Deri Hastalıkları

 Deri Hastalıkları


  Okunma: 170097 - Yorum: 9
  1. #1
    sponsorlu bağlantılar
    EGZAMA

    Mayasıl diye bilinen egzama, derinin sulanması ile meydana gelen bir iltihaptır. Tıp dilinde; Erythema pernio denir. Kaşıntı ve kızartı ile ortaya çıkar. nedeni; ruhsal olabileceği gibi alerjik tepkiler veya deriyi tahriş eden maddeler de olabilir. Bazı kimselerde de ırsidir. Vücudun hemen hemen her yerinde görülebilir ve bulundukları yere göre isimlendirilirler.

    Tedavinin ilk prensibi; üzülmemek ve egzamalı yerleri kaşımamaktır. Ayrıca, su ve sabunlu sudan olduğu kadar uzak kalmak da gerekir. Su yerine permanganatlı su ve rivanollu su kullanılır. Perhiz yapılır. Acılı, baharatlı ve yağlı yenmez.

    Alerjik Egzama - Allerjik Egzama Atopik DermatitAllerjik Egzama Atopik Dermatit
    Alerjik (allerjik) egzema özellikle hayatın ilk yıllarında en yoğun olarak görülen cilt kuruluğu, döküntü ve kaşıntı ile seyreden bir cilt hastalığıdır. Tipik olarak yanaklar, boyun altı, dirsek içleri ve diz arkası gibi bölgeler en çok etkilenen alanlardır. Altı yaşına doğru şiddeti git gide azalır.

    Alerjik (allerjik) Egzama ya ne sebep olur?
    Alerjik (allerjik) egzemada en önde gelen sebep gıdalara karşı gelişen alerjidir (allerji). Gıdalar içinde de en sıklıkla inek sütü ve yumurta bu durumdan sorumlu bulunmaktadır. Ancak hava yolu ile alınan ev tozu gibi allerjenlerin de sorumlu olabildiği gösterilmiştir.


    sponsorlu bağlantılar
  2. #2
    Kurdeşen

    Tıp dilinde Ürtiker denilen kurdeşen, bir çeşit alerjidir. Ciltte aniden başlayan ve birkaç saat süren dayanılmaz kaşıntılarla kendini gösterir. Ciltte görülen küçük, kırmızı kabarcıklar, bir süre sonra şişebilir. Bu belirtiler, bazen çok kısa zamanda geçer, bazen de uzun süre devam eder.

    Nedeni, böcek veya arı sokması, bozuk yiyecekler, bazı yiyecekler, bazı ilaçlar veya aşırı derecede heyecanlamadır. Tedaviye geçmeden önce hastalığı doğuran nedeni bulmak gerekir.

    ÜRTİKER (DABAZ / KURDEŞEN)

    Halk arasında kurdeşen veya dabaz olarak bilinen ürtiker tıbbi olarak 2 aydan kısa süredir var ise akut, uzun süredir var ise kronik olarak adlandırılır. Ciltte kırmızı, kabarık, kaşıntılı, yer değiştiren döküntülerdir. Eğer bunlara dudak ve gözlerde balon gibi şişlikte eklenmişse o zaman bu durum "anjioödem" olarak adlandırılır ve tablonun ciddiyetini artırır. Çocuk yaş grubunda ürtikere en sık yol açan durumlar şunlardır: Mikrobik durumlar (vücudun herhangi bir odağında infeksiyon), bazı gıda alımları, böcek ısırmaları, bazı ilaçlar, nadiren solunumsal allerjenler ve diğer hastalıklar. Erişkin yaş grubunda ise bu sıralama şöyledir: İlaçlar, mikrobik durumlar, bazı gıda alımları, nadiren solunumsal allerjenler ve diğer hastalıklar.

