sponsorlu bağlantılar
Tarihçe
Antik şekli Eski Yunan'da yapılan oyunlar Fransız soylusu Pierre Frèdy, Baron de Coubertin tarafından 19. yüzyıl'ın sonlarında modernize edilmiştir.

Olimpiyat Oyunları'nın yaz sporlarını içeren ve daha iyi bilineni olan Yaz Olimpiyatları, 1896'dan beri Dünya Savaşları istisnaları hariç her dört yılda bir yapılagelmiştir. Kış Oyunları ise 1924'te yapılmaya başlanmıştır ve 1994'ten beri Yaz Oyunlarının yapıldığı yıllardan iki sene sonra yapılmaktadır.


Antik (Klasik) Olimpiyatlar
Antik Olimpiyatların tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte hakkında pek çok söylenti vardır. Olimpiyatların tarihinin MÖ XIV. yüzyıla kadar uzandığı tahmin edilmektedir. Oyunların Yunanistan'ın Olympia yöresinde başladığı tahmin edilmektedir. MÖ 776 yılından itibaren ise oyunların tarihi kesin olarak tutulmaya başlanmıştır.

Oyunlar 12 yüzyıl boyunca hiç ara verilmeden, her dört yılda bir yapıldı. Bir süre Yunan yarımadasının, daha sonraları da Yunanistan'ı ele geçiren Romalılar yoluyla tüm Roma İmparatorluğu'nun katılması ile devam etti.

Tanrılar veya yöresel bir kahraman adına yapıldığı tahmin edilen bu büyük şölenin, ilkel de olsa, mutlaka dine dayalı bir başlangıcı bulunuyor. MÖ 776 yılında yapılan ve I. Olimpiyatlar olarak adlandırılan bu oyunların programında yer alan ve 192 metrelik sahanın boyuna eşit "Stadion" olarak tanımlanan yarışmanın galibi Coroebus da ilk Olimpiyat Şampiyonu’dur. Geleneklere göre, her Olimpiyat Oyunu bu yarışı kazanan atletin adı ile anılıyor.
Zamanla, yarışma sayısı artırıldı, program bir günden beş güne uzatıldı.

XIV. Olimpiyatları'ndan sonra, sahanın geliş - gidişini kapsayan bir yarış eklendi. Sonraları mesafe koşuları, boks, güreş, boks ve güreş karışımı Pankration/Pentatlon denen 5'li yarışma, zırhları ile yarışan askerlerin koşuları ve atlı araba yarışları ile program genişletildi.

Olimpiyat Oyunları'nın ilk 600 yılı içinde, Yunan günlük hayatının vazgeçilmez unsuru olan kölelerin yarışmalara katılmasına izin verilmedi. Katılacak yarışmacıların tamamının Yunan kanından gelmesine özen gösterildi.

Yunan yarımadasının Romalılar eline geçmesi ile durum değişti ve İmparatorluk sınırları içinde yaşayan herkese Olimpiyatlar'a katılma hakkı tanındı. MÖ 146 yılından itibaren, o zamana kadar genellikle Peloponez yörelerinden gelen Olimpiyat şampiyonları, zamanla, "Küçük Asya" denen Anadolu'dan gelenlere boyun eğdiler.

Antik Olimpiyatlar'da kadın sporcular yer alamıyordu. Hatta kadınlar, seyirci olarak dahi sahaya giremiyorlardı. Zaman içinde Olimpiyatlar sırasında, ancak olimpiyat alanı dışında olmak üzere Tanrıça Hera adına bayanlar için yarışmalar düzenlendi.

Oyunlar kademeli olarak Romalılar Yunanistandaki gücünü arttırdıkça etkisini kaybetmeye başladı. Hristiyanlık Roma İmparatorluğu'nun resmi dini olunca oyunların din dışı ve Hristiyan etkisine karşı bir durum olduğu düşünülmeye başladı. 393 yılında İmparator Theodosius bin yılı aşkın tarihi olan oyunları kaldırdı.

Modern Olimpiyat Oyunları
393 yılında Olimpiyat oyunları tam olarak bitmedi. 17. yüzyılda dahi İngiltere'de bu isimle bir spor festivali gerçekleşmekteydi. Bu arada Fransa ve Yunanistan gibi ülkelerde pek çok festival düzenlenmekteydi. Ama bu organizasyonlar daha ufak boyutlu ve yerel düzeydeydi.

