Kişilik ve Kişilik Özellikleri

 Kişilik ve Kişilik Özellikleri

  Okunma: 28858 - Yorum: 0
  1. #1
    Ruh bilimcilere göre kişilik, bireyin kendine özgü ve ayırıcı davranışlarının bütünü olarak tanımlanır. Batı dillerinde, kişilik sözcüğünün karşılığı olarak kullanılan sözcükler (personality, personalité, persönlichkeit), Latincede tiyatro oyuncularının rollerine uygun olarak yüzlerine taktıkları “maske” anlamına gelen “persona” sözcüğünden türetilmiştir. Kişiliğin bir yanı, insanın öteki kişilerle ilişkilerinde aldığı tavır, gösterdiği davranış, yani taktığı maskedir. İnsan, çevresiyle sürekli ilişki içindedir ve çoğu kez duygularına, düşüncelerine, tutum ve davranışlarına, olduklarından daha değişik bir biçim vermeye çalışır.

    Kimi insanda bu durum süreklidir; kimisi ise yerine göre değişik görünmek ister. Böylece insan, sürekli ya da zaman zaman takılan bir maskenin arkasına sığınarak, kendisini istediği ya da istendiği gibi göstermeye çalışır. O halde kişilik kavramı, bireyin başkalarıyla kurduğu ilişkilerdeki tepkiyi ve kendisini gösterme biçimini de içermektedir.

    Ruhbilim açısından kişilik sorununa yaklaşanlar, kullandıkları yöntemlere göre, değişik açıklamalar ve yorumlar yapmışlardır. Bunlar, temel gruplar olarak şunlardır:

    · Kişilik, bütün bedensel özelliklerin, içgüdülerin, dürtülerin, eğilimlerin, kazanılmış deneyimlerin bütünüdür.

    · Kişilik, bir insanın gelişme evrelerinde gerçekleştirdiği bağlantıların bütünüdür. Bu bütünlük içinde tutum ve davranışa yansıyan özellikler yer alır.

    · Kişilik, eğilim ve deneyimlerin belirli evreler içinde bütünleşmesi sonucu oluşan bir süreçtir.

    · Kişilik, bir insanın çevresine uyum sağlamak amacıyla yaptığı davranışlarının bütünüdür.

    · Kişilik, bireysel farklılığa dayanan duyguların, düşüncelerin, becerilerin, yeteneklerin, alışkanlıkların oluşturduğu işlevsel bir bütündür.

    İnsan kişiliği, bilinen ve bilinmeyen yanlarıyla dışa yansıtılan ve yansıtılmayan niteliklerden oluşur. Kişiliğin, iç, öznel, dışa yansımayan yanı yorumlanarak; nesnel, dışa yansıyan yanıysa ölçülerek anlaşılmaya çalışılır. Kişiliğin öznel ve nesnel yanları arasındaki uyum ve tutarlılık, güçlü ve sağlıklı bir kişiliğin temelidir.


    HUY, KARAKTER, KİŞİLİK


    Mizaç ya da huy; günlük yaşantı içinde kişiye özgü, oldukça sınırlı, belirli duygusal tepkilerin nitelik ve nicelik bakımından değişmesidir. Çabuk kızmak, sıkılmak, öfkelenmek, neşelenmek, hareketli ya da hareketsiz olmak vb. bireylere göre değişen mizaç özellikleri ya da huydur. Kısaca, insanın duygulanım ve coşkularının bütünü olarak tanımlanabilen huy ya da mizaç, kişiliğin sadece bir yanını ya da bir öğesini oluşturmaktadır.

    Karakter; kişiye özgü davranışların bütünü olup, insanın bedensel, duygusal ve zihinsel etkinliğine, çevrenin verdiği değerdir. Bireyin karakteri, kişisel özellikler ile içinde yaşanılan çevrenin değer yargılarından oluşur.