  3. #3
    Sedef hastalığı nedir?


    edef hastalığı kronik bir cilt hastalığıdır. İsveç’te sedef hastalığı olan kişilerin sayısı 250 000 dolayındadır. Hastalık belirtileri, beyaz pullarla kaplı kırmızı bölgelerden oluşur. Hastalığın nedeni cilt hücrelerinin normalden daha hızlı yenilenmesidir. Sedef kızarıklıkları, en çok dirsek, diz, göğüs ve saç diplerinde olmakla birlikte vücudun her yerindegörülebilir. Sedef hastalığı ciltte küçük benekler şeklinde olduğu gibi, koltuk altı ve kasıklarla cinsel organ çevresindeki ciltte aşırı kızarıklık şeklinde de ortaya çıkabilir. El, ayak ve tırnaklar da bu hastalığa maruz kalabilir. Araştırmacılar, sedef hastalığının otoimün bir hastalık olduğunu, yani vücudun bağışıklık sisteminin ciltte ve çoğu zaman eklemlerde iltihaba yol açtığını düşünmektedirler. Eklem hastalığına psoriasisartrit denir. Sedef hastalığına yol açan şey nedir?

    Sedef hastalığının nedeni bilinmemektedir. Soya bağlı özelliklerin (genler), bu hastalığa yakalanma eğiliminde büyük bir rol oynadığı sanılmaktadır. Soya bağlı özellikler dışında kimi enfeksiyonlar ve stres gibi bazı başka etkenler de hastalığın başlaması ve gelişmesinde bazen etkili olmaktadır. Sedef hastalığı kimlerde görülmektedir? Sedef hastalığı, yaşamın her döneminde baş gösterebilir. Bununla birlikte, daha çok, genç insanlarda görülür. Sedef hastalığı olanların yüzde ellisi bu hastalığa 25 yaşından önce yakalanmıştır. Sedef hastalığı küçük çocuklarda da görülebilir, ancak bu durum, çok olağan değildir. Sedef hastalığına yakalanan erkeklerle kadınların sayısı birbirine eşittir.Sedef hastalığı bulaşır mı? Hayır! Sedef hastalığı kesinlikle bulaşmaz

    Sedefin sebepleri nelerdir?
    Hiç kimse sedefin sebebini tam olarak bilmiyor, fakat bugün araştırmacıların çoğu bağışıklık sistemi ile ilişkili olduğu kanaatindedirler. Sedefde bağışıklık sistemi her nasılsa tetiklenmiştir, bu da deri hücrelerinin büyümesini hızlandırır. Normal deri hücreleri 28-30 günde olgunlaşır ve deri yüzeyinden fark edilmeden dökülür. Fakat sedef hastalığında deri hücreleri sadece 3-4 günde olgunlaşır ve hücreler yüzeyde yığılarak deriden kalkık kırmızı lezyonları oluşturur

    SEDEF HASTALIĞI ve TEDAVİ YÖNTEMLERİ (Psöriasis)
    Sedef hastalığı immunogen etik bir hastalıktır. Irsidir ve vücudun bağışıklık sistemi ile ilgilidir. iklim, yiyecekler, enfeksiyonlar, depresyon ve hastaların psikolojik durumları hastalığı azdırır veya davet eder, ancak sebebi değildir.

  4. #4
    SİĞİLLER / VERRUCA VULGARİS veya HUMAN PAPİLLOMAVİRÜS İNFEKSİYONU

    Siğiller; derinin üst tabakasına veya mukozaya yerleşen Human Papillomavirüs / HPV olarak bilinen bir virüse ait infeksiyonlardır. Siğillerin şekli bulunduğu bölgeye veya tipine göre değişmekle beraber, genellikle deriyle aynı renkte, kabarık, nasırımsı sert görünümdedirler.(1)

    KAÇ ÇEŞİT SİĞİL VAR?
    Siğilleri 4 ana grupta toplayabiliriz

    1-YAYGIN SİĞİLLER/VERRUCA VULGARİS:Ellerde, parmaklarda ve tırnak çevresinde görülen bu tip siğiller çok yaygındır.Deri bütünlüğünün bozulduğu durumlarda (tırnak yeme/yolma, vb.) daha kolay çıkar.çocuklarda sık görülür.

    2-AYAK TABANI SİĞİLLERİ/PLANTAR WARTS: Tek veya çoklu gruplar (mozaik warts) halinde olabilir.Diğer siğillerden farklı olarak deri içine gömülü görünümdedirler ve ağrı yapabilirler. Vücut ağırlığının basısına bağlı olarak bu şekilde gelişirler. Üzerlerinde kanama odaklarını gösteren kırmızı/siyah noktacıklar olabilir.Ağrı, siğilin büyüklüğüne ve derinliğine (basıya) göre değişir.