Oyunları tekrar organize etme çabası 19. yüzyılın ortalarında Alman arkeologların Olimpia antik kentinin kalıntılarını bulmasından itibaren arttı.

Bu dönemde, Baron de Coubertin 1870-1871 yıllarında Almanya ve Fransa arasındaki savaşı neden Fransa'nın kaybettiğini araştırıyordu. Baron de Coubertin'in düşüncesine göre yenilginin sebebi Fransa'da gerçek anlamda fiziksel eğitimin verilmemesidir. Bunu sporla aşma düşüncesine girer. Ona göre gençlik sadece kapalı sınıflarda değil aynı zamanda, açık havada spor yaparak yetişmelidir. Baron, Fransa’da çağın gerisinde kalan eğitim ve spor kuruluşlarına yeni bir sistem getirmek istedi. Aynı zamanda ülkeleri spor ile daha yakınlaştırarak ve sporla yapılan rekabet ile savaşları önlemenin daha doğru yol olduğunu düşündü.

16 Haziran - 23 Haziran 1894 arasında Paris, Sorbonne Üniversitesi'nde düzenlenen bir kongrede bu düşüncelerini farklı ülkelerden dinleyicilere aktardı. Kongrenin son gününde ilk modern olimpiyat oyunlarının da antik oyunların doğum yeri olan Atina'da, 1896 yılında yapılmasına karar verildi. Oyunları organize etmek için Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) kuruldu. Komitenin ilk başkanı olarak Yunan Demetrius Vikelas seçildi.

Kongrede kabul edilen ilkeler şöyle sıralandı:

  1. Olimpiyatlar, eskiden olduğu gibi, her dört yılda bir yapılacak.
  2. Olimpiyatlar, Klasik Yunan'da olduğunun aksine, tüm dünya sporcularına açık olacak ve yarışma programı, günün sporlarını içerecek.
  3. Yarışmalarda sadece büyükler yer alacak.
  4. Amatörlük kuralları, kesinlikle uygulanacak.
  5. Olimpiyat organizasyonu "gezici" olacak ve her olimpiyat başka bir ülkede yapılacak.

İlk oyunlar Atina'da 1896'da başarı ile tamamlandı. Toplam katılan sporcu sayısı 250'den az olmasına rağmen, oyunlar o tarihe kadar yapılan en çok katılımlı spor organizasyonu oldu. Ve ikinci oyunların düzenlenmesi için IOC, Paris'i tercih etti.

1896 yılında 15 ülkeden 245 sporcu ile başlayan oyunlar, 2002 yılına gelindiğinde Sidney'de 200'ü aşkn ülkeden 10.500 katılımcıya kadar çıktı. Yine Sidney'de 16.000 gazeteci ve televizyon muhabiri bu organizasyonu takip etti. Bu şekilde oyunlar dünyanın en büyük medya olaylarından biri durumuna geldi. Bugün oyunları 4 Milyara aşkın kişinin TV'lerden izleyebildiği bilinmektedir.

Bu denli büyük büyüme yine de sorunlara sebep olmaktadır. 1980'lerdeki finansal sorunlar sponsorlar ve yayın hakları ile bir şekilde çözülsede bu denli yüksek sayıda katılımcı, medya ve seyirciyi konuk etmek şehirler için oldukça büyük yük getirmektedir.

Sporlar

Eski Sporlar

Halat Çekme
Halat Çekme, 1900, 1904, 1906 (ara oyunlar), 1908, 1912 ve 1920 olimpiyatlarında, bir atletizm branşı olarak yer aldı.

Golf
1900'de ve 1904'te Olimpiyatlarda yer aldı. 1900'de, hem kadınlar hem de erkekler için iki ayrı kategoride düzenlendi. Son yıllarda, golfün yeniden olimpiyat sporlarından biri olması için uğraşlar sürüyor.

Rugby
Topun ayakla vurulmaktan çok elde taşındığı rugby, 1900, 1908, 1920 ve 1924 olimpiyatlarında yer aldı.

Polo
1900, 1908, 1920, 1924 ve 1936'da olimpiyat oynandı.

Lacrosse
Raket benzeri sopalarla oynanan bir hokey türü olan Lacrosse, 1904 ve 1908 olimpiyatlarında resmi spordu. 1928, 1936 ve 1948 Olimpiyatlarında ise gösteri sporu olarak yer aldı.