    Karakter, aile, okul, çevre içinde, çocukluk çağından itibaren gelişmeye, biçimlenmeye başlar. Karakterin gelişmesi ve biçimlenmesine ilişkin değişik ruhbilim ve toplumbilim öğretileri bulunmasına karşın, bunların hepsi karakterin oluşmasıyla üstbenliğin ve vicdanın oluşması arasında sıkı bir bağlantı olduğunu vurgulamışlardır. Çocuklukta başlayan özümleme, benimseme ve özdeşleşme süreçleri sonunda oluşan vicdanın niteliği ve niceliği, aynı zamanda karakterin de nitelik ve niceliğini saptar. Çocukluk dönemindeki yetersizlikler, çatışmalar, karmaşalar, olumsuz çevre koşullarıyla birlikte, “karakteropat”, “sosyopat”, “psikopat” denilen kişilik yapılarının ortaya çıkmasına neden olur. Bu kişiler, bütün yaşamları boyunca, kendi iç dünyaları ve çevreyle sürtüşme ve çatışma içinde olduklarından, daima toplumun değer yargılarına ve ahlak kurallarına ters düşen davranışlar yaparlar.

    KİŞİLİĞİN KATMANLARI:

    Kişilik, birbirlerini tamamlayıcı biçimde işlev gören farklı katmanlardan oluşmuş bir bütündür. Bu katmanlar aşağıdan yukarıya doğru şöyle sıralanabilir:

    1. Kişiliğin bedensel nitelikleri. Bunlar arasında kalıtımla geçen ve gebelik ya da doğum sırasında dölüt üzerinde etkili nedenlerin oluşturduğu, beden yapısına ilişkin özellikler, sakatlıklar, özürler yer alır.
    2. Bedensel ve ruhsal yapının oluşmasında, gelişmesinde önemli rol oynayan, bedensel yapıya biçim ve renk veren içsalgı bezlerinin işlevi.
    3. Kişiliğin oluşup gelişeceği ruhsal yapının temelini oluşturan zeka.
    4. Yaşam gereksinimlerini karşılamaya yönelik içgüdü ve dürtülerden oluşan güdüler.
    5. Güdülerden kaynaklanan duygulanım ve coşku alanı. Bu katmanın dişiye özgü özelliklerine huy (mizaç) adı verilir. İç ve dış uyarımlara bağlı olarak kişinin mizacında ortaya çıkan kısa süreli değişmeler de, duygu durumu (ruh hali) adını alır.
    6. Kişiliğin benliği. Benliğin kendi iç ve dış çevreyle kesintisiz sürüp giden iletişim ve etkileşimi, kişiliğe özgü özellikleri verir.
    7. Kişiliğin dışarıya yansıyan, başkaları tarafından algılanan, değerlendirilen duyguları, düşünceleri, tutumları, davranışları, hareketleri ve eylemleri. Bu katman, daha önceki katmanlarda oluşan öznel kişilik yapısının nesnel, gözlenebilen, ölçülebilen yanıdır.
    8. Kişiliğin dışarıya yansıyan özelliklerinin toplum değerleri, kuralları ve ahlak açısından değerlendirilmesi sonucu ortaya çıkan karakter. Bu katman, kişiliğin benimsediği değer yargılarının, başkaları tarafından değerlendirilmesi sonucu oluşur.
    9. Kişinin kendini olduğu ya da olmak istediği biçimde kabullenmesi ya da kabul ettirmesi, kişiliğinin gerçekliğini kanıtlaması, kendini varlaması için başvurduğu yöntemler, yollar, bu amaç uğruna harcadığı çaba ve ortaya çıkardığı ürünler.
    10. Bu katmanda kişi, kişiliğini oluşturan öteki katmanların bilincinde olarak akıp giden zaman içinde evrendeki yerini ve değerlerini saptar.