    3-DÜZ SİĞİLLER/FLAT WARTS: Nispeten küçük,yumuşak ve üzerleri düz siğillerdir.Sayıları çok fazla olabilir. Vücudun her yerinde olabileceği gibi, yoğunluk yüz ve saçlardadır.Düz olmaları nedeniyle gözden kaçabilirler.

    4-ETEK SİĞİLLERİ/GENİTAL WARTS/KONDİLOMA:Erişkinlerde daha sık görülür ve yaşam kalitesini etkiler. Farklı büyüklük ve sayıda olabilir. Genital organların dışında ve bayanlarda vajen, servix gibi iç kısımlarda da olabilir.Çok eşli ve güvenlik önlemi olmadan cinsel temasta bulunanlarda rastlanır. Bu tip, özellikle bayanlarda servixi (rahim ağzını) uzun süre tedavi edilmeksizin tutarsa kansere kadar giden değişikliklere neden olabilir.

    NASIL BULAŞIR?

    Siğiller direk kişiden kişiye temasla bulaşır.Nadiren indirek yollarla bulaşabilir. Siğiller bulaştıktan sonra hemen belirmezler.Kuluçka dönemi aylarca sürebilir. El, ayak tabanı ve düz siğillerin bulaşma riskleri düşüktür.Ancak etek siğillerinin bulaşma özelliği çok yüksektir,bulaşma yolu da cinsel temastır. Siğillerin indirek bulaşma yolları arasında ortak kullanılan havlu,bornoz terlik gibi giysiler ile havuz,hamam ve kaplıca alışkanlıkları riskli olabilir.

    BÖLGESEL YERLEŞİM VE BULAŞICI ÖZELLİKLERİ NEDEN FARKLIDIR?

    Siğil virüslerinin /HPV, 100 farklı tipi bulunduğu anlaşılmıştır.(HPV 1,HPV 2 vb) Bunlardan yaklaşık 10 tanesi özellikle genital bölgeye yerleşmeye eğilim göstererek, çok kolay bulaşır ve tedaviye direnç gösterirler.Bu nedenle bunlara YÜKSEK RİSK GRUBU SİĞİLLER adı verilir (2).Bunların içinde HPV16 en azgın olanıdır ve rahim ağzı kanserlerinde doku içinde sık rastlanır.

    NEDEN HERKES DE SİĞİL OLMAZ?
    Siğiller her bünyeye giremez; girse bile üreyemez.Deri bütünlüğünün bozulması (tırnak yiyen/yolan kişiler),bağışıklık sisteminin bozulması(kansız/anemi veya kanser hastaları,bağışıklık sistemini baskılayan ilaç alanlar vb.),allerjik bünyeli olma durumlarında infeksiyon kolay yerleşir.Yoğun stresi olanlar,sıkı diyet veya düzensiz/dengesiz beslenenlerde,aşırı çalışma ve yorgunluk halleri,çok eşli ve güvenlik önlemi olmaksızın cinsel temasta bulunanlarda, ortak havlu, bornoz kullananlarda,havuz,hamam,jakuziyi sık kullananlarda bulaşma riski yüksektir.

    SİĞİLLER MUTLAKA TEDAVİ EDİLMELİ Mİ?
    Çocuklarda siğillerin çok büyük bir kısmı tedavi gerektirmeksizin zaman içinde kendiliğinden kaybolur.Ancak kendiliğinden kaybolmanın kimlerde oluşacağı öngörülemediğinden,diğer kişi ve bölgelere yayılmasını önlemek için tedavi gerekir.
    Erişkinlerde ise kendiliğinden kaybolma çocuklar gibi kolay ve kısa zamanda gelişmez.Özellikle yüksek risk grubuna dahil olan HPV tiplerinin fonksiyonları tedaviye bile direnip nüksedebilirler.Bu tip siğiller uzun süre tedavi edilmeksizin kalırlarsa bulundukları bölgede kanserleşme riski taşırlar.Bu nedenle mutlaka tedavi edilmelidirler.

    SİĞİLLERİ NASIL TEDAVİ EDERİZ?
    Siğilleri tedavi etmek için 100'ün üzerinde seçeneğimiz vardır.Ancak tedavi hastanın yaşı,siğilin tipi,yerleştiği bölge ve maddi imkanlara göre değişir.Bir diğer sınıflandırma da tedavinin hasta veya hekim tarafından uygulanmasına göre belirlenmesidir.
    Cerrahi tedavi yöntemleri, cryo,laser,elektrokoter,cerrahi eksizyon hekimlerin uygulayabileceği yöntemlerdir. Dıştan, salisilik asit,5-FU, podophyline uygulamaları ise hastaların evde kendilerinin tatbik edebilecekleri yöntemlerdir.
    Alternatif olarak immunoterapi, interferon ve imiquimod (ALDARA) düşünülebilir.