Diğer Eski Olimpiyat Sporları

  • Kriket
  • Kroket (Fransa kökenli Kriket benzeri başka bir spor)
  • Jeu de Paume (Fransa kökenli raket yerine elle oynanan bir tür tenis)
  • Pelote basque (Raket yerine ellerin kullanıldığı, açık havada oynanan bir tür squash)
  • Power boating
  • Rackets (Squash'in atası sayılan bir kapalı alan oyunu)
  • Rink hokey (Tekerlekli patenlerle oynanan kapalı salon hokeyi.)
  • Roque (Bir tür kroket)
  • Su kayağı

Geçmiş Olimpiyat Oyunları ile hazırlıları yapılan Oyunlar

Yaşanan Olumsuzluklar

Dünya Savaşları

Modern olimpiyatlar yapılmaya başladığı 1896 yılından itibaren iki kez Dünya'yı saran savaş nedeniyle duraklatıldı. 1. Dünya Savaşı sebebiyle 1 kez, 2. Dünya Savaşı sebebiyle ise 2 kez oyunlar iptal edildi.

İskenderiye ve Budapeşte'nin de aday olduğu ve sonunda Berlin'de yapılmasına karar verilen 1916 yılındaki 6. Olimpiyatlar, 1. Dünya Savaşı sebebiyle iptal edildi. Oyunlar 20 yıl sonra 1936 yılında Berlin'de yapılabildi.
Berlin'de yapılan ve Hitler'in gövde gösterisine dönüşen bu oyunlardan 4 sene sonra 1940 yılında Helsinki'de yapılması gereken oyunlar bu defa 2. Dünya Savaşı nedeniyle iptal edildi. 1939 yılında savaş başlamadan 1944 yılındaki oyunların da Londra'da yapılmasına karar verilmişti. Ancak 1944'e gelindiğinde savaşın hala devam etmesi nedeniyle 1944 Olimpiyları da yapılamadı. 2. Dünya Savaşı'nın bitmesi ile oyunlara ev sahipliği yapamayan bu iki şehir 1948 ve 1952'deki Olimpiyları düzenleme hakkını elde etti.

Politika
Politika oyunlar üzerine her zaman etkisini göstermiştir. Bunun ilk ve en önemli örneği 1936 Berlin Olimpiyatları'nda yaşanmıştır. Adolf Hitler, oyunları bir güç gösterisi ve Nazi propagandası için araç olarak kullanmış ve bunda da başarılı olmuştur. Hitler'in yaptığı açılış konuşması tüm dünyada radyodan dinlenmiştir. 1936 Olimpiyatlarına damga vuran olay ise ABD'li siyahı atlet Jesse Owens'ın çıplak ayakla dört altın madalya kazanıp, rekorlar kırması ve ırkçı Hitler'in stadyumu terketmesine sebep olmasıdır.

Sovyetler Birliği 1952 yılına kadar Olimpiyatlara katılmadı. Bunun yerine 1928Spartakiads adıyla kendine yakın ülkelerin katılmasıyla başka bir spor organizasyonu düzenledi.

1962 yılında çoğunluğu bağımsız sosyalist ülkelerden oluşan ve önderliğini Endonezya'nın yaptığı bazı ülkeler tarafınan Games of the New Emerging Forces (GANEFO) -Yeni Ortaya Çıkan Güçlerin Oyunları olarak tercüme edilebilecek- yeni bir organizasyon hazırlığı başlatıldı. Bunun üzerine Uluslararası Olimpiyat Komitesi1963'de Jakarta'da yapılan oyunlar, 1967'de Kahire'de yapılması planlandığı halde yapılamadı.

1968 Olimpiyatları iki siyahı atletin olimpiyat tarihine geçecek gösterisine şahit olmuştur. 200 metre yarışında rekor kırarak altın madalya alan Tommie Smith ve aynı yarışta 3. olarak bronz madalya alan John Carlos madalya töreninde siyah eldivenli ellerini yumruk şeklinde havaya kaldırarak adına yarıştığı ABD'deki ırk ayrımcılığını protesto etmişlerdir. Bunun sonucu iki atlet de milli takımdan uzaklaştırılmışlardır.

