sponsorlu bağlantılar
İğneada Longoz Ormanları

160 - Türkiye'de Biyolojik Çeşitlilik

161 - Türkiye'de Biyolojik Çeşitlilik

TANITIM

İğneada bölgesinde yürütülen Biyolojik Çeşitlilik ve Doğal Kaynak Yönetimi Projesinin proje etüt ve değerlendirme alanı; İğneada Beldesi, Sivriler ve Avcılar Köyleridir.

Kırklareli İli, Demirköy İlçesine bağlı İğneada Beldesi, Türkiyenin Kuzey-Batısında Bulgaristana komşu bir sahil kasabasıdır. İsmini tunç ve demir çağlarında bölgede yaşayan yerli Trak toplumları, Thynlerden almıştır. Thynlerin yaşadığı yer anlamına gelen İğneadanın nüfusu 2349 olup, yaz aylarında beldeye gelen ziyaretçilerle 10.000i aşmaktadır. Yöre insanı geçimini ağırlıklı olarak orman işçiliği, hayvancılık, balıkçılık ve turizm gelirlerinden elde etmektedir.

162 - Türkiye'de Biyolojik Çeşitlilik

Karadeniz sahili boyunca Yıldız (ıstranca) Dağlarından Karadenize doğru akan dereler, denize ulaşmadan göllerde ve bu göllerin bataklık alanlarında son bulur. Ancak önlerindeki kumul barikatı nedeniyle denizle irtibatları kesilen göl ve bataklıklar, ilkbaharda fazla gelen sularla şişerek geriye doğru taşar ve düz araziyi kaplarlar. Bu taşkın alanlar Longoz (su basar) alanlarını ve birbirinden farklı deniz, göl ve orman ekosistemlerini oluştururlar. Her mevsimde taban suyu seviyesi oldukça yüksek, organik madde bakımından zengin olan bu asidik topraklar, üzerinde gelişen ormanları tropikal ormanlara benzer bir şekilde süsleyerek, biyolojik zenginliği arttırmaktadır.

163 - Türkiye'de Biyolojik Çeşitlilik

Proje alanında birbirinden ayrı olarak üç longoz alanı bulunmaktadır. Erikli Gölü, Mert Gölü ve Saka Gölü longozu görülmesi gereken longozlardandır. Her üç alanın hayvan ve bitki çeşitliliği birbiri ile benzer özellikler göstermekte ve ülkemiz için eşi olmayan doğal bir kaynak oluşturmaktadır.

Ülkemizde bu tip ekosistemlerin az olmalarının sebebi, oldukça hassas yapılarının kolaylıkla tahrip edilerek zarar görebilmesidir. Longoz Ormanlarının Taban Suyu seviyesi düştüğünde gerçek özelliklerini kaybederek, yok olacaklardır.

Fauna
Ulusal ve Avrupa ölçeğinde korunabilmiş en önemli subasar (longoz) ormanının yer aldığı İğneada bölgesi içerdiği farklı ekosistemleriyle yöredeki birçok hayvan türü için kaliteli ve farklı yaşam alanları oluşturmaktadır. Tatlı, tuzlu ve acı su sistemlerinin görüldüğü sulak alanları, delta ve açık kıyıları, tatlı su bataklıkları ve çamur düzlükleri, turba alanları ve bataklık ormanları gibi canlılar açısından oldukça önemli yaşam alanı tipleri bölgede yer almaktadır.

Kuşlar

Türkiye kuş varlığını oluşturan 454 kuş türünden yarıya yakını (194 tür) yıl içerisinde İğneadada görülebilmektedir. Avrupa Kırmızı Liste (E.R.L. = IUCN) ölçütlerine göre nesli tehlike altında olan ve/veya tehlike altına girebilecek statüdeki; Cüce Karabatak ([I]Phalacrocorax pygmeus), Akkuyruklu Kartal (Haliaetus albicilla) ve Küçük Kerkenez (Falco naummani) İğneadanın sağlıklı ekosistemini temsil eden 3 gösterge kuş türüdür.

