Balıkların Üremesi

Bazı köpek balıkları, balinalar, yunus balıkları ve öteki kıkırdaklı balıklar, doğurarak ürer. Çoğu balıklar da yumurtlayarak nesillerini devam ettirir. Her cins balık, belirli dönemlerde üreme faaliyetine başlar. Bu dönemde erkek balıkların rengi değişir. Erkek ve dişi balık, birbirlerine kanatları veya vücutlarıyla sinyal gönderir. İşaretleştikten sonra, dişi balık yumurtlar. Erkek balık da spermaların bırakır. Spermaların bir kısmı gider yumurtaları döller. Balıklar çeşitli sinyallerle anlaşırlar, konuşurlar. Bazı erkek balıklar, dişilerinin yumurtlaması için yuvalar hazırlar. Yuvalar, deniz veya nehir yataklarında kazılmış bir çukur veya bitkilerden yapılmış bir kümecik olabilir. Balık yumurtaları umumiyetle küre şeklindedir ve yaklaşık olarak üç milimetre çapındadır. Yumurtaların bir kısmı, engin denizlerin üstünde yüzerken, bir kısmı da derinliklerde kalır. Her ne kadar, dişi balıkla erkek balık anlaşıp, yumurtalarını ve spermalarını bir yere bıraksalar da, nokta gibi spermaların, derin denizlerde veya akan dere içinde, gidip yumurtaları bulması ve onları döllemesi şaşılacak bir haldir. Döllenmiş yumurta içinde hücreler, bölünerek çoğalır ve balık şeklini almağa başlar. Hangi ilim ve hangi irade, milyarlarca balık yumurtası içinde faaliyetini gösteriyor ve hücre tuğlalarını üst üste yığarak, tıpkı anne veya babaya benzeyen balığı teşekkül ettiriyor. Eğer bunu yapan sebepler maddi olsa idi, her bir yumurtanın başında bulunmalıdır.

Balıkların Üremesi



Balığı meydana getiren ve çoğalan canlı hücreler, yumurtayı meydana getiren yumurta sarısıyla beslenir. İlâhi tanzime bakınız ki, canlı hücrelerin balık avlayamayacağı bilindiğinden, onlara gıda olacak yumurta sarısı, daha balık yumurtlamadan karnında hazırlanmış! Bebek mamaları imâl eden fabrikalar, mamanın formülünde bir değişiklik yapsa, çocukları beslemez, belki zehir olur. Balık karnında imal edilen yumurta sarıları en hassas formüllerle, yanlışsız, kusursuz hazırlanmış en tabii gıda maddesidir. Çoğalan hücrelerle, yumurta sarısı arasında kan damarları teşekkül eder. Bu damarlar kanalıyla henüz teşekkül etmemiş balık beslenir. Aradan bir ay kadar zaman geçince, balık tamamlanmış, yumurta kabuğundan çıkma vakii gelmiş demektir. Bu arada zaten yumurta kabuğu da yumuşar. Küçük balıklar dışarı çıkınca, daha evvel eğitilmişler gibi, yüzmeğe başlar. Hâlâ bağlı bulunduğu yumurta sarısı bitinceye kadar onunla beslenir, sonra avlanmaya koyulurlar. Deniz atı ve yılan iğnesi gibi bazı balıklar da, daha garip üreme düzeni kurulmuş. Bunların, erkeklerinin karnı üzerinde bir kesecik vardır. Dişi balık buraya yumurtlar. Yumurtalar hu kese içinde döllenir ve yavrular burada, gelişir.


Kedi balığı gibi bazı balıkların erkekleri, yumurtaları ağzına alır. Yumurtalardan balık çıkıncaya kadar itina ile taşır, sonra dünyaya gelen yavruları suya bırakırlar. Denizlerde, bir balık diğerini yutarken, bunlara yumurtayı bir evlât şefkatiyle ağzında taşıtan sebepler, elbette maddi değil, manevidir. Sadece bir sene yaşayan balıklar da vardır. Yıllık balık denilen bu balıklara, deniz atları, gelyan balıkları ve cüce kayalar misal alarak verilebilir. Bunlar, kuruyan dere ve ırmaklarda yaşar. Sular kesilince, bütün balıklar ölür. Fakat bunlar, daha evvel çamura yumurtlamışlardır. Yağmurlar başlayınca sular, yumurtaların üzerinden yeniden akmaya başlar. Yumurtalar da çatlayarak yavru balıklar dışarı çıkar, suları tekrar şenlendirirler. Böylece hayat faaliyetleri devam eder, gider. Labaratuvar incelemeleri göstermiştir ki, bu balıkların yumurtaları kuru toprağa bir tohum gibi gömülmedikçe, içlerinden balık çıkmamaktadır. Balıklar yaşadıkları ortama göre, yumurtalarını ve üreme şekillerini tanzim eden sebeplerdir. Bazı derin su balıkları, 450 metreden fazla derinliklerde yaşar. Buralarda suyun sıcaklığı, donma noktasının biraz üstündedir. Bunların garip şekilleri, güçsüz iskeletleri vardır. Etraftaki besinleri azdır Yakaladıkları yiyeceklerini elden kaçırmamaları gerekir.