1996 ile 2002 yılları arasında Afganistan'ın oyunlara katılması ülkedeki Taliban2004 yılında tekrar kazandı.
yılından itibaren (IOC), bu organizasyonda yarışacak sporcuların Olimpiyatlara katılma haklarının olmayacağı şeklinde bir deklarasyon yayınladı. Bir kez rejim nedeniyle engellendi. Afganistan bu hakkı

Boykotlar
Ülkelerin çeşitli protestlarını göstermek için Olimpiyatlara katılmayı boykot etmesi oyunları özellikle Soğuk Savaş döneminde oldukça etkilemiştir. Boykotların oyunların gücüne en büyük etkisi ise 1980 ve 1984'de peşpeşe yapılan Moskova ve Los Angeles'deki oyunlarda görülmüştür. 1979 yılında Sovyetler Birliği'nin Afganistan'ı işgal etmesini protesto eden ve ABD'nin başını çektiği 64 ülke Moskova'yı protesto etti. Oyunlara sadece 80 takım katıldı.
Dört sene sonra bu defa ABD'de yapılan olimpiyatları Doğu Bloku ülkeleri boykot etti. SSCB.'nin önderliğinde aralarında Doğu Almanya ve Küba'nın bulunduğu 13 ülke olimpiyatalara katılmadı.

Ancak olimpiyatlar tarihinde ilk boykot 1956 yılında Hollanda, İspanya ve İsviçreMacaristan'daki ihtilali protesto için yapıldı. Bunun yanında Kamboçya, Mısır, Irak ve Lübnan, Süvevş Bunalımı (Savaşı) olarak da bilinen Arap-İsrail Savaşı'nın protesto için bu olimpiyatlara katılmadı.

1968 ve 1972'de pek çok Afrikalı ülke Yeni Zelanda, Zimbabwe (Rodezya) ve Güney Afrika'nın Olimpiyatlara katılması engellenmesi nedeniyle IOC'nin karar almasını istemiş ve boykotla tehdit emmişlerdir. Son olarak 1976 Montreal Olimpiyatları'na Yeni Zelanda Rugby takımının ırkçı yönetimi nedeniyle sportif ambargo uygulanan Güney Afrika Cumhuriyeti'nde bir turnuvaya katıldıktan sonra olimpiyatlara kabul edilmesini protesto etmek için bu oyunlara katılmamıştır. 22 ülke oyunları boykoy etmiştir.

1988'de Kuzey Kore Seul'deki (Güney Kore) oyunlara katılmadı. Bu oyunlara Küba, Etiyopya ve Nikaragua'da katılmadı.

Terör
1972 Münih Olimpiyatları'nda, oyunlar tarihinin ilk ve en önemli terör olayı gerçekleşmiştir. Filistin'li mucahitler İsrail adına yarışan 11 sporcuyu esir almıştır. Başarısız kurtarma operasyonu 11 atletinde ölümüne sebep olmuştur. Olayda bir Alman polis ve 8 micahitlerin 5'i de ölmüştür.

Yine 1972 Olimpiyatları'nda kapanışın yapılacağı 11 Eylül günü Stutgart'tan bir uçak kaçırıldığı ve Arap mucahitlerin törene bomba atılacağı haber alındı. Yetkiler kaçırılan uçağı iki adet savaş uçağının takip ettiğini ve Münih'e yaklaşması halinde düşürüleceğin açıkladılar. Ancak bir süre sonra radarın takip ettiğinin başka bir sivil uçak olduğu ortaya çıktı. Kaçırılan uçak ise bir daha bulunamadı.

1996 Atlanta Olimpiyatları'nda Olimpiyat Parkı'nda bir bomba patladı. Patlama sonucu bir seyirci öldü ve 100'den fazla kişi yaralandı. Melih Uzunyol adlı TRT kameramanı ise olayı çekmek üzere koşarken kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Soruşturmaların sonucu bombayı Eric Robert Rudolph adlı bir ABD vatandaşını koyduğu ortaya çıktı.

Doping Skandalları
Olimpiyatların ruhuna en çok zarar veren etkenlerin başında son yıllarda kullanımı gittikçe artan doping etkisi olan ilaç kullanımı gelmektedir. Özellikle Atina Olimpiyatları'nda başta halter gibi güce dayalı sporlar olmak üzere pek çok doping vakası ile karşılaşıldı ve alınmış pek çok madalya geri iade edildi.