Bunun yanı sıra ülkemizde sadece kuzey Trakyada görülen Küçük Yeşil Ağaçkakan İğneadada öne çıkan önemli bir kuş türüdür. Alan özellikle bazı su kuşları (balıkçıllar, kazlar, ördekler su tavukları, ve yağmurcunlar) ve yırtıcılar (kartallar, şahinler, doğanlar ve deliceler) için önemli bir üreme alanıdır. Ayrıca çok önemli sayıda su kuşu ve yırtıcı için, özellikle leylekler (ak ve kara leylek), sonbahar göçünde geçiş yoludur.

Bern Sözleşmesi ölçütlerine göre alanda konaklayan veya yaşamını sürdüren 184 kuş türü tehlike kategorisinde olup koruma altına alınması gerekli türledir. Yapılan gözlem ve kayıtlara göre İğneada proje alanını temsil eden 9 gösterge kuş türü ve 13 izlenmesi gereken kuş türü bulunmaktadır.

Memeliler

Proje sahasındaki memeli tür çeşitliliği yüksektir. Tüm Türkiyedeki memelilerin % 34ü ve Trakyadaki memelilerin % 57si İğneada yöresindeki zengin yaşam alanlarında barınmaktadır.

Sahada; Geyik (Cervus elaphus), Karaca (Capreolus capreolus), Yaban domuzu (Sus scrofa), Kurt (Canis lupus), Tilki (Vulpes vulpes), Çakal (Canis aureus), Yaban kedisi (Felis silvestris), Sansar (Martes sp.), Porsuk (Meles meles) ve Yarasanın yanı sıra temiz suların göstergesi Su samuru (Lutra lutra) gibi önemli yaban hayatı türleri yaşamaktadır.

Balıklar

Bölgede bulunan 5 göl proje sahasını balık türleri açısından da zengin hale getirmektedir. Hamam ve Pedina gölleri orman içi göllerdir. Mert, Erikli ve Saka gölleri ise lagün gölleri olup yılın belirli zamanlarında denizle birleşirler. Üreme, korunma ve beslenme amacıyla denizden tatlı suya veya tatlı sudan denize göç eden balık türleri açısından bu lagün gölleri çok önemlidir.

Bölgedeki dere ve göllerde yaşayan 8 balık türü Bern listesinde Korunması gereken türler (PFS) kategorisindedir. Bunlar; Dere Hamsisi (Chalcalburnus chalcoides), Deniz İğnesi (Syngnathus abaster), Tatlısu Kaya Balığı (Neogobius fluviatilis), Kurt balığı (Apius aspius), Noktalı İnci Balığı (Alburnoides bipunctatus), Acı Balık (Rhodeus amarus), Taş Yiyen Balık (Cobitis taenia) ve Kababurun Balığı (Chondrostoma nasus) dır.

En fazla balık türünün Erikli ve Mert Göllerinde bulunduğu proje sahasında ekonomik öneme sahip balıklardan Sazan (Cyprinus carpio), Tatlısu Kefali (Leuciscus cephalus), Kızılkanat (Scardinius erythrophthalmus), Gümüş Balığı (Atherina boyeri), Akbalık veya Kurtbalığı (Apius aspius) ve Has Kefal (Mugil cephalus) görülmektedir.

Proje sahasını besleyen derelerin Istranca Dağlarında başlayan kaynaklarında yaşayan Kırmızı Benekli Alabalık Demirköy ve İğneada yöresindeki kaliteli yaşam alanlarının varlığını ispatlamaktadır.

Sürüngen ve İkiyaşamlılar

Avrupadaki ikiyaşamlı ve sürüngen türlerinin Anadoluya giriş kapısı olan Trakya Bölgesinde küçük bir kısmı temsil eden İğneada proje sahası, Trakya genelindeki ikiyaşamlı ve sürüngen sayısının yarıdan fazlasını barındırır. Bunun sebebi bölgedeki sulak alanların, zengin bitki örtüsü ve böceklerle birlikte bulunarak ikiyaşamlı ve sürüngen türleri açısından besin değeri yüksek, çekici bir yaşam ortamı oluşturmasıdır.

