki "edânîye" kelimesinin üçüncü hecesi, zihaf için "edâniye" şeklinde okunmuştur