Aslında ilk olimpiyatlarda doping etkili ilaç kullanımı yasak değildi. Hatta 1904 Thomas Hicks'e yarış içinde dahi antrenörü tarafından güçlendirici ilaçlar verildi.

Ancak zaman içinde bunun spor ruhuna aykırı olması ve ileri safhalarda sağlık problemleri yaratması sebebiyle yasaklanması söz konusu oldu. İlk olarak 1956 Melbourn'da konu gündeme geldi.

Olimpiyat tarihinin dopinglerle ilgili en dramatik oalyı ise 1960'da gerçekleşti. Danimarkalı bisikletçi Knut Enemark Jensen yarış sırasında bisiklettten düşerek öldü. Daha sonra ölümünün kullandığı dopingli ilaçlardan kaynaklandığı ortaya çıktı. Bu olay üzerine 1963 yılında Avrupa Komisyonu'nda doping konusu ele alındı ve ilk kontroller yetersiz de olsa, 1964 Tokyo Olimpiyatları'nda yapılmaya başladı.

Ancak pek çok spor federasyonun koyduğu dopingli sporcuya men cazasını uygulama kararını IOC ilk olarak 1967'de verdi. Ve Olimpiyatlar tarihinde ilk doping testi pozitif çıkan sporcu 1968 yılında İsveçli atlet Hans-Gunnar Liljenwall oldu. Sporcu kazandığı bronz madalyayı alkol kullanımı nedeniyle kaybetmiş oldu.

Olimpiyatların en bilinen doping olayı ise 100 metre yarışında Seul Olimpiyatları'nda ortaya çıktı. Kanadalı sprinter Ben Johnson yarışı rekor kırarak kazanmış ve bu oyunların belki de en önemli madalyalarından birini kazanmıştı. Ancak doping testleri sonucu pozitif çıkınca madalyayı iade etmek zorunda kaldı ve 2 yıl men cezası aldı.

Son yıllarda oldukça artan dopingli ilaç kullanımı ile Uluslarası Anti Doping Kurumu (WADA) kuruldu ve denetimler oldukça sıklaştırıldı. Ben Johnson olayında olduğu gibi madalyanın verilip sonra alınması ve doping kullanmayan sporcuların hakkı olan dereceyi o sahada alamaması oldukça tartışıldı. Bu yüzden artık sporcular oyunlara katılmadan önce, hatta kendi ülkelerindeki baskınlar ile, testler yaparak dopingi önlemeye ve ilaç kullanan sporcuların oyunlara katılması engellenmeye çalışılıyor.

Olimpiyatlarda Türkiye
Türkiye Olimpiyatlara ilk kez 1907 yılında davet edildi ve 1908 Olimpiyatları'na katıldı. Modern olimpiyat Oyunları'nın kurucusu Baron Pierre De Coubertin'in İstanbul'u ziyareti sırasında kendisine tercümanlık yapan Galatasaray Lisesi öğrencisi Aleko Mullos, Türkiye adına yarışan ilk sporcu oldu ve katıldığı cimnastik dalında başarılı olamadı.
Selim Sırrı Tarcan, 1912 Olimpiyatları'na giderken, yanında, kendi paralarıyla Stockholm'e gelen Robert Kolej öğrencisi 2 atleti götürdü. 1920 yılındaki oyunlara Türkiye davet edilmedi. 1924 Paris ve 1928 Amsterdam Olimpiyatları'nda en büyük başarı Tayyar Yalaz'ın 4. olması oldu.


1932 yılında Los Angeles'de yapılan oyunlara Türkiye çok uzak olması sebebiyle katılmadı.
Türkiye ilk madalyasının 1936 Berlin Olimpiyatları'nda "Mersinli" lakabıyla anılan Ahmet Kireççi'nin serbest güreşde 3. olarak bronz madalyası ile aldı. İki gün sonra bu kez 61 kiloda güreşen Yaşar Erkan Türkiye'ye olimpiyatlar tarihindeki ilk altın madalyasını getirdi.