    SİĞİL İÇİN DOKTORA GİTMESEM OLMAZ MI?
    Hocaya okutmak,sarımsak sürmek,sigara basmak gibi bilimsel olmayan yöntemler hastalar tarafından devamlı sorulur. Ancak HPV infeksiyonlarının yüksek risk grubuna dahil olmayan tiplerinde, döküntüler çoğu zaman hiçbir uygulama yapılmaksızın da zaten gerileyebilir.Bu nedenle "okuttum kayboldu" öyküleri muhtemelen bu tip gerileyen döküntülerdir.Ancak strese bağlı olarak gelişen siğillerde bir büyünün veya hocanın sıkı bir telkini veya hipnoz bir anlamda psikoterapi yerine geçebilir.Zararı olmadığından ülkemizde çoğu zaman hastalar hekime de danışmadan bu uygulamayı yaparlar.Her halükarda doğru olan uzman hekime danışmaktır.

    SİĞİL DEVAMLI TEKRARLIYOR İSE...
    Bu durumlarda şu ihtimaller akla gelir:
    - Hasta tedaviyi tam uygulamıyordur
    - Hastanın vücut direnciyle ilgili sorunlar vardır.(kansızlık, parazit, kronik infeksiyonlar ve böbrek yetmezliği, atopik bünye,immünyetmezlik,beslenme bozukluğu vb.)
    - Hastanın yoğun stresi devam ediyordur.
    - Siğil, yüksek risk grubuna dahil bir HPV tipine aittir.(HPV 16 gibi)
    - Yakın çevrede bulaş kaynağı olabilir.

    YENİ GELİŞMELER VAR MI?
    Var.En önemlisi gerek koruyucu, gerekse de tedavi edici HPV aşılarıyla ilgili deneysel çalışmaların yoğun bir şekilde devam ettiği ve hayvansal çalışmalarının bitmekte olduğudur.

  5. #5
    Akne nedir?

    Genel olarak 'sivilce' adıyla bildiğimiz akne en sık rastlanan cilt problemidir. Her 100 yetişkinin 85'inin hayatının bir döneminde geçip gider, 15'inde ise tedavisi güç bir hal alır.

    Akne derimizde bulunan yağ bezlerinin bir hastalığıdır, normalde bu bezlerin salgıladığı yağın deri yüzeyine çıkarak atılması gerekir. Ancak ergenlikdöneminde yağ bezi daha fazla yağ salgılar, bu yağın deri yüzeyine geçişini sağlayan kanal yoğunlaşmış bir yağ kütlesi nedeniyle tıkanır. Aknenin temel nedeni bu tıkanmadır.

    Bu tıkaç doğal bir boya nedeniyle (kirden değil!) siyahlaşır ve cildimizde zaman zaman gördüğümüz ve sıkmaya çalıştığımız siyah noktalar (komedon) oluşur. Ancak tek neden bu değildir.

    Derimizde ne kadar temizlesek de birçok bakteri bulunur.Bu bakteriler yağ bezlerinin tıkalı olan kanallarından içeri girerek hem varlıklarıyla hem de ortaya çıkardıkları birtakım kimyasal maddeler nedeniyle tıkanmış olan yağ bezinde bir iltihaba (enflamasyon) yol açarlar.

    Akne çeşitleri

    Akne ve cilt sorunlarıyla ilgili bir yazı okuduğunuzda konuyla bağlantılı bazı tanımları bilmek önemlidir. İşte akneyle ilgili karşılaşabileceğiniz bazı terimler:

    Lesion (lezyon)
    Cilt hücrelerinin hastalık veya yaralanma sonucu fiziksel değişime uğramalarına lezyon adı verilir. Harici (akne, cilt kanseri, bıçak kesiği vb.) veya dahili (iç organlarda görülenleri) olarak ayrılırlar. Yani akne lezyonu denildiğinde yağ bezlerindeki bir düzensizlikten kaynaklanan ciltteki fiziksel değişimden bahsedildiği anlaşılır. Akne lezyonlarının ciddiyeti comedon denen siyah ve beyaz noktalardan nodül ve kistlere kadar değişir.