    Bütün kişilik yapıları, söz konusu edilen bu on katmanı içerir. Ancak, kişinin içinde yaşadığı çevrenin ekonomik, toplumsal, kültürel koşullarına göre benliğin gelişmesi, olgunlaşması, kişinin kendisini kabul etmesi ve ettirmesi, kendisini varlaması için başvurduğu yöntemler, yani kişiliğinin bilincine varması farklı olabilir. İdeal olan, bu katmanların dengeli, düzenli bir bileşme ve bütünleşme içinde olmasıdır. İnsanın “insanca” nitelikler kazanması ancak böyle gerçekleşebilir.

    Kişiliği tanımlamaya çalışan bütün yaklaşımların ortak noktası, kişiliğin dışa yansıyan yanının arkasında birbirleriyle bağlantılı ve birbirini etkileyen yüzlerce, binlerce öğenin bulunduğunu vurgulamasıdır.

    SOYAÇEKİM ( KALITIM ) :

    Kalıtım ya da soyaçekim, çevre etkisiyle köklü olarak değişmeyen özelliklerin, anne ve babanın kromozomlarıyla bir kuşaktan ötekine geçmesidir.

    Kalıtım, insanın tüm yaşamına biçim veren önemli bir etkendir; insanların geleceğini, iyi ya da kötü şansını, doğumundan yıllar, hatta kuşaklar önce belirler. Doğuştan olan ya da sonradan ortaya çıkan gelişme eksikliklerinin, bedensel ve ruhsal bozukluk ve sakatlıkların, hastalıkların, alışkanlıkların, tutku ve tutsaklıkların nedenleri arasında kalıtımın önemli bir yeri vardır.

    Ancak, kişilik yapısında ve gelişmesinde kalıtımın mı, yoksa çevrenin mi daha etkili rol oynadığı tartışılmaktadır. Kalıtımın ve çevrenin kişilik yapısına etkisi, hayvan deneyleri ve tek yumurta ikizleri üzerinde yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur. Tek yumurta ikizleri, aynı kromozom ve genleri taşımakta, cinsiyet, beden yapısı ve ruhsal durumları açısından birbirlerine benzemektedirler. Bunlar, gelişip büyüdükçe, kişilik özellikleri açısından da birbirlerine benzerlik gösterirler. Bu nedenle, tek yumurta ikizlerinin, gençlik çağında ve daha sonraki yaşam dönemlerinde, kişilik yapıları farklı olursa, bunun çevre etkisiyle ortaya çıktığı söylenebilir. Araştırmalar, aynı çevre içinde gelişen kardeşler ya da çift yumurta ikizleri arasındaki kişilik benzerliğine oranla, tek yumurta ikizlerinin çok daha büyük kişilik benzerliği gösterdiklerini ortaya koymuştur. Bu bulgulara dayanarak kişilik gelişmesinde kalıtımın daha etkili rol oynadığını benimseyen görüşler doğmuştur. Ancak kişilik yapısında ve gelişmesinde, çevrenin daha etkili olduğu görüşünü benimseyenlerse, tek yumurta ikizlerine, doğuştan beri aynı çevrenin aynı biçimde davrandığını ileri sürerek, kişilik benzerliğinin buradan kaynaklandığını savunmuşlardır. Öte yandan bu görüşe karşı olan araştırmalar ve olaylar da vardır. Doğuştan beri çeşitli nedenlerle birbirlerinden ayrı çevrelerde yetişen tek yumurta ikizlerindeki kişilik benzerliğinin, aynı çevrede birlikte büyüyen kardeşler arasındaki benzerlikten çok daha fazla olduğu ortaya konularak, kişilik gelişmesinde kalıtımın çevreye oranla daha etkili olduğu öne sürülmüştür. Bu konuda önemli bir araştırma yapan Shields, doğduktan sonra ayrı çevrelerde yetişen çok sayıda tek yumurta ikizini, çeşitli psikometrik yöntemlerle zeka ve kişilik yapısı açısından inceleyerek bulduğu benzerliklerin, aynı çevrede birarada büyüyen kardeşler ve çift yumurta ikizlerinden çok daha fazla olduğunu görmüştür.

    O halde, kalıtımla gelen gizil güçler, kişilik yapısında ve gelişmesinde önemli rol oynar ve kişiliğin temel katmanlarından birisini oluşturur.

    Kalıtımla kuşaktan kuşağa aktarılan; kişilik yapısı ve davranışın kendisi olmayıp, bu üst yapıların üzerinde gelişip oluşacağı merkezi sinir sistemidir. Bu sistem, insanın içinde yaşadığı çevreyle durmaksızın sürüp giden etkileşimleri soncunda ortaya çıkan davranışın niteliğini ve yapısını oluşturur. Yani, üstünde kişiliğin oluştuğu, insanın doğuştan getirdiği temel yapı, kalıtımla geçer. Kişilik, bu temel yapı ile çevrenin sürekli etkileşimi sonucu oluşur.

    İÇSALGILAR :

    Grekçe’den gelen içsalgı - hormon sözcüğü; yapmak, yaratmak, harekete geçirmek anlamlarına gelir. Genel olarak, bedenin belirli bir bölümünde ya da organında yapılan, etkisini bütün bedende ya da bir organda gösteren kimyasal maddeleri anlatmak için kullanılır.

    Hormonları, “içsalgı bezleri” ya da “endokrin bezler” adı verilen yapılar salgılar.
    İçsalgı bezleri hücreler, hücre grupları, dokular ve organlar arasında haberleşme ve işbirliği yapacak bağlantıyı kurup yürütürler. Böylece canlının doğal ve toplumsal çevreye uyumunda yardımcı olurlar. Genel olarak, içsalgı bezlerinin yerine getirdiği görev; üreme, büyüme, değişik organlar, sistemler ve dış çevre arasında uyum sağlama biçiminde özetlenebilir.

    İçsalgı bezlerinin bedensel ve ruhsal işlevler üzerinde etkili olabileceği görüşü, çok eski çağlara kadar uzanır. Yapılan araştırma ve çalışmalar sonucu, içsalgı bezleri ve bunların oluşturdukları çeşitli kimyasal maddelerin, beden ve ruh üzerindeki etkilerinin önemi ortaya çıkmıştır. Hayvanlar ve insanlar üzerinde yapılan araştırmalar, cinsiyetle ilgili bezlerin çıkarılması sonucu, cinsiyetle birinci ve ikinci derecede ilgili organlarda gerileme ve buna bağlı olarak da kişilik ve davranış değişmeleri olduğunu göstermiştir. Ayrıca hipofiz, tiroid, böbreküstü bezlerinin salgılarının da zeka ve duygulanım gelişmesinde önemli rol oynadığı kabul edilmiştir. Gerçekten de küçük yaşlarda tiroid bezinin az çalışması sonucu zeka gelişmesinin durması ya da yavaşlamasına bağlı hastalık durumları bilinmektedir.

    İçsalgı bezlerinin dengeli ve düzenli çalışmasını ve denetimini, hipofiz sağlar. Hipofizin sinir sistemiyle sinirsel ve kimyasal ilişkisi vardır. Yani, içsalgı bezlerinin çalışması, doğrudan ya da dolaylı olarak sinir sistemiyle bağlantılıdır. Böylece, içsalgı bezlerinin çalışmasıyla sinir sistemi arasında bir geri denetimden söz edilir. Bu tür denetimle, bedensel ve ruhsal denge için gerekli olan içsalgı düzenlenmiş olur.

    Günümüze dek içsalgı bezlerinin işlevi ve görevindeki aksaklıklara bağlı, yüzlerce hastalık tablosu bildirilmiştir. Bu tabloların temel özelliği, hemen hepsinde, bedensel hastalıklar yanında, kişilik ve davranış bozukluklarının da bulunmasıdır. Bütün bunlardan çıkarılacak sonuç ise, cinsiyet, zeka, mizaç, duygulanım gibi kişiliğin oluşmasında rol oynayan katmanların gelişmesinde içsalgı bezlerinin önemli bir yerinin olduğudur.

    Devamı ekte bulunan dosyadadır.


    Eklenmiş Dosya