2. Dünya Savaşı'ndan sonra yapılan 1948 Londra Olimpiyatları'nda da Türk sporcuları oldukça başarılı oldu. Serbest ve grekoromen güreşte 6 altın, 4 gümüş ve 1 bronz, atletizmde de uzun atlamada Ruhi Sarıalp ile 1 bronz olmak üzere toplam 12 madalya alarak madalya tablosunda 7. sırada yer aldılar. Ruhi Sarıalp'in aldığı madalya 2004 Atina Olimpiyatları'nda Eşref Apak'ın Çekiç Atma'da bronz madalya almasına kadar Atletizm'de Türkiye'nin tek madalyası olarak kaldı.

Lodra'da madalya kazanan sporculara Türkiye'de verilen ödüller, Türk spor kamuoyunda çok tartışıldı ve sonuçta bu sporcular ödüllerden dolayı profesyonel kabul edilerek 1952'de Helsinki'de yarıştırılmadı. Türkiye, 1952'de güreşte 2 altın ve 1 bronz madalya alabildi.

1956 Melbourne Olimpiyatları'nda ise güreşte yeni bir kuşak mindere çıktı ve 3 altın, 2 gümüş ve 2 bronz madalya getirdi. 1960 Roma Olimpiyatları Türkiye'nin en başarılı olduğu Olimpiyatlardan biri oldu. Tamamı güreşte olmak üzere 7 altın ve 2 gümüş madalya elde edilen bu oyunlarda, Türkiye madalya klasmanında 6. sırayı aldı.

Bundan sonra güreşin sürüklediği Türk Sporu'nda büyük bir duraklama dönemi başladı. 1964 Tokyo Olimpiyatları'nda 2 altın, 3 gümüş ve 1 bronz madalya kazanan Türkiye, 1968'de Mexico City'de ise yalnızca serbest güreşte 2 altın madalya kazanabildi. Bu oyunlarda, maratonda İsmail Akçay da bronz madalyayı kılpayı kaçırarak 4. oldu.
1972 ve 1988'de sadece güreşte 1'er gümüş alındı, 1984'de Los Angeles'da ise 1 bronz madalyaya dek düşüldü. Bu oyunlarda Türkiye 51 kiloda Eyüp Can ve 57 kiloda Turgut Aykaç'ın kazandığı iki bronz madalya ile boksta ilk kez madalya kazandı.

Türkiye'nin Olimpiyatlardaki durumu Naim Süleymanoğlu'nun Türk vatandaşlığına geçmesi ile tamamen değişti. Tamamen güreşe dayalı olan madalya umutları çok daha güçlü bir şekilde haltere yöneldi. 1988 Seul Olimpiyatları'nda Naim Süleymanoğlu, 60 kiloda ardarda 6 dünya ve 9 olimpiyat rekoru kırarak ve kendi ağırlığının 3 katından fazlasını kaldırarak çok parlak bir başarı elde etti ve Türkiye'ye güreş dışındaki ilk altın madalyayı kazandırdı.

Naim Süleymanoğlu, 1992 Barselona ve 1996 Atlanta'da başarısını yineledi. Süleymanoğlu, 3 olimpiyatta üstüste altın madalya alan tarihteki ilk halterci oldu. Daha sonra Halil Mutlu 1996, 2002 ve 2004'de 3 altın kazanarak Naim Süleymanoğlu'nun rekorunu egale etti. Bu oyunlarda grekoromen güreşte 62 kiloda Mehmet Akif Pirim, altın madalya kazanarak, güreşte 24, grekoromen stilde ise 28 yıl sonra altın madalya kazandı. Judoda Hülya Şenyurt 48 kiloda üçüncü oldu ve Türkiye'ye hem bayanlarda hem de bu dalda ilk madalyayı getirdi.

Naim Süleymanoğlu'nun 3 altının dışında, Türkiye'ye 1956 ve 1960'da güreşçiler Mustafa Dağıstanlı ile Mithat Bayrak ve güreşçi Hamza Yerlikaya 2'şer altın madalya getiren isimler olurken, en fazla madalya kazanan sporculardan biri de 1956'da altın, 1960'da gümüş ve 1964'de bronz alan güreşçi Mithat Kaplan oldu.

2004 yılında Atina'da Nurcan Taylan halterde altın madalya kazanarak Türkiye'ye altın madalya kazandıran ilk bayan sporcu oldu. 2004 yılında bir diğer altın madalya kazanan sporcu ise 19 yaşında Olimpiyat Şampiyonu olan Taner Sağır oldu.



sponsorlu bağlantılar