MAHABBETULLAH (ALLAH SEVGİSİ)

"Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günâhlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, esirgeyendir." (Âl-i İmrân: 94/31) [1]

A) Mahabbet:

(mahabbet) sevmek demektir. Mahabbetullah Allah'ı sevmek anlamındadır. Allah sevgisi, herkesin, elde etmek için ardından koştuğu yüce bir mertebedir. Makamların en yücesi, derecelerin en yükseğidir. Kalblerin azığı, ruhların gıdası, gözlerin bebeğidir. Mahabbet bir hayâttır, onsuz insan ölülerden sayılır; bir nurdur, onu kaybeden karanlıklarda kalır. Mahabbettir ki canları, çok güçlüklerle erişebilecekleri ülkelere, hattâ asla erişemeyecekleri mertebelere uçurur.
Mahabbet, (hbb) kökünden gelir. Hubb sâf sevgiye denir. Araplar dişlerin beyazlığına safa’, parlaklığına da diş dâneleri) derler. Kaynamak üzere olan suyun üstüne çıkmağa başlayan kabarcıklara da habâb denir.
Buna göre mahabbet, susamışlıktan (fazla arzudan) kalbin kaynaması, taşması, sevilene ulaşmak için çırpınmasıdır. Hâ'nın fethiyle habâbu'l-mâ', suyun fazlasına denir. Mahabbet de kalbdeki düşüncelerin en baskını olduğundan hbb ile ifâde edilmiştir.
Mahabbet'in kökeni hakkında benzeri başka görüşler de vardır.[2] Bunların hepsini saymağa gerek yoktur. Bizim Türkçemizde mahabbet'in karşılığı sevgidir. Bunun da normaline sevgi, aşırısına aşk, daha aşırısına sevda denilir.
Dinde mahabbet iki türlüdür: Kulun Allah'ı sevmesi, Allah'ın kulu sevmesi. Kur'ân-ı Kerîm'de her iki sevgi hakkında da çok kanıt vardır. Bir kısmını analım: [3]

a. Allah'ın Sevdikleri:

İhsan edenler: "Allah ihsan edenleri sever." (Bakara: 92/195, Âl-i İmrân: 94/134,148; Mâide: 110/13,93)
Tevbe edenler: "Allah tevbe edenleri sever ve temizlenenleri sever." (Bakara: 92/22),
Temizlenenler: "Allah, temizlenenleri sever." (Tevbe: 113/108)
Korunanlar: "Allah, korunanları sever." (Âl-i İmrân: 94/76, Tevbe: 113/4,7)
Sabredenler: "Allah sabredenleri sever. (Âl-i İmrân: 94/146,
Tevekkül edenler: "Allah tevekkül edenleri sever." (Âl-i İmrân: 94/159),
Adaletle hüküm verenler: "Allah, adalet yapanları sever." (Mâide: 110/42, Hucurat: 105/9, Mümtehine: 111/8)
Allah uğrunda yılmadan çarpışanlar: Allah, yolunda harçla yapılmış binalar gibi dizilerek çarpışanları sever." (Saf: 108/4, Mâide: 110/54)
Hz. Muhammed'e tâbi De ki: 'Eğer Allah'ı seviyorsanız, bana tâbi olun ki Allah da sizi sevsin'." (Âl-i İmrân: 94/31) [4]

b. Allah'ın Sevmedikleri:

Saldırganlar: "Allah saldırganları sevmez." (Bakara: 92/190, Mâide: 110/64),
Bozguncular: "Allah, bozgunculuk yapanları sevmez." (Kasas: 49/77, Mâide: 110/64),
Nankörler, günahkârlar: "Allah, hiçbir nankör günah
kârı sevmez." (Bakara: 92/276, Âl-i İmrân: 94/32, Nahl: 70/23, Hac: 88/38),
Zâlimler: "Allah zâlimleri sevmez." (Âl-i İmrân: 94/57,140; Şûra: 62/40),
Kendini beğenmişler: ol: Allah, kendini beğenmiş, övüngen insanı sevmez." (Nisa: 98/107),
Kaba konuşanlar, ağzı bozuklar: Allah açık açık kötü söz söylemeyi sevmez. Ancak kendine haksızlık edilen (yapılan haksızlığa cevap verebilir)." (Nisa: 98/148)
İsraf edenler: Allah, israf edenleri sevmez." (En'âm: 55/141, A'râf: 39/31)
Kibredenleri kibredenleri (böbürlenenleri)."( Nahl: 70/23)
İnkâr edenler, kâfirler: Allah, kâfirleri sevmez." (Rum: 84/45)
Allah'ın Elçisi (s.a.v.) de, Allah'ı her şeyden çok sevmeyi, îmânın şartı saymıştır. Ebû Rezîn el-Akîl, kendisine:
"- Ey Allah'ın Elçisi, îmân nedir? diye sorunca:
- Allah ve Elçisi'nin, sana, her şeyden daha sevgili olmasıdır,demiş"[5] ve buyurmuş ki:.
"Hiçbiriniz, Allah ve Elçisi, kendisine her şeyden daha sevgili olmadıkça inanmış olmaz"[6]
"Kul, beni ailesinden, malından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe inanmış olmaz."[7]
Bu hadîsler,: Peygamber mü'minlere canlarından daha ileridir"[8]
'Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, düşmesinden korktuğunuz ticaret(iniz), hoşlandığınız konutlar, siz.e Allah'tan, Elçisi'nden ve O'nun yolunda cihâdetmekten daha sevgili ise o halde Allah emrini getirinceye kadar gözetleyin (başınıza gelecekleri göreceksiniz)!' Allah, yoldan çıkmış topluluğu (doğru) yola iletmez."[9] âyetlerine uygundur.
Ebû Hüreyre'nin rivayet ettiği bir hadîs de şöyledir: "Allah, bir kulu sevince, Cebrail'i çağırıp: 'Ben falanı sevdim, sen de sev!' der. Cebrail de onu sever. Sonra onun için yer(halkın)da kabul konulur (insanlar onu severler)."[10] Ebû Hüreyre, buğuz hakkında da bunun tersi olacağını söylemiştir, Rahman, inanıp güzel isler yapanlar için (gönüllere) bir sevgi, koyar,"[11] âyeti de bu hadîsi teyîdetmektedir.
Peygamber (s.a.v.) şöyle duâ etmiştir: "Allahım, bana seni sevmeyi ve seni seveni sevmeyi ve beni sana yaklaştıracak işleri sevmeyi lütfeyle; senin sevgini bana nefsimden, ailemden ve soğuk sudan daha sevgili eyle!"[12]

[1] Prof. Dr. Süleyman Ateş Kur’an Ansiklopedisi, Kuba Yayınları: 13/5.
[2] Kuşeyrî,er-Risâle: 144.
[3] Prof. Dr. Süleyman Ateş Kur’an Ansiklopedisi, Kuba Yayınları: 13/5.
[4] Prof. Dr. Süleyman Ateş Kur’an Ansiklopedisi, Kuba Yayınları: 13/6.
[5] İbn Hanbel, Müsned: 4/ll
[6] Nesâ'î, îmân: 2-4; İbn Mâce, Fıten: 23; İbn Hanbel, Müsned: 4/11
[7] Buhârî, îmân: 8, Eymân: 3; Müslim, İmân: 69, 70; Nesâ'î, İmân: 19; İbn Mâce, Mukaddime: 9; İbn Hanbel, Müsned: 3/177,207,275.
[8] Ahzâb:97/6.
[9] Tevbe: 113/24
[10] Buhârî, Bed'u'1-halk: 6, Edeb: 41; Tevhîd: 33; Müslim, Birr: 157; Tirmîzî, Tefsîr Sûre: 19; Muvatta', Şi'r.15; İbn Hanbel, Müsned: 2/267, 341, 413; Kuşeyrî de bunu Risalesinde rivayet etmiştir: 143-144.
[11] Meryem: 44/96
[12] Tirmizî. Da'avât: 72,73