Bern Sözleşmesine göre kesinlikle korunması gereken ikiyaşamlı türlerden Pürtüklü Semender (Triturus karelini) ve Gece Kurbağası (Bufo viridis) ile sürüngen türlerinden Oluklu Kertenkele (Ophisaurus apodus), Yeşil Kertenkele (Lacerta viridis) ve İnce Kertenkele (Ablepharus kitaibelii) alanda yaşamaktadır. Bunların dışında Yılan ve Kaplumbağa türleri de dahil 16 tür ikiyaşamlı ve sürüngen türü yaşam alanı çok uygun bu bölgede barınır.

Böcekler

164 - Türkiye'de Biyolojik Çeşitlilik

Böcek varlığının 310 tür olduğu proje sahasında yapılan çalışmalar sonucu tür sayısı bakımından en zengin bölge, 123 türle Pedina ve Hamam Gölü arasındaki bölgedir. Bu bölgede orman içi açıklıkların bulunması böcekler açısından uygun yaşam alanları oluşturmaktadır. Buna karşın sık longoz ormanlarının böcek çeşitliliği bakımından fakir olduğu gözlenmiştir. Genel olarak proje sahasında böceklerin gözlemlendiği yaşam ortamları; göl kenarı ve orman içi açıklıklar, sahile yakın kumul bölgeler, çürüyen ağaç kütükleri ve taş altları ile ormanlık alanlardır.

IUCN koruma kategorisinde yer alan Büyük Teke Böceği (Cerambyx cerdo) ve Benekli Bakır Kelebeği (Lycaena dispar) proje sahasında kendine uygun yaşam ortamı bulmuştur. Bu türlerden Büyük Teke Böceği, orman içindeki ağaçlarda yaşamakta ve türün buradaki devamlılığı amacıyla izlenmektedir.

Böcek faunası elemanlarından besin zincirinin en üstünde yer alan Yusufçuk (Helikopter böceği) (Anax imperator) ise İğneada proje sahası için gösterge türdür. Sulak alanların civarında yaşayan ve kolayca gözlenebilen bu yaygın tür buralardaki bitkiler üzerinde dinlenerek bu bölgede uçar, diğer böcek türleri ile beslenerek böcek nüfusunun kontrolünde önemli rol oynar.

Flora ve fauna envanter çalışmaları sonucunda 310 tür böcek, 28 tür balık, 46 tür memeli, 194 tür kuş, 17 sürüngen, 544 tür bitki tespit edilmiştir. Bu bitkilerin, 3'ü endemik, 11'i ise küresel ölçekte tehlike altında tür statüsündedir.

Köprülü Kanyon
165 - Türkiye'de Biyolojik Çeşitlilik

Türkiye'nin güneyinde, Akdeniz Bölgesi içinde bulunan Toros Dağları'nın orman ve yüksek alpin kuşak ekosistemlerini temsil eden Köprülü Kanyon Milli Parkı yaklaşık 40,000 ha. alana sahiptir (rakım 400-2,500 m.)

166 - Türkiye'de Biyolojik Çeşitlilik

Köprülü Kanyon, yüksek sayıda ziyaretçinin özellikle rekreasyonel amaçlı olarak (rafting, pikinik alanları, kültürel sit alanları) kullandığı bir milli park alanıdır. Turizm gelişimine yönelik düzenlemelerin yetersizliği, bir doğa koruma yönetim planının bulunmaması nedeniyle etkisini belirgin bir şekilde göstermektedir. Ek olarak, gelir düzeyi son derece düşük yerle halkın ve yarı-göçer toplulukların otlatma sürdürülebilir olmayan faaliyetleri doğal kaynakların zarar görmesine neden olmaktadır. Alan, kitle turizminin çevresel etkileriyle nasıl başa çıkılacağının ve doğa koruma ile yerel ilgi gruplarının gelir seviyesinin yükseltilmesi hedeflerini birlikte başaracak bir yönetim sisteminin nasıl başarılacağının gösterilmesi açısından önem taşımaktadır

Camili

Kafkasya Karışık Ilıman Yağmur Ormanı ve Yüksek Alpin Çayırları

Camili Havzası, Doğu Karadeniz Dağları Artvin İli, (25.258 Ha. Yükseklik 400-3.500 m.)

167 - Türkiye'de Biyolojik Çeşitlilik

Camili proje alanı yüksek ırmak tabanlı ormanlardan oluşmaktadır. Alana ulaşımın zor oluşu, alan dışına göç ve günden güne azalan nüfus artış oranı, kontrolsüz turizm gelişmeleri ve kaynak kullanımı ile alanın zarar görmesini önemli ölçüde engellemektedir. Koruma Yönetim Planı olmamasına rağmen, sahada olumsuzlukların az olması nedeniyle, alan yeterince korunmaktadır.

168 - Türkiye'de Biyolojik Çeşitlilik

Camilideki bozulma az olduğundan, alan biyolojik çeşitliliğin korunması ve katılımcı yönetim mekanizmalarının kurulmasında ender imkanlara sahiptir. Alan eko-turizm yönünden imkanlar sağlayabilecek özellikte ve yerel faydalanıcılar için koruma ve ekonomik faydalanımlar arasında güçlü bir bağlantının kurulmasını sağlayacak kapasitededir.

Biyolojik zenginlik, dünya üzerinde yaşayan canlıların ve yaşam biçimlerinin çeşitliliği anlamına gelir. Eğer bir bölgede yaşayan canlılar arasında tür farklılıkları ve değişik yaşam şekilleri görülüyorsa o bölgede biyolojik çeşitlilik fazladır.
Türkiyedeki iklim farklılıkları, jeolojik ve jeomorfolojik çeşitlilik, deniz, akarsu, göl gibi değişik ortamlar ve yükselti farklılıkları biyolojik zenginliğin nedenlerindendir.Ülkemizin bu şekilde zengin bir yapıya sahip olması bir çok canlının kendine özgü yaşam alanını bulmasını sağlamıştır.

Türkiye biyolojik zenginlik açısından dünyanın kıta özelliği gösteren pek az ülkesinden biridir.
Biyolojik çeşitliliğin temelini oluşturan bitki, hayvan ve mikroorganizmalar doğal dengenin korumasında büyük etkiye sahiptir. Fakat günümüzde biyolojik çeşitliliği oluşturan bu canlı türleri hızla azalmaktadır bu azalma beşeri etkiler sonucunda olabildiği gibi doğal etkiler sonucunda da oluşabilir.

Biyolojik Çeşitliliğin Önemi ve Korunması
Türkiye flora (bitki toplulukları) ve faunası (hayvan toplulukları) üzerinde çeşitli kuruluşlarca yapılan pek çok araştırma mevcuttur. Türkiyede yaklaşık olarak 160 memeli, 418 kuş, 120 sürüngen, 22 kurbağa, 127 tatlı su balığı, 384 deniz balığı olmak üzere toplam 1230 civarında omurgalı tür tanınır. Türkiyede 800 cins altında 9000 çeşit bitki türü olduğu da bilinmektedir. Ancak bu türlerden bazılarının nesli tükenmiş bazıları da tehlike altındadır. Bitki ve hayvan çeşitliliğinin yok olmasındaki önemli faktörlerden biri de yaşam alanlarının daralmasıdır. Ne yazık ki ülkemizde önemli kuş alanlarının yüzde 46sı, bitki alanlarının ise yüzde 47si herhangi bir koruma statüsünde bulunmuyor.
Türkiyede nesli tükenen canlılardan bazıları şunlardır ;

Asya Fili (Türkiyede nesli 19.yüzyılda tükenmiştir)

169 - Türkiye'de Biyolojik Çeşitlilik
Asya Aslanı

170 - Türkiye'de Biyolojik Çeşitlilik
Hazar Kaplanı

Anadolu Parsı(Anadolu Panteri): Türkiyedeki son panter 1970li yıllarda vurulmuştur.Anadolu panterinin Türkiyedeki neslinin tükendiğine dair bir kanıt yoktur. Ancak varlığı da kanıtlanamamıştır.Her canlı gibi son Panter de bilinçsizliğin,cehaletin ve hırsın kurbanı olmuştur.


sponsorlu bağlantılar