9 ve 16. yüzyıllar arasında Türk ve İslam dünyasında bilim yükselme devrini yaşadı. Endülüs, Buhara, Türkistan ve Bağdat gibi şehirler önemli bilim ve kültür merkezleri hâline geldiler. Türk ve İslam hükümdarları ünlü bilgin ve şairleri saraylarına davet ederek onları koruyup desteklediler. Bilimin gelişmesi için her türlü desteği verdiler, medreseler kurdular. Dünyanın ilk üniversitesi sayılan Nizamiye Medresesi Büyük Selçuklular tarafından Bağdat'ta kuruldu.

Türk-İslam bilim adamları trigonometri, cebir ve astronomi konusunda günümüzde de yaygın biçimde kullanılan birçok bilimsel çalışmaya imza attılar. Bunlar arasında Birunî. Ali Kuşçu. Takiyyüddin er Raşid ve İbn-i Sina'nın çalışmalarını örnek olarak öğrenmeye çalışalım.

Birunî: Yaşadığı çağa damgasını vurup " Binini Asrı" denmesine sebep olan Birunî, 973'te Harezm'de doğdu. Araştırmacı bir ruha sahip olan Birunî küçük yaşta bilime merak sardı. Daha 17 yaşındayken bilimsel çalışmalara başladı. Harczm sarayında astronomi ve matematik öğrendi, zamanın bilginleriyle Buhara'da tanıştı. Abbasi Halifesi Memun'un sarayında İbni Sina gibi önemli bilginlerle çalıştı. Birunî, Gazneli Mahmut Harezm'i ele geçirince Gazneli sarayında çalışmalarına devam etti. Gazneli Mahmut "sarayımın en değerli hazinesi" dediği Birunî'yc büyük saygı gösterdi. Birunî'nin bu dönemde yaptığı astronomi ve matematik çalışmaları, en yüksek seviyeye ulaştı.

Birunî, Gazneli Mahmut'la birlikte Hindistan'a birçok kez gitti. Hindistan'ın örf ve âdetlerini, sanat ve bilim eserlerini, dillerini konu edinen "El-Hind" adlı eserini yazdı. Bu kitabı birkaç dile çevrildi. Hint kültürü ile eski Yunan kültürünü karşılaştırdı. Gazneli Sultanı Mesut'a sunduğu el-Kanunül-Mesudi, Birunî'nin astronomi alanındaki en Önemli yapıtıdır.

Bilim tarihçilerine göre Birunî, Kopernik'le başlayan çağdaş astronominin temellerini atmıştır. Birunî, Batlamyus ve Aristoteles'in kuramlarına karşı çıkarak Dünya'nın durağan değil, dönen bir kütle olduğunu ileri sürmüştür. Dünya'nın yuvarlak ve dönmekte olduğunu, yer çekimin varlığını Newton'dan asırlar önce ortaya koymuştur. Karaların kuzeye doğru kaydığı fikrini ilk kez dile getirmiştir. Ay'ın, Güneş'in ve Dünya'nın hareketleri, güneş tutulması sırasında oluşan olaylar üzerine yaptığı çalışmalarda, çağdaş bilime uygun sonuçlar elde etmiştir. Birunî Dünya'nın çapını Newton (Nivton) ve Fransız Piscard (Pikar)'dan lam 700 yıl önce yaklaşık 42.500 km olarak hesaplamıştır. Avrupa'da buna "Birunî Kuralı" denmektedir.


Birunî, hastalıkların tedavisi konusunda da değerli çalışmalar yapmıştır. Yunan ve Hint tıbbini incelemiş, Sultan Mesut'un gözünü tedavi etmiştir. Otların hangisinin hangi hastalığa iyi geldiğini belirlemiş, ilaçların yan etkilerinden bahsetmiştir. Birunî deney ve gözlemi, teorik bilgiden daha üstün tutan gerçek bir bilim anlayışına sahipti. Astronomi, geometri, tıp, coğrafya, tarih, biyoloji, botanik, dinler tarihi, jeoloji gibi pek çok bilim dalında önemli çalışmalar yaptı. Yüz elliden fazla eser verdi.


Yetmiş tane astronomi ve yirmi tane de matematik kitabı yazdı. Eserleri birçok dile çevrildi. Bİrunî, 1048 yılında 75 yaşındayken öldü.