    Comedon (siyah ve beyaz noktalar)
    Bunlar yağ foliküllerinin içindeki ölü hücreler, minik kıllar ve bazen bakterilerle tıkanmış yağ dokularıdır. Görüntüleri nedeniyle "siyah veya beyaz noktalar" olarak adlandırılırlar. Steril ortamda bir cilt uzmanı tarafından yapılmadıkça sıkılmamalıdırlar çünkü çok çabuk mikrop kapıp daha büyük sorunlara sebep olabilirler

    Akne tedavisi
    Akne tedavisi lezyonların yaygınlığı ve ciddiyetine göre düzenlenmektedir. Tedavide topikal uygulamalardan, sistemik ilaç tedavilerine kadar pek çok değişik yöntem mümkündür.Yıllar önce sülfür, rezorsinol, salisilik asit ve keratinolitik ajanlar sıklıkla kullanılmaktaydı. Günümüzde halen kullanılmasına rağmen, majör topikal ajanlardan vitamin A deriveleri, benzoil peroksit ve topikal antibiyotikler tercih edilmektedir. Topikal tedavide sadece lezyon olan noktalar değil tüm akne çıkabilecek alanlar tedavi edilmeli, tedavinin uzun süreli ve düzenli olması sağlanmalıdır. Bazen de sistemik tedavilerin etkinliğini devam ettirmek için topikal tedavilerden faydalanılmaktadır

  6. #6
    Kızamık nedir?

    Kızamık, kış sonu ve ilkbahar döneminde görülen, ateş ve döküntü ile seyreden, bulaşıcı bir hastalıktır. Kızamığın başlangıcında birkaç gün süren bir ateş döneminden sonra öksürük, burun akıntısı ve gözlerde kızarıklık belirtileri gelişir. Döküntü yüzde ve boyunda başlar, sonra aşağıya doğru gövdeye, kollara, bacaklara ve ayaklara yayılır. Beş gün kadar süren döküntü, yayıldığı sırayla kaybolur.

    Kızamık nasıl ve ne zaman bulaşır?
    Kızamık çok bulaşıcıdır. Kızamıklı kişi, döküntüsü başlamadan dört gün önce ve başladıktan dört gün sonraki dönem arasında hastalığı başkalarına bulaştırabilir. Kızamık virüsü burun ve boğaz içindeki salgılarda bulunur. Kişi hapşırdığı ya da öksürdüğü zaman mikroplar damlacık ile etrafa yayılır. Havada veya bulaştığı zeminde iki saat süre ile canlı kalıp başkalarına bulaşabilir.

    Kızamık önemli bir hastalık mıdır?
    Evet. Kızamık, hastalığı geçiren kişiyi okula veya işe gitmekten alı koyacak derecede ateş ve halsizliğe neden olur. Bunun ötesinde, özellikle neden olduğu yan etkilerden dolayı tehlikeli bir hastalıktır. Hastalanan her 100 kişiden 6-20’si orta kulak iltihabı, ishal ve hatta zatürree geçirir. 1000 kızamıklıdan birinde beyin iltihabı gelişir. Ülkemizde her 100 kızamık vakasından en az 1’inin öldüğü bilinmektedir.

    Kızamık aşısı neden gereklidir?
    Kızamıktan korunmanın tek yolu aşıdır. Kızamık aşısı kızamığa karşı son derece etkin ve güvenli bir aşıdır. Ülkemizde 1970’lerden bu yana kullanılmaktadır. Ancak toplumdaistenilen düzeyde aşılama oranlarına ulaşılamadığı için kızamık hastalığı ve ölümleri yaygın olarak görülmeye devam etmektedir. Tamamı

    Kızamık (Rubeola, Measles)

    Kızamık, solunum yoluyla ve hasta ile direkt temas sonucu bulaşır. Çabuk yayılan bir hastalık olduğu için salgın oluşturabilir. Bu salgınlar genellikle kış sonu ve ilkbahar aylarında görülür.
    Kuluçka dönemi 10-14 gündür. Başlangıç döneminde başağrısı, ateş, nezle, öksürük, gözde batma, kaşıntı hissi ve ışığa duyarlılık görülür.

