Deyim Nedir?

 Deyim Nedir?

  Okunma: 35509 - Yorum: 6
  1. #1
    Birden fazla sözcükten oluşmuş, bir kavramı karşılamak amacıyla kulllanılan ve bir durumu en kısa yoldan anlatıp, cümleye çekici anlatım özelliği katan, çoğu mecaz anlamlı kalıplaşmış söz öbeklerine "deyim" denir.

    Türkçede kullandığımız deyimler şu özellikler taşırlar:

    1. Birden fazla sözcükten oluşmuşlardır.

    2. Çoğunlukla bir anlam kayması (mecaz) söz konusudur.

    3. Cümle içinde anlatıma çekicilik kazandırır.

    4. Deyim kalıbı aynen kullanılmalıdır.

    a) Sözcüklerin yerini değiştiremeyiz.

    b) Deyimi oluşturan sözcüklerin eşanlamlısını kullanamayız.

    5. Deyimlerin arasına başka sözcükler girebilir:

    Örnek:

    Sen, ağzını hiçbir zaman hayra açmazsın.

    6. Dilimizde kullandığımız deyimlerin çoğu "-mak/-mek" mastar ekiyle adlandırılan "Deyimleşmiş Bileşik Eylem"lerdir. Bu kurala göre deyimleri oluştururken kullanılan adlar, bazı ad çekim eklerini alarak kullanılabilirler.

    Örnek:

    El ayak çekmek. (mastar)

    Deyimleri anlam ve biçim (kuruluş) yönünden iki grup altında değerlendirebiliriz:

    1. Anlamlarına göre deyimler:

    a) Gerçek anlamlı deyimler

    b) Mecaz anlamlı deyimler

    2. Biçimlerine (Kuruluşlarına)göre deyimler:

    a) Tam yargı anlamı vermeyen deyimler

    b) Tam yargı anlamı veren deyimler

    1. Anlamlarına Göre Deyimler:

    a) Gerçek anlamlı deyimler:

    Bu gibi deyimler anlatıma güzellik katmak amacıyla kurulmuştur. Deyimi oluşturan sözcüklerin anlamı benzerlik (mecaz) anlamını düşündürmeden, kavramları olduğu gibi karşılayan kalıplaşmış söz öbekleridir.

    Örnek:
    Canı sağ olsun

    b) Mecaz anlamlı deyimler:

    Bu tür deyimlerde, kullanılan deyimin okuyu-cuya verdiği anlamın, gerçek anlamından farklı bir anlama büründüğünü görmekteyiz.

    Mecaz anlamlı deyimlerde kullanılan sözcük-lerin ya biri ya da tümü gerçek anlamını yitir-miştir.

    Türkçemizde bu çeşitteki deyimler gerçek anlamlı deyimlere nazaran daha çok karşımı-za çıkmaktadır.

    Örnek:
    Buz gibi soğumak
    Beyninden vurulmuşa dönmek

    . Biçimlerine Göre Deyimler:

    a) Tam yargı anlamı vermeyen deyimler:

    Türkçemizdeki deyimlerin bazılarında sonunda eylem veya ekeylem yoktur. Bu tür deyimler tam yargı anlamı vermezler.

    Örnek:

    Göz ağrısı, cebi delik, yarım ağız, sofrası açık, gözü açık vb.

    b) Tam yargı anlamı veren deyimler:

    Bu türdeki deyimlere anlam yükleyebilmek için çekime girmeli veya cümle biçimindeki deyimler olmalıdır.

    Çekime girecek biçimdeki deyimler "-mak/-mek" mastar ekiyle adlandırılan "anlamca bileşik eylem" özelliğindeki deyimlerdir. Bu tür deyimler değişik ad çekim ekleri kip ve kişi ekleri ile çekime girerler.

    Örnek:
    Babası bağırınca dut yemiş bülbüle dönmüştü.

    Deyimlerin bir bölümü de benzetme istiare, mecaz-i mürsel kurallarıyla kalıplaşmıştır.

    Örnek:

    Dama taşı gibi oynatmak. (Benzetme)

    Eli kolu bağlı kalmak. (İstiare)

    Başını belaya sokmak (mecaz-ı mürsel)



  2. #2
    Deyimler nasıl oluşmuştur? - Türkçe deyimlerin kaynakları Nelerdir?

    Deyim nedir?

    Genellikle gerçek anlamı dışında kullanılarak ifadeyi zenginleştiren, iki veya daha fazla kelimeden oluşan kalıplaşmış söz dizisine deyim denir.

    Bütün dillerde olduğu gibi, Türkçe‘de de çeşitli kalıplaşmış anlatımlar vardır: tamlamalar, birleşik sözcükler, ikilemeler, atasözleri, deyimler

    Deyim, en az iki sözcükten kurulan, konuşmada ve yazıda anlatım gücünü artıran, anlam yönünden yer yer mantık dışına taşan bölümleri olabilen, yapısındaki kimi sözcükleri anlam değişmesine uğrayan, kalıplaşmış söz öbeklerine verilen addır. Eskiden, deyim sözcüğünün yerine tabir sözcüğü kullanılıyordu. Tabir tek bir sözcük de olabiliyordu. Oysa, deyimlerin temel özelliği en az iki sözcükten kurulu olmasıdır.

    Deyimlerde anlam kalıplaşması (aktarımı) olayı görülür. Deyimi oluşturan iki ya da daha çok sözcükten bazen biri, bazen birkaçı, bazen de tümü anlam kaymasına uğrar, bambaşka ya da temel anlama biraz yakın bir anlam kazanarak yeni bir eylemi, durumu, değerlendirmeyi, kişiyi, nesneyi vb’yi belirtir.

    DEYİMLER NASIL OLUŞMUŞTUR?

    Deyimler de, atasözleri gibi atalarımızdan kalan en değerli armağanlardan biridir. Deyimler başlangıçta bir kişinin yaratışıdır, anlamsal ya ela dilsel özellikleri yüzünden beğenildiği, kullanıldığı ortam ve bağlamlarda sözü çarpıcı olarak belirttiği için halkça benimsenmiş, tutulmuş; konuşma ve yazıda yinelene yinelene günümüze değin gelebilmiştir. Yeni durumlar, yeni koşullar, Türkçe’nin kullanım özelliklerini kuyumcu ustalığı İle İşlemesini bilen sanatçıların dile özel tasarruftan, hemen her dönemde dile yeni deyimlerin katılmasını sağlamıştır. Bunun yanı sıra kimi deyimler ancak sınırları belirli bir bölgede kullanım olanağına kavuşmuş; kimi deyimler kullanımdan düşerek dilin genel çevriminden çıkmıştır.

    Deyimler de atasözleri gibi kamunun malıdır, yani yaratıcıları bugün belli değildir. Gerçekte de bilinmesi,pek büyük bir anlam taşımamaktadır.

    Deyim niteliği taşıyan bir söz öbeğinin anlamsal yükü, hangi ortam ve durumlarda kullanılacağının belirginlik kazanması ve dilsel beğeniye yatkınlığı, yaygınlığını, kullanılabilirliğini sağlayabiliyorsa, deyimleşmemesi için hiçbir neden yoktur.

    TÜRKÇE DEYİMLERİN KAYNAKLARI

    Bugün Türkçe’de kullanılan bütün deyimlerin kaynaklarım saptamak olanaksız görünmektedir. Bununla birlikte kimi araştırmacılar eski kaynaklan tarayarak bugün deyim durumuna geçebilen sözcük öbeklerinin hangi olaylardan kaynaklandıklarını saptamışlar ve bu konuda kitaplar hazırlamışlardır.

    Deyimleri inceleyen kitaplara göre deyimler çeşitli kaynaklardan gelmektedir. Bunların başında da Nasrettin Hoca ve Bektaşi fıkraları yer almaktadır. Bunlardan başka kimi masallar, efsaneler, tarihsel olaylar, halk arasında yaşanan olaylar, kültürel etkileşim içinde bulunan ülkelerle ilgili kimi durumlar vb. deyimlerin yaratılıp yaygınlaşması konusunda sağlam ipuçları vermektedir. Bu arada kimi devimlerin de kültür etkileşim sonucu, yaşar biçimi Öykünmesi ya da çeviri etkinliği sırasında Türkçe’ye girdiğini de unutmamak gerekiyor (Allah bağışlasın, el sıkmak, beyin göçü gibi).

    Deyimler de, tıpkı atasözleri gibi kısa ve özlü sözler ve etkileyici sözlerdir. En az iki kelimeden oluşan deyimlerde, kalıplaşma olduğu için, kelimelerin yeri değiştirilemez, ya da bir kelimenin yerine başka bir kelime konulamaz.
    Deyimlerin atasözlerinden farkı şudur: Atasözleri genellikle yol gösterici bir içeriğe sahiptir. Deyimler ise, her zaman böyle olmaz. Bir duyguyu, düşünceyi, bir kavramı vurgulayıcı bir şekilde dile getirmek için kullanılırlar.

    deyimlerin bir kısmı mahalli olup, sadece söylendiği yöreye hastır. Bazı yörelerde anlaşılmaz. Örneğin, aşağıdaki deyimler Çanıoluk’a aittir:

    “Göğ geçinin püsküllü oğlağı mısın?”; “Andır galasın hee”; “Farfaraİıg etnıcg”; “Hoşafın yağı kesılmeg”; “Mahşer tilkisi gibi otda galmah”; “Gâvurun enikleri”; “Keşişin kızı”; “İtin enuğü…”
    Şu deyimler de,Yapraklı beldesine ait:
    - Anası ayran, babası çökelek
    - Kendi başını bağlayamayan gelin başı bağlamaya kalkar.
    - Düğünde kel Fatma’yı kim tanır?
    - Malının gittiğine bakma, yüzünün ağardığına bak.
    - Sevdik gitmeyince sevdik gelmez.
    - Yoktan çıkmaz, pekten çıkar.
    - Deliye kalk oyna demişler, tadı kaçtı demiş.
    - Gelin hasta kız korurum, gelin, gelin bizde oturun.
    - Ast olmayanın işi olmaz.
    - Akrabadan öküz al hısım ol, kız al hasım ol.
    - Ölüyü çok yıkayınca abdesti bozulur.
    - Kızın var mı el evinde yatmasın, oğlun var mı el aşını tatmasın.
    - Hamam suyuyla dost ağırlanmaz.
    - El ağzıyla kar yeme.
    - Düğün iki kişiye, ne var deli komşuya.
    - Dağ deyi dangırdama, bilmem neyime diyen olur.
    - Tepme kapımı, teperler kapını.
    - Sıçan sidiğinin değirmene faydası vardır.
    - Dirgene dayanmayan porsuk, harmana girmez.
    - Babasının eve geldiğine bakma, vakit daha erken.

    deyimler, yerinde kullanıldığı vakit, bazen binlerce kitaptan daha etkili olabilirler, örneğin, kendisini dev aynasında gören birisi, sürekli olur olmaz şekilde, bire bin katarak, kendini göklere çıkarıyor, saatlerce kafamızı ütülüyorsa, ona söylenen “ufak at da civcivler yesin” deyimi, bütün söylediklerini boşa çıkarabilir.

    “Gürültüye getirmek”ten hoşlanmasak da, ‘Okkanın altına gitmek”ten başka çaremiz olmaz kimi zaman. Bazen yapılması zor, çok uzun vakit alacak bir işle baş başa bırakılırız, ‘deliye pös-teki saydır’ır gibi… Bazen ‘hariçten gazel okur’uz; sadece ‘işin gırgırmda’yızdır. Bazen ‘ağzımızdan baklayı çıkar’ıveririz; çünkü karşımızdaki ‘eski kulağı kesiklerden’dir…. Bazılarımız bazılarına ‘yolunacak kaz’ gibi görünür, bazılarımız bazılarımızın ‘cemaziyel evvelini bilir.’ Uzun uzadıya birbirine bağlanmayan bu cümleleri daha fazla sıralamaya gerek yok, kimi kelimelerin tırnaklarından maksat anlaşılmıştır; ‘arabın derdi kırmızı pabuç’, yani deyimler… O kadar işlevseldir ki konuşurken bir sürü cümle kurarak anlatabileceğimiz bir durumu, deyimlerin hepimizce malumu olan anlamına ve çağrışımına yaslanarak meramımızı hem kolayca hem de etkili bir şekilde anlatı veririz.


    Dilimizdeki deyimlerin pek çoğunun bir hikayesi var. Kimi komik, kimi ilginç, kimi ders alması… Bırakın bu öyküler bilinip anlatılmasını; deyimlerin anlamını bilen ve yerli yerinde kullananlarımızın sayısı bile azaldı.

  3. #3
    Deyim

    Deyim, dil biliminde, kavramları, durumları hoşa giden bir anlatımla ya da özel bir yapı ya da söz dizimi içinde belirten ve çoğunlukla gerçek anlamlarından ayrı anlamlara gelen sözcüklerden oluşan kalıplaşmış sözcük topluluğu ya da tümcedir. İki veya daha çok sözcükten kurulu bir çeşit dil ifadesi olan deyimler, duygu ve düşünceleri dikkati çekecek biçimde anlatan ad, önad, belirteç, yalın ve birleşik eylem görünüşlü dilsel yapılardır. Ya tam bir tümcedirler ya da bir söz öbeğidirler.

    Köken Bilimi
    Deyim sözcüğü Türkiye Türkçesinde ortaya çıkmıştır. Bu sözcükten önce onun yerine Arapça kökenli "tabir" sözcüğü kullanılmaktaydı. Öz Türkçe kökten gelen deyim sözcüğü, demek eyleminin de- kökünden, eylemden ad türeten -im yapım eki kullanılarak; y kaynaştırma harfi yardımıyla türetilmesiyle oluşmuştur.Terim anlamı dışındaki en yalın haliyle deyim "denen şey", "denmiş şey" anlamlarındadır.

    Özellikler

    • Atasözleri gibi kalıplaşmış oldukları için çoğunlukla, bir deyimin sözcükleri değiştirilip yerlerine - eş anlamlı da olsa - başka sözcükler konulamaz ya da söz dizimi bozulamaz.
    • Atasözleri gibi kısa ve özlü anlatım araçlarıdır.
    • Deyimler herhangi bir kavramı çekici bir biçimde belirtmeyi, ortaya koymayı amaçlar.
    • Deyimin bütününden çıkan anlam her zaman deyimi oluşturan sözcüklerin gerçek anlamlarından farklı değildir.
    • Deyimlerin söz dizimi bozulamazsa da, söylendiği duruma göre adıllar ve kişilere göre çekimler değişebilir.
    • Aynı dildeki deyimler, farklı bölgelerde farklı sözcüklerle söylenebilir.
    • Bir dildeki deyimler, o dili konuşan ulusun kültür birikimini ve değerlerini barındırır.

    Diller Arası Çeviri
    Çoğunlukla gerçek anlamları dışında kendilerine özgü anlamlara gelen deyimler, karşılık gelen sözcükler ve aynı dil bilgisi biçimleriyle başka dillere çevrilemezler. Gerçek anlamındaki deyimler ise çevrilebilir. İki durumda da genellikle çeviri diğer dilde bir anlam ifade etmez. Çünkü, dillerdeki her deyim bir kültür birikiminin sonucunda oluşmuştur. Aynı anlamı verilebilse bile, diğer dilde deyimin hoşa gitme, çekicilik özellikleri sağlanamaz.

    Atasözleri ile Farkları

    • Deyim, bir kavramı belirtmek için üretilmiş özel bir anlatım kalıbıdır; atasözleri ise genel kural belirtme niteliğine sahip sözlerdir.
    • Atasözünün amacı yol göstermek, ders ve öğüt vermek, ibret alınması için gerçekleri bildirmek iken, deyim herhangi bir kavramı çekici bir biçimde belirtmeyi, kolay anlaşılmayı sağlamayı amaçlar. Atasözleri gibi deyimlerin de dilin ortak kullanımına girme vasfı son derece yüksektir.
    • Adından da anlaşılacağı üzere; atasözleri deyimlere göre genellikle, ilk kullanımından çok daha uzun süre sonra dile yerleşmiş söz öbekleri / söz kalıplarıdır.
    • Her iki kavramın da tanımına giren bazı söz öbekleri bulunmaktadır.

  4. #4
    Deyimlerin Atasözlerinden Farkı

    1- Deyimler kavram ve durum bildirirler.
    2- Deyimlerin mecazlı anlamı vardır.
    3- Deyimlerin öyküsü,efsanesi ve kaynağı genellikle vardır.
    4- Deyimleri anlatım kalıbı olarak görebiliriz.
    5- Deyimlerde kesin hüküm,öğüt,yol göstericilik yoktur.Bu yüzden genel kural oluşturmazlar.


    Not: Atasözleri için de yukarıda belirtilen açıklamaların tersi geçerlidir.

    Deyimler ile atasözlerinin benzer tarafları şunlardır:
    1- Her ikisinde de kelimelerde mecaz,istiare ve kinaye vardır.
    2- Kelime dizilişleri değiştirilemez.
    3- Sözdeki kelimelerin eş anlamlısını kelimenin yerine koymak olumlu bir sonuç vermez,sözü bozar.
    4- Biçim yönünden birbirlerine benzerler.


  5. #5
    Deyimlerin Özellikleri

    1. Kalıplaşmış sözlerdir. Yerleri değiştirilemez; bir kelime çıkarılıp, aynı anlama da gelse yerine başka bir kelime konamaz. "Eli yüzü düzgün" deyimi, "yüzü eli düzgün" biçiminde; "baş kaldırmak" deyimi, "kafa kaldırmak" biçiminde değiştirilip söylenemez; söylense de deyim olmaz.

    2. Bir araya gelirken, çoklukla kendi gerçek anlamlarından ayrı bir anlam belirtirler. "Altın kesmek" deyimi, "altını kesip doğramak, parçalara ya da dilimlere ayırmak" anlamında kullanılmaz; bu söz "çok para kazanmak, kazanır durumda olmak" anlamında kullanılır. Ancak kimi deyimlerde, kalıplaşmış sözden çıkan anlam, gerçek anlamın dışında değildir. "Sesi çıkmamak; çoğu gitti, azı kaldı" deyimlerinde olduğu gibi.

    3. Kısa ve özlü ifadeler taşırlar. Bir kavramı, bir düşünceyi, bir olayı az sözle belirtmek ya da daha etkili kılmak için kullanılırlar.

    4. En az iki kelimeden oluşurlar. Bir kısmı kelime grubu, bir kısmı da cümle hâlinde biçimlenmiştir. "Günaha sokmak, içini dökmek" ve "elifi görse mertek sanır", "burnu yere düşse almaz" gibi.

    5. Çoklukla mastar hâlinde olduklarından fiil çekimine girerler. "Burnunu çekmek" deyimi, "burnunu çekti"; "bozuk çalmak" deyimi, "bozuk çaldı"; "güçlük çıkarmak" deyimi, "güçlük çıkardı" biçiminde çekimlenebilir.

    6. Deyimlerin bir çoğu benzetme ve söz sanatları ile süslüdür. Anlatıma güzellik, canlılık ve çekicilik katmak için bu şekilde kullanılırlar. Bu bakımdan, genel kural niteliği taşımazlar. Bu yönleriyle de ata sözlerinden ayrılırlar. Çünkü atasözleri genel kural niteliği taşırlar; yol göstermek, ders ve öğüt vermek amacı güderler. "Ağaçtan maşa aptaldan paşa olmaz" ata sözü, netleşmiş bir genel kuraldır. Denenmiş, uygulanmış, her zaman ve herkes için doğru olan bir genel kural niteliğinde biçimlenmiştir. Oysa "fiyatı kırmak" sözünde genel bir kural yoktur. Çünkü her zaman fiyat dondurulmaz.

    7. Bazı benzetmeli söyleyişler deyim olmadıkları hâlde deyim gibi kullanılırlar. "Arpacı kumrusu gibi (düşünmek)", "beşlik simit gibi (kurulmak)", "arı kovanı gibi (işlemek)", "kabak çiçeği gibi (açılmak)" deyimleri, bu türdendirler.

    8. Kimi ikilemeler de çoklukla deyim sayılmaktadır. "Allak bullak", "oldum olası", "takım taklavat", "süklüm püklüm", "ev bark" gibi.

    9. Çoğu zaman deyimlerle birleşik kelimeler karıştırılır. Bu yanlışlara düşmekten kimi bilgilere sahip olmakla kurtulmak mümkündür. Birleşik kelimelerin bitişik yazıldıkları, isim soyundan geldikleri, aralarına yapım ve çekim eki girmeyecek kadar kaynaşmış oldukları unutulmamalıdır. Bunun yanı sıra, deyimleri oluşturan kelime gruplarının isim ve fiil çekimlerine girdikleri, aralarına çekim ekleri aldıkları da hatırdan çıkarılmamalıdır. Ancak, bu ilkeler her ne kadar göz önünde tutulsa da, deyimlerle birleşik kelimeleri kimi zaman tam ayırt etmek imkânı yoktur.

    10. Bir milletin söz gücünden doğan ve doğduğu toplumun malı olan deyimler, bazı istisnaları dışında mecazdırlar; kelime grubu olarak da isim, sıfat, zarf görevlerinde bulunurlar: "İçten pazarlıklı bir adam" cümlesinde "içten pazarlıklı" deyimi sıfat olarak; "keyfimi kaçırıp gitti" cümlesinde "keyfi kaçmak" deyimi zarf olarak; "karga derneğinde işim yok benim" cümlesinde "karga derneği" deyimi de isim görevinde kullanılmıştır.


  6. #6
    çok güzel
  7. #7
    Çok tşk ederim işime yaradı