Ali Kuşçu: Türk-İslam dünyasının büyük astronomi bilgini olan Ali Kuşçu, 1400 yılında Scmcrkant'ta doğdu. Babası, ünlü Türk sultanı ve astronomu Uluğ Bey'in kuşçusu olduğu için ailesi 'Kuşçu' lakabıyla meşhur oldu.

Küçük yaştan itibaren matematik ve astronomiye ilgi duyan Ali Kuşçu, devrin en büyük bilginlerinden matematik ve astronomi dersi aldı. Uluğ Bey'in yardımcılığını ve rasathane müdürlüğünü yaptı. Ali Kuşçu, Fatih'in davetiyle İstanbul'a geldi. Osmanlı -Akkoyunlu sınırında büyük bir törenle karşılanan Ali Kuşçu, Ayasofya Medresesine müderris oldu. Hayatının sonuna kadar gençleri yetiştirmekle uğraştı. Ali Kuşçu İstanbul'da o zamana kadar astronomi ile uğraşan ilk bilgindi. Onun ders vermeye başlamasıyla, İstanbul medreselerinde astronomi ve matematik alanında büyük gelişme sağlandı. Ali Kuşçu, 16 Aralık 1474 tarihinde İstanbul'da öldü.

Takiyüddin er Raşit: 1521'de Şam'da doğan Takiyüddin, çağının en önde gelen astronomi bilginlerindendir. 1570 yılında yerleştiği İstanbul'da bir rasathane bulunmadığından, gökbilimle ilgili bilgiler eskiden kalma Arapça ve Farsça kitaplardan öğrenilmekteydi. Gözlemle İlgili hesaplar da eskiden hazırlanmış olan gözlem kataloglanndan yararlanılarak yapılıyordu. Bu gözlem kataloglarına dayanılarak yapılan hesaplar doğru sonuçlar vermekten uzaktı. Yeni bir gözlem katalogu düzenlenmesi için bir rasathane kurulması gerekiyordu. Takiyüddin İstanbul'a gelir gelmez bir gözlemevi kurma arzusunu gerçekleştirmek üzere dönemin önemli bilginleriyle temasa geçti. Bu ilgi ve isteği Vezir Sokullu Mehmet Paşa ve Hoca Saadettin tarafından desteklendi. Padişah III. Murat'ın da izin ve desteğiyle Takiyüddin'in yönetimi altında gözlemevinin inşasına başlandı. Gözlemevi 1575-1580 yılları arasında faaliyet gösterdi.


İbni Sina: 980 yılında Buhara'da doğan İbni Sina felsefe, tıp, kimya, astronomi, matematik konularında çalışmalar yapan çok yönlü bir Türk bilim adamıdır. İbni Sina, Samanoğulları hükümdarlarından birini ölüm döşeğine düşüren çok ağır bir hastalıktan kurtarmış, dolayısıyla hükümdarlığın kütüphanesinden yararlanmaya hak kazanmıştı. İbni Sina, üstün yetenekleri ve sınırsız bilgisiyle Hanedan hâkiminin de hayatını kurtarmış, onun veziri olmuştur. "Şifa" adını taşıyan eserini bu dönemde yazmıştır.

İlk öğretmeni Ebu Abdullah'tan Kur'an, fıkıh, mantık, geometri, astronomi ve fiziğe giriş dersleri alan İbni Sina, sonraları İbni Yahya'dan hekimlik (doktorluk) öğrenmiş, Farabi'nin eserleriyle de felsefeyle uğraşmaya başlamıştır. Kanun adlı tıp ansiklopedisi niteliğindeki eseri, hem Doğu hem de Batı tıp tarihinde benzeri olmayan çok ünlü bir kitaptır. Bu eser, büyük ölçüde Roma İmparatorluğu döneminde yaşamış Yunan hekimlerinin bulguları ile Arapça kaynaklara ve İbni Sina'nın kendi deneyimlerine dayanır. Şifa adlı kitabı felsefe ansiklopedisi niteliğindedir. Şifa'nın bir bölümü, Kanun'un ise tamamı 12. yüzyılda Latinceye çevrilmiştir. Kanun birkaç yüzyıl boyunca Avrupa üniversitelerinde tek başvuru kaynağı olarak okutulmuştur. Avrupa'da "Avicenne" adıyla bilinen İbni Sina'nın Aristo'nun bütün eserlerinin açıklaması ve yorumu üzerine 20 ciltlik bir eseri daha vardır. İbni Sina, bugünkü kimyanın gelişiminde temel taşlarından biri sayılmaktadır.