    3-4 gün kadar süren bu belirtilerden sonra ağız içinde, kızamık için tipik sayılan mavimtrak beyaz lekeler (koplik lekeleri) çıkar. Bu lekelerin görülmesinden sonra ateş yükselir, öksürük artar, yüz ve dudaklar şişer, gözde batma ve kaşıntı çoğalır. Döküntü döneminde önce alın ve kulak arkasında, sonra yüz ve boyunda, 1-2 gün içinde ise bütün vücutta döküntüler görülür. Önceleri pembe ve birbirinden ayrı olan bu döküntüler, zamanla birleşerek büyür. Bu dönem de 7-10 gün kadar devam eder ve ateşin düşmesiyle sonuçlanır.Tamamı

    Kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşısı (MMR)

    Aşılanmak neden gereklidir?

    Kızamık, kızamıkçık, kabakulak insandan insana hava yolu ile bulaşabilen ciddi hastalıklardır. (MMR) aşısı, bu hastalıkları önleyebilir

    Kızamık; ateş, döküntü, burun akıntısı ve göz kızarıklığıyla seyreder; kulak enfeksiyonu, zatürre, havale, beyin hasarı ve hatta ölüme yol açabilir.

    Kabakulak; ateş, başağrısı ve şişmiş tükürük bezlerine sebep olur. Sağırlık, menenjit, testis veya yumurtalıkların ağrılı şişmesi ve nadiren ölüme yol açabilir.

    Kızamıkçık (rubella); hafif ateş ve eklemlerde şişlikle (çoğunlukla kadınlarda) seyredebilir. Hamilelikte geçirilen hastalık, düşüğe ya da bebekte sakatlığa neden olabilir.

    Kimler, ne zaman MMR aşısı olmalı?

    MMR diğer aşılarla aynı zamanda yapılabilir. Çocuklarda iki doz önerilmektedir.

    12-15 ay
    4-6 yaş.
    Çocuklar ikinci dozu, ilkinden en az 28 gün arayla olmak şartı ile herhangi bir zamanda olabilirler. 4-6 yaşta aşılanmayan çocuklara, ilkokul döneminde aşı yapılmalıdır. Tamamı

    Kızamık, "Rubeola"

    Kızamığın etkeni bir virus olup Miksovirüs grubundandır. Hastalık kış ve ilk bahar aylarında görülür. Kızamık aşısının yaygın olarak uygulanmadığı toplumlarda 2 - 3 yıl aralıklarla salgına yol açabilir. Hastalık mikrobu, kızamıklı hastaların ağız - burun boşluklarında (nazofarenkste) taşınır. Hastalığın ilk belirtisinin görülmesinden itibaren 7 gün süre ile bulaşıcıdır. Kızamık mikrobu vücuda girdikten sonra üreyip, hastalık belirtilerinin ortaya çıkması için geçen zaman yaklaşık 10 - 12 gündür. Hastalık kendini ateş, konjuktivit, kuru ve inatçı öksürük, burun akıntısı ve ağız içinde lekeler ( Koplik lekeleri ), fotofobi ( ışığa bakamama ) ile kendini gösterir. Koplik lekeleri etrafı pembe - kırmızı bir halka ile çevrili, 1 mm. çapında mavimtrak - beyaz noktalardır ve alt azı dişleri hizasından başlayıp hızla ağız içi mukozasına yayılırlar. Koplik lekeleri, vücut döküntülerinden 2 gün önce belirir ve döküntünün 3. günü tamamen kaybolur.Tamamı

    Tanım Suçiçeği ya da varisella, herhangi bir yaşta ortaya çıkabilirse de daha çok çocuklarda görülen bir bulaşıcı hastalıktır. Bu hastalığın tipik özellikleri ateşle seyretmesi ve deride ortaya çıkan kabartılardır. Suçiçeği adının da bu kabartıların birkaç saat içinde içi saydam sıvıyla dolu kesecikler haline gelmesiyle ilişkili olduğu söylenmektedir.

    Başlıca Nedenleri Bu hastalık özellikle on yaşın altındaki çocukları etkileyen salgınlar şeklinde ortaya çıkar. Varisella zoster virüsünden kaynaklanır ve olağanüstü bir bulaşıcılığa sahiptir. Her ne kadar bu hastalığı geçirmekle yaşam boyu bağışıklık kazanılırsa da, virüs uyku halinde bekleyip daha sonra yetişkinlik çağında kendini herpes zoster yani zona olarak gösterebilir.Tamamı

    Su çiçeği ile ilgili diğer kaynaklar

    Su Çiçeği Nedir?

    Varisella adıyla da bilinen Su çiçeği hastalığı, çocukluk döneminde hemen hemen herkesin yaşadığı, son derece bulaşıcı ve yaygın olarak görülen viral bir enfeksiyondur.
    • Varicella zoster adlı virüsün neden olduğu su çiçeği, temastan 14-16 gün sonra, ateş, baş ağrısı, karın ağrısı, halsizlik gibi genel belirtilerle ortaya çıkar ve hemen ardından ciltte içi sıvı dolu döküntülerle kendini gösterir.
    • Döküntüler, yüz ve gövdede başlar, kol ve bacaklara yayılır.
    • Su çiçeği döküntülerinin şiddeti, ateş ile doğru orantılıdır. 10-20 döküntü görülebildiği gibi, tüm vücudu sarmış 300-500 döküntü de sık görülebilmektedir.
    • Virüs, vücut dışında 1-2 saat canlı kalabilir.
    • İnsandan insana havadan, soluma, öksürme, hapşırma yoluyla, ayrıca döküntülere doğrudan temas ile kolaylıkla bulaşır.
    • Çocukların toplu bulundukları ortamlarda, yuva, kreş, okullarda bulaşma çok hızlı ve yaygındır.
    • Su çiçeği geçiren bir çocuğun ev halkına bulaştırma oranı %90'ın üzerindedir.
    • Döküntülerin ortaya çıkışından 2 gün öncesi ve 4-5 gün sonrasına kadar hastalık bulaşıcı durumdadır.
    • Son derece kaşıntılı olan bu döküntüler, hasta çocuğa büyük rahatsızlık, huzursuzluk vermekte ve kaşıması halinde yaşam boyu kalacak ve özellikle yüzde estetiği bozacak izlere neden olabilmektedir. Bazen döküntüler ağız ve burun içinde de ortaya çıkabilir ki gözde çıkanlar önemli sorunlar doğurabilir.Tamamı

    Çıban

    Büllöz olmayan formu, sıklıkla yüz ve ekstremitelerde , kesi, çizik, böcek ısırması gibi minör bir travma sonucu oluşur. Eritemli bir zeminde papül, ardından küçük bir vezikül şeklinde başlar, hızla püstüle ve rüptüre olur. Pürülan akıntı kurur ve karekteristik kalın, sarı-yeşil kabuklar oluşur. Bal peteği görünümündedir. Kaşıntı sıktır ve kaşınmayla yayılır. Yüzeyeldir, ülsere olmaz ve dermisi infiltre etmez. Hafif bölgesel bir lenfadenopati olabilir. Sistemik infeksiyon bulguları , ateş çok nadirdir. Ağrısızdır ve skar bırakmaz. Grup A streptokoklar tarafından oluşan impetigo bazen poststreptokokal glomerulonefrite yol açabilir. Büllöz impetigo; yenidoğan ve infantlarda oluşur. Vezikül olarak başlar, sonra bül haline geçer , büller kolayca rüptüre olur, kırmızı bir yüzey oluşur, sonra açık kahverengi krutlar ortaya çıkar. Sıklıkla boyun, yüz ve çeneyi tutar. Tamamı

    Zona

    Zoster kelimesi yıllar boyu vücudu saran döküntüleri tarif etmek için kullanılmıştır. Hastalığı tarif etmek için birçok, renkli terim kullanılmıştır; Norveçliler 'cehennemden güller kemeri', Danimarkalılar 'cehennem ateşi' olarak isimlendirmişlerdir. Çok ağrılı bir hastalık olduğu için bu isimler son derece uygundur.

    Başlıca Nedenleri Zona ile suçiçeğinde etkenin aynı virüs (varicella zoster) olmasına karşın, iki hastalık hastalık birbirinden farklıdır. Zona genellikle orta yaşın üstündeki insanlarda görülür. Suçiçeği geçirildikten sonra konak sinir hücrelerinde bekleyen virüsün yeniden aktive olması ile ortaya çıkmaktadır. Tamamı

    Zona hastalığı, Herpes Zoster, Gece yanığı

    Belirtileri Belirtiler vücutta orta hattın sağ veya sol tarafında kuşak gibi vücudun tek tarafını saran veya bir hattı izleyen bir alanda gelişen ağrı, iğnelenme, hassasiyet gelişimi ile başlar. Beraberinde hafif ateş ve başağrısı da görülebilir. Genelde 1-3 gün içinde aynı alanda kızarıklık, kabarcık gelişimi meydana gelir. Bölgedeki kabarcıklar birbirine bitişik içi su dolu hale gelirler (vezikül). Zamanla içi irin dolu hale gelebilirler. Kabarcıkların üzeri açıldığında kurur ve üzeri kabukla kaplanır. İlk oluşumlarından itibaren bu kabarcıkların geçiş süresi 2-3 hafta arasındadır. Ancak ağrı daha uzun süre içinde iyileşmektedir. Bazı hastalarda sadece derideki belirtiler veya sadece ağrı gelişimi ile zona geliştiği görülmüştür.
    Süresi Hastalığın deride oluşturduğu kabarcıklar 2-3 hafta içinde iyileşmektedir. Ancak ağrının geçme süresi daha uzun zaman içinde olmakta, bazen kalıcı olabilmektedir.

    Nerelerde etkilidirZona hastalığı deri üzerinde görüntüleri ile tanı konan bir hastalıktır. Saçlı deriden ayak ucuna kadar her yerde belirtileri olabilen hastalık en çok göğüs, kalça ve yüzde görülmektedir. Ancak hastalığa dahil olan sinir köklerine göre deri dışında da belirtiler olur. Yüzde meydana gelen zonada ağız içinde kabarcıklar olabileceği akılda tutulmalıdır. Yüzdeki hastalık gözde de virüs yerleşmesine sebep olabileceği için doktorunuz sizi göz doktoru muayenesi için yönlendirecektir.Tamamı

  7. #7
    Kan Çıbanı

    Belirtileri
    İltahaplı alanın merkezinde kan dolaşımının yavaşlaması çevre dokuya sızıp şişkinlik yapmasıdır. Diğer çıbanlar gibi kesinlikle ellenmemesi, sıkılmaması ve oynanmaması gerekmektedir. Aşağıdaki öneriler çıban olgunlaşıp cerahat boşalmacaya kadar uygulanmalıdır.

    Tedavi
    Çıbanın üzerini kapatacak şekilde kesilen pancar iyice kaynatılıp günde iki defa değiştirmek kaydıyla çıbanın üzerine konulur.

    * Bir miktar siyah zeytin çekirdeklerinden ayırılıp havanda dövüldükten sonra çıbanın üzerine sürülür.

    * Bir çorba kaşığı kükürt tozu bir kahve fincanı vazelin ile karıştırıldıktan sonra çıbanın üzerine sürülür.

    * Bir miktar iyice yıkanmış marul veya lahana yaprağı çıbanın üzerine konulup bağlanır.

    * Bir bardak sütün içine bir incirin yarısı katılıp kaynatıldıktan sonra çıbanın üzerine bırakılıp gazlı bezle sarılır.

    * Birer kahve fincanı kuru üzüm ile içyağı havanda dövülerek iyice ezildikten sonra çıbanın üzerine sürülür.

    * Çıbanın üzerine kekik yağı sürülür.

    * Bir miktar havuç yaprağı bir ocağın üzerinde kavurulup çıbanın üzerine külü serpilir.

    * Bir litre suyun içine iki çorba kaşığı kuzukulağı katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde üç kere birer çay fincanı içilir.

    * Bir miktar menekşe kökü ezilip çıbanın üzerine sürülür.

    * Bir fincan kaynar suyun içine bir tatlı kaşığı kadar sarı yoğurt otu katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra, suyun içine batırılacak olan pamukla çıbanın üzerine sıcak kompres yapılır.

    * Bir litre suyunu içine ince kıyılmış iki çorba kaşığı şahtere otu katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde ikişer çay fıncanı içilir

  8. #8
    verdiginiz bilgiler icin cok tesekkür ederim....
  9. #9
    bilgiler gerçekten güzelmiş....çokkkkkk teşekkürler (:
  10. #10
    aynen ya kaç site dolandım bunun kadar iyi bir site çıkmadı hatta doğru site çıkmadı teşekkürler:-)