Psikanalistler insanların temel ihtiyaçlarını ve bunlarla ilgili dürtülerini açlık, susuzluk, cinsellik ve sosyal dürtüler şeklinde sıralamışlardır. İlk üç sırada yer alan açlık, susuzluk ve cinsellik, yaşamın devamlılığı ve türünün(soyunun) devamı için gerekli olan dürtüler olarak sıralamışlardır. Dördüncü sırada yer alan sosyal dürtülerin, insanın birlikte yaşama gereksiniminden doğduğunu ifade ederler.

Sosyal dürtülerin birlikte yaşama gereksiniminden doğduğunu söyleseler de bu dürtü içinde sevmek, sevilmek, beğenilmek, kabul görmek, onaylanmak..gibi duyguları içinde barındırır.Ağırlıklı olarak da sevme ve sevilme duygusu önemli bir ihtiyaç olarak kendini belli eder. Küçük bir çocuğun açlık ve susuzluğunu giderdikten sonra en temel ihtiyacı sevgidir.

Sevgi eksikliğini yaşayan çocuklarda ileri ki yaşlarda toplumun kabul etmediği davranışları sergileme, kişilik ve karakter oluşumunda eksiklikler, yazılı yasalara karşı gelme, toplum normlarına uymama gibi sorunlar yaşadıkları yapılan çeşitli araştırmalarla kanıtlanmıştır.

Sevgi, sevmek, sevgili, sevi… Üzerine yüzlerce, binlerce kitaplar yazıldı,binlerce dizelere dökülüp şiirler yazıldı, şarkılar yapıldı.Uğruna savaşlar çıkarıldı, kanlar döküldü, canlar verildi..Yinede onu anlatabilmek, anlatmak yeterli olmadı. Yaşamın temel felsefesi sevgi, hastaya ilaçtan çok şifadır, yarın için umuttur sevdiklerini yine görme umududur, çocuk için güvendir, huzurdur, hatta ölüm korkusunu bile yaratan duygudur sevgi; sevdiklerini, sevenlerini, sevdiği evini , eşyasını, sevdiği yiyecekleri, sevdiği bu dünyayı bırakıp gitmek zordur da ondan. Yani sevgiden vazgeçmek onsuz yaşam, ölümdür